Fon skandalında yandaşlar sorumluluğu iktidarın üzerinden atmak için harekete geçti. Yandaş medyanın manşetlerinde tek suçsuz Saray oldu. Skandala ilişkin tepkiler sürerken muhalefet partileri iktidara, “Nasıl haberiniz yok, siz ne iş yaparsınız? Doğrudan siz sorumlusunuz” vurgusu yaptı.
YTÜ’deki demokratik alanlarımızın hedef alınmasının nedeni, iktidarın öğrencilerin örgütlendiği alanları hedef alması. Bu saldırılar geri çekilmenin gerekçesi değil, sözümüzü birlikte söylemenin ne denli büyük bir güç olduğunun göstergesi.
Borsadaki milyarlık fon iddialarında iktidarın Fatma Betül Sayan Kaya'nın "üzerine gittiğini" savunan Ahmet Hakan'a Emin Çapa sert çıktı. Çapa, "Muhalefet ortaya çıkarmadan önce ihraç mı ettiler, evine şafak baskını mı yaptılar?" dedi.
Ahmet Hakan: İktidarın göbeğinde olmanın da bir kıvamı var 29.09.2026 Diken RİSK: Siyasi hayatta iyidir. Vurgunda ise sonu hep rezil rüsva olmakla biter.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidarın ekonomi, adalet ve özgürlük politikalarını eleştirerek, “Önümüzdeki günlerde toplum çok daha büyük yolsuzluklarla, çok büyük hırsızlıklarla yüzleşmek zorunda kalacak. Artık birbirlerini ifşa etmeye başladılar. Artık paylaşımda sıkıntı olduğu için birbirlerini ispiyonlamaya başladılar” dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Yıldırım İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İktidarın 24 yıl önce “3Y” ile mücadele vaadiyle göreve geldiğini belirten Arıkan, bugün ise “israf, iltimas ve istismar” düzeninin oluştuğunu savundu. Arıkan, “Bunlardan bir tanesi yolsuzluk, bir tanesi yoksulluk, bir tanesi de yasaklarla mücadele. İnandı insanlarımız, 24 yıl kayıtsız şartsız bugünkü iktidara destek verdiler. Biz biliyorduk ama son bir hafta içerisinde mızrak çuvala sığmadı” ifadelerini kullandı. “Cerahat boşalmaya başladı. Arkası gelecek. Bu daha bir başlangıç” diyen Arıkan, önümüzdeki dönemde daha büyük yolsuzluk iddialarının gündeme geleceğini öne sürdü. “İsraf, iltimas, istismar düzenini kurdular” Arıkan, iktidarın “3Y” hedefini gerçekleştiremediğini savunarak, “Bugün de ülkemiz 3İ ile yönetiliyor. Birinci İ'miz israf, ikinci İ'miz iltimas, üçüncü İ'miz de istismar maalesef” dedi. İsrafın toplumda yaygın şekilde eleştirildiğini belirten Arıkan, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddialara değindi. İltimas konusunda ise liyakat yerine iktidara yakınlığın belirleyici olduğunu ileri sürdü. Arıkan, “Bugün ülkemizde hak eden hak ettiği yere gelmiyor. İktidara ne kadar yakınsanız, iktidara ne kadar kayıtsız şartsız biat ediyorsanız istediğiniz her şey oluyor” diye konuştu. Manevi, dini ve milliyetçi duyguların siyasette kullanıldığını savunan Arıkan, “Siyaset duyguları kullanma sanatı değildir, siyaset sorunları çözme sorumluluğudur” ifadelerini kullandı. “Sağlam bir denetim mekanizması kuracağız” Saadet Partisi'nin iktidara gelmesi halinde israfın karşısına “iktisadı”, iltimasın karşısına “ilkeleri”, istismarın karşısına ise “ihtimamı” koyacağını söyleyen Arıkan, devlet yönetiminde denetim mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yasama, yürütme ve yargının yanında denetlemenin de temel bir işlev olduğunu ifade eden Arıkan, Saadet Partisi iktidarında denetim mekanizmalarının denetlenen kurumlardan bağımsız çalışacağını söyledi. Arıkan, “Denetleyen kişi, ‘acaba şu kurumdaki yolsuzluğu ortaya çıkardığımda başıma bir iş gelir mi’ kaygısıyla hareket etmeyecek” dedi. SPK ve operasyonlar üzerinden eleştiri Arıkan, son dönemde gerçekleştirilen operasyonlara da değinerek, bazı yolsuzluk ve suç iddialarının kamu kurumlarından önce Avrupa'daki yatırım fonları ve medya mensupları tarafından gündeme getirildiğini savundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek döneminde gerçekleştirilen operasyonları sıralayan Arıkan, yasa dışı bahis, sanal kumar, uyuşturucu, yeni nesil suç örgütleri, usulsüz vatandaşlık, kamu kaynakları, kişisel veriler, turizm bölgeleri ve sermaye piyasalarına ilişkin operasyonlara dikkat çekti. Arıkan, “Bizim itirazımız, bugün yapılanların dün neden yapılmadığıdır. Daha önceki adalet bakanları neden böyle operasyonlar yapmadılar? Kim tuttu sizi? Kim engel oldu size? Çıkın konuşun, anlatın bunları” diye konuştu. Saadet Partisi olarak yürütülen operasyonlara destek vereceklerini belirten Arıkan, ancak mevcut operasyonların geçmişte yaşanan sorunların üzerini örtmemesi gerektiğini söyledi. “Sayın Gürlek Meclis'te hesap verme ihtiyacı hissetmiyor” Arıkan, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumluluklarını da eleştirdi. Gürlek'in 227 gün önce bakan olduğunu ve kendisine 638 faili meçhul dosya geldiğini söyleyen Arıkan, bu dosyaların önemli bölümünün AK Parti döneminde işlendiğini iddia etti. Arıkan ayrıca, Bakan Gürlek'e 227 gün içerisinde 923 soru önergesi verildiğini, bunlara yanıt verilmediğini savundu. “Türkiye Büyük Millet Meclisi 923 tane soru sormuş, hiçbirini cevaplama nezaketi yok. Siz kimin bakanısınız? Bir kişinin bakanı mısınız? Bir partinin adalet bakanı mısınız?” diyen Arıkan, Bakan Gürlek'in Meclis'e karşı hesap verebilir olması gerektiğini ifade etti. “Türkiye'nin sorunu yeni bir anayasa değil, yeni bir anayasa anlayışıdır” Anayasa tartışmalarına da değinen Arıkan, Türkiye'de yeni bir anayasaya ihtiyaç bulunduğunu ancak mevcut anayasanın uygulanması konusunda sorunlar yaşandığını savundu. Arıkan, “Bugün Türkiye'nin sorunu yeni bir anayasa değil, yeni bir anayasa anlayışıdır. Bugün anayasa uygulanmıyor ki zaten, mevcut anayasa uygulanmıyor ki zaten” dedi. Ekonomi ve sosyal politikalar üzerinden de iktidarı eleştiren Arıkan, emekli maaşları ve asgari ücret konusunda anayasanın hangi hükmünün düzenleme yapılmasına engel olduğunu sordu. “Ülke kafe ekonomisine geçti” Türkiye'nin üretim yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, son iki yılda kafe ve kahve işletmelerinin sayısındaki artış ile fabrikaların durumunu karşılaştırdı. Arıkan
“3Y”; “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” olarak formüle edilen, siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunları vurgulayan bir simgedir!
Eylem ve grev alanlarını daraltan iktidar, itirazın açığa çıktığı dijital mecralara müdahaleyi büyütüyor. Yüzlerce hesap erişime engellenirken rejimin topyekûn saldırılarına karşı muhalefet yeni iletişim imkânları yaratmak zorunda.
Rıfat Okçabol: YÖK'ün iktidarın siyasal tutumuna destek vermesi yasal sorumluluklarıyla bağdaşmıyor 25.09.2026 Diken YÖK ve üniversiteler, iktidarın dümen suyunda gidecek kurumlar değil, iktidara yol göstermesi beklenen kurumlardır.
Türkiye İşçi Partisi (TİP), Manisa’da yaşanan okul saldırısının ardından yaptığı açıklamada, daha önce benzer olaylar sonrasında acil önlem paketi açıkladıklarını belirterek kalıcı çözüm üretilmediğini belirtti.
Sermayenin ve iktidarın arka bahçesi hâline getirilmeye çalışılan üniversiteleri; demokratik ve güvenli bir hale getirmek için aktif Cinsel Tacizi Önleme Birimleri ile bağımsız ve güvenilir soruşturma mekanizmaları kurulmalıdır.
Doğayı metalaştıran sömürü mekanizmasını kırmanın ve daha temiz bir dünya yaratmanın tek yolu, sorunu yaratan mekanizmaların yeşil masallarından değil olduğumuz her alanda yeşeren örgütlü mücadeleden geçer.
Ayvalık Uluslararası Film Festivalindeki “Gaiaporosis: Müştereklerin Tüketilmesi” seksiyonunda usta sinemacı Lucrecia Martel’in Bizim toprağımız belgeseli seyirciyi sarstı
İktidarın politikalarına tepki gösteren ve 'erken seçim' çağrısı yapan Ekrem İmamoğlu, "Kurtuluşun reçetesi; seçimdir, milletin iradesidir, siyaset vurguncularının evlerine gönderilmesidir. Yarının bugünleri aratmaması için hemen ve derhal seçim" ifadelerini kullandı.
Kamudan en maliyetli ihaleleri alan ve “İktidarın gözdesi” olarak nitelendirilen şirketlerden oluşan liste güncellendi. Yüz milyarlarca liralık kamu ihalesini kapsayan listenin ilk üç sırasını, Beştepe Sarayı’nı inşa eden Rönesans’a bağlı REC Uluslararası İnşaat, AKP döneminde giderek büyüyen Kalyon ve AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu'nun ailesine ait Fernas aldı
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, İstanbul merkezli 11 ilde gerçekleştirilen operasyonlar sonucu devrimcilerin gözaltına alınmasına tepki göstererek iktidarın caydırma politikasının son bulmasını talep etti.
Siyasi iktidarın 'Ailem Güvende' adı altında insan hakları ve LGBTİ örgütleri ile hak savunucularını hedef alan operasyonlarıyla eş zamanlı yürüttüğü dijital sansürün son adreslerinden biri Evrensel oldu.
İktidarın alışagelmiş bir seçim süreci ile yenilemeyeceği ortada. Değişim ancak örgütlü bir halk iradesiyle mümkün olabilir. Bugün için iktidarın görüp korktuğu, muhalefetin ise yeterince farkında olmadığı gerçek bu.
İktidarın ‘‘aileyi koruma’’ söylemleriyle biçimlendirdiği gerici dönüşüm, LGBTİ+ hak savunucularına ve derneklere yönelik dev bir operasyon dalgasına dönüştü. "Müstehcenlik" suçlamasının tüm topluma karşı sopaya dönüştürüldüğü süreç, hukukçular ve siyasetçiler tarafından “anayasal hakların gaspı ve gerici kuşatmanın parçası” olarak değerlendiriliyor.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, iktidarın ekonomi politikalarını ve yeni Orta Vadeli Program’ı sert sözlerle eleştirdi. Öztrak, CHP’nin kapatılmasının dillendirilmesine de tepki göstererek “CHP’yi millet kurmuştur. Kararı da yine millet verir” dedi.
Stories on this topic, gathered from every source.