İkinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945 yılından sonra dünya yeni bir güç dengesiyle karşı karşıya kaldı. Avrupa savaşın yıkımı altında ezilirken, ABD ve Sovyetler Birliği iki büyük süper güç olarak ortaya çıktı. Ancak bu iki ülkenin sahip olduğu güç aynı nitelikte değildi. ABD ekonomik kapasitesi, sanayi üretimi, finansal sistemi, teknolojisi ve nükleer silahlarıyla gücünü simgelerken, Sovyetler Birliği ise özellikle kara ordusu, nükleer kapasitesi ve geniş coğrafi nüfuzuyla öne çıkıyordu. Çin ise henüz küresel güç yarışının oldukça gerisindeydi.
Read the full story at the source
This story was published by Dünya.
See other sources covering this event →
İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi başladı. Açılışta konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin hayati önem taşıdığını belirterek, "Enerji talebinin ve yatırım ihtiyacının en hızlı arttığı ülkelerde finansman pahalı veya erişilemez kaldığı sürece küresel enerji dönüşümünün başarıya ulaşması mümkün değil" dedi.
Dünya ekonomisinin teknoloji ve sanayi gibi başat kaynaklarının yanına, giderek daha görünür hale gelen yaratıcılık ve kültür ekonomisinin güçlü şekilde yerleştiğini görüyoruz. Kültürün artık değer üreten ekonomik sermaye olduğunun anlaşılmasından bu yana, yaratıcı ekonominin ana kaynağı olduğunu söyleyebiliriz.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) yayınladığı verilere göre, yüksek sıcaklıklar ve diğer hava koşullarına bağlı riskler arz beklentileri konusunda endişeleri artırdığı için, dünya gıda emtia fiyatlarının gösterge endeksi ağustos ayında hafifçe yükseldi.
Comments