Günümüzde boş zamanın çalışma saatlerinin dışında kalan ve özel alanla sınırlı düşünülen dinlenme, eğlenme ve tüketme alanı olduğu genel kabul görmektedir. Bireysel tercihlerin ve serbest piyasa dinamiklerinin öne çıktığı bu kabulde boş zaman kavramı tüketimle ilgili eylemlere indirgenmektedir. Ancak bu çalışma boş zamanı söz konusu tüketim odaklı apolitik kavrayışın dışına çıkararak toplumsal iktidar ilişkilerinin, ideolojik mücadelelerin ve yurttaşlık pratiklerinin merkezine yerleştirmekte ve bu alanın zorunlu politik doğasına işaret etmektedir. Politik olanın kurucu unsur olarak ele alınması gerektiği savıyla birlikte bu çalışmada, boş zaman tarihsel, kuramsal ve normatif bir çerçevede analiz edilerek, içeriğinin nasıl politik olarak yeniden tasarlanabileceği ve boş zamanın toplumsal direniş olarak neye karşılık gelebileceği tartışılmaktadır. Tarihsel anlamda boş zaman ilk defa kamusal tartışma ve siyasete katılımın mutlak önkoşulu biçiminde karşımıza çıkar. Ancak modern döneme gelindiğinde kapitalizmin zorunluluk ve özgürlük alanları arasındaki sınırları bulanıklaştırdığı, boş zamanı metalaştırdığı ve denetim altına aldığı görülmektedir. Bu dönemde pasif tüketimle iç içe ele alınan boş zaman, bireyin kamusal bir aktör olma potansiyelini de sınırlandırmakta, politik alandan uzak bir mefhum olarak kabul edilmektedir. Ancak bu çalışma boş zamanın sadece bir "boş vakit" değil, bireysel ve kolektif eylemlerin zemini niteliğinde, zorunlu olarak politik bir içerik taşıdığını savunmaktadır. Boş zamanın piyasa mantığından arındırılarak geri alınması, demokratik bir kamusallığın yeniden inşası için hayati bir öneme sahiptir.
Stories on this topic, gathered from every source.