Şu ya da bu biçimde, bir toplumun başına geçen egemen, bir ilkel insansa geleceği kendi iktidarını sonsuza kadar uzatmak için biçimlendirmek ister.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bireylerde ve girişimlerde yapay zeka kullanım oranının 2026 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık 2 kat arttığını açıkladı.
Mezarlıkların Toplumun Geçmişiyle Bağ Kurduğu, Hatıraları Yaşattığı Ve Büyüklerine Duyduğu Vefayı Gösterdiği özel MekÂnlar Olduğunu Ifade Eden Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet çolakbayrakdar, "kocasinan’ımızın Her Köşesinde Hizmet, Her Adımında Vefa Var" Dedi.
Toplumun önyargılarına kurduğu alternatif evrenlerle yanıt veren genç yönetmen Mert Can Altun, hayal gücünü yapay zekayla somutlaştırıyor. Altun ile çocukluk düşlerinden uluslararası festivallere uzanan yolculuğunu konuştuk.
Hayatlarımızın vazgeçilmez bir parçası olan mücadelemiz, toplumun diğer kesimlerine de mücadelenin önemini gösterecektir. Kadınlar ve LGBTİ'ler olarak bizim kulüp ve topluluklarımız, iktidarın planlarına karşı çok önemli bir yerde duruyor.
Denizli Büyükşehir Belediyesi, Sporun Toplumun Tüm Kesimleri Için Eşit Ve Erişilebilir Olması Ve Engelli Vatandaşların Sosyal Yaşama Aktif Katılımını Desteklemek Amacıyla "beyaz Bastonlar Yollarda, şimdi Kulaçlar özgürlüğe" Projesini Başlattı.
Izmir'de öğrencilerin Bilim Okuryazarlığını Artırmak Ve Bilimi Toplumun Her Kesimiyle Buluşturmak Amacıyla 3'üncüsü Düzenlenen Körfezin Karşıyaka'sı; Bilim, Kültür Ve Sanat şenliği-2026 Kapılarını Açtı.
Yeşilay’ın, Sağlık Bakanlığı tarafından TBMM’ye sunulan sigara düzenlemelerine yönelik kanun teklifi ile ilgili yaptığı kamuoyu araştırması, toplumun yüzde 91.4’ü tütün kontrolüne ilişkin yapılacak düzenlemelere
Muğla’da Ahilik Haftası Coşkusu "ahilik, Toplumun Huzur Ve Güven Temelidir"
Erişim engellerine dair 14 barodan yapılan ortak açıklamada, 'Toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan bu nitelikteki erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz' denildi
Erişim engellerine dair 14 barodan yapılan ortak açıklamada, “Toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan erişim engeli kararlarını kabul edilemez buluyoruz" denildi.
Askeri cuntanın toplumun her kesimini işkence ve idamlarla sindirdiği 12 Eylül darbesinin açtığı derin yaralar, aradan geçen 46 yıla rağmen dün gibi taze. Demokrasi ve millet iradesinin ayaklar altına
Bir toplumun geleceği dışarıdan kurulabilir mi?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Israil Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi Hedef Alan Açıklamaları üzerine, "uluslararası Toplumun şu Ana Kadar Yapmadığı Görevi Yerine Getirip Bu Caniyi Durdurması, Bu Soykırımcının Bölgeye, Israil'e, Yahudi Halkına Ve Bütün Dünyaya Zarar Vermesinin önüne Geçmek Gerekiyor. Bu Sadece Bizim Değil Bütün Bölgenin Ve Uluslararası Toplumun Büyük Bir Tehdididir. Bu Netanyahu Tehdidi Ile Bu Uluslararası Sistem Savaşmalıdır" Dedi.
Bir iktidarın ilk ve en önemli görevi, toplumun ahlakını korumak ve yüceltmektir!
Beka paradigmasının en temel varsayımı, devletin varlığının toplumun diğer bütün taleplerinden önce geldiğidir. Bu anlayışa göre devlet ayakta kalırsa sorunlar daha sonra çözülebilir; ancak devlet zayıflarsa hiçbir sorun çözülemez. İlk bakışta oldukça mantıklı görünen bu yaklaşım, özellikle savaşlar, işgaller, iç çatışmalar ve büyük siyasal krizler yaşamış toplumlarda güçlü bir karşılık bulmaktadır. Türkiye'nin son iki yüz yıllık tarihine bakıldığında da bu düşüncenin neden etkili olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Osmanlı Devleti'nin çözülmesi, Balkanlar'ın kaybedilmesi, Kafkasya'dan ve Balkanlar'dan gelen büyük göçler, Birinci Dünya Savaşı, işgaller, Kurtuluş Savaşı, Soğuk Savaş dönemi ve terörle mücadele süreçleri devletin devamlılığı meselesini yalnızca yöneticilerin değil, toplumun da zihnine yerleştirmiştir. Ancak tarih bize başka bir gerçeği de göstermektedir. Devletler yalnızca dış tehditler nedeniyle yıkılmazlar. Hatta birçok durumda devletleri zayıflatan asıl faktör dış saldırılar değil, içeride biriken çözülmemiş sorunlardır. Tarihteki büyük imparatorlukların çöküşleri incelendiğinde askerî yenilgilerin çoğu zaman son aşama olduğu görülmektedir. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Çöküşün asıl nedenleri ise daha derinlerde yatmaktadır. Adalet duygusunun aşınması, yönetenlerle yönetilenler arasındaki güven ilişkisinin zayıflaması, ekonomik dengesizliklerin büyümesi, toplumsal grupların sistemden dışlanması ve devletin değişen şartlara uyum sağlayamaması gibi nedenler çoğu zaman askerî yenilgilerden önce ortaya çıkmıştır. Bu nedenle modern siyaset teorisi devletin gücünü yalnızca zor kullanma kapasitesiyle açıklamamaktadır. Günümüzde güçlü devlet kavramı giderek daha fazla meşruiyet kavramıyla birlikte ele alınmaktadır. Bir devletin polis gücü, ordusu, bürokrasisi ve mali kaynakları güçlü olabilir. Ancak vatandaşlarının önemli bir bölümü o devleti kendi devleti olarak görmüyorsa, uzun vadede bu gücün sürdürülebilirliği tartışmalı hâle gelir. Buna karşılık daha sınırlı kaynaklara sahip bazı devletler yüksek düzeyde toplumsal güven üretebildikleri için çok daha dayanıklı hâle gelebilmektedir. Burada karşımıza toplumsal meşruiyet kavramı çıkmaktadır. Toplumsal meşruiyet, insanların yalnızca yasal zorunluluk nedeniyle değil, aynı zamanda ahlaki ve siyasal nedenlerle de bir düzeni kabul etmeleri anlamına gelir. İnsanlar vergilerini yalnızca ceza korkusuyla değil, sistemin adil olduğuna inandıkları için öderler. Mahkeme kararlarına yalnızca yaptırım korkusuyla değil, hukukun meşru olduğuna inandıkları için uyarlar. Seçim sonuçlarını yalnızca başka seçenekleri olmadığı için değil, sürecin adil olduğuna inandıkları için kabul ederler. Modern devletlerin gerçek gücü büyük ölçüde burada yatmaktadır. Çünkü hiçbir devlet yalnızca zor kullanarak uzun süre ayakta kalamaz. Tarih boyunca en otoriter rejimler bile belirli ölçüde toplumsal rızaya ihtiyaç duymuştur. Zor kullanma kapasitesi devletin araçlarından biridir; fakat meşruiyet onun temelidir. Bu noktada beka paradigması ile toplumsal meşruiyet paradigması arasındaki temel fark ortaya çıkmaktadır. Beka paradigması devleti korumayı öncelikli amaç olarak görür. Toplumsal meşruiyet paradigması ise devletin korunmasının yolunun toplumu güçlendirmekten geçtiğini savunur. Birincisi güvenliği özgürlüğün ön koşulu olarak değerlendirirken, ikincisi güvenlik ile özgürlüğün birbirini beslediğini ileri sürer. Aslında bu iki yaklaşım arasındaki fark yalnızca teorik değildir. Hukuki reformlara bakışta da kendisini göstermektedir. Beka perspektifiyle bakıldığında reformlar çoğu zaman risk üretir. Yeni haklar yeni talepler doğurabilir. Yerel yönetimlerin güçlenmesi merkezî otoriteyi zayıflatabilir. Sivil toplumun etkinliği devletin hareket alanını daraltabilir. Kültürel hakların genişlemesi ulusal birlik üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle reformlar sürekli olarak potansiyel riskler üzerinden değerlendirilir. Toplumsal meşruiyet perspektifinde ise aynı meseleler farklı biçimde görülür. Yeni haklar sisteme bağlılığı artırabilir. Yerel yönetimlerin güçlenmesi vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını artırabilir. Sivil toplum kamu politikalarının kalitesini yükseltebilir. Kültürel hakların tanınması farklı toplumsal kesimlerin ortak siyasal düzene aidiyetini güçlendirebilir. Bu nedenle reformlar riskten çok fırsat olarak değerlendirilir. Elbette bu ikinci yaklaşımın da sınırları vardır. Her talebin sınırsız biçimde kabul edilmesi mümkün değildir. Her toplumun ortak kurallara ve ortak kurumlara ihtiyacı vardır. Ancak burada önemli olan nokta, reformların otomatik olarak tehdit olarak görülmemesidir. Çünkü birçok durumda reform eksikliği de ciddi riskler üretebilmektedir. Türkiye'nin son yıllardaki birçok tartışması bu açıdan yeniden değerlendirilebilir. Örneğin gençlerin yurt dışına gitme eğilimleri yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda geleceğe ilişkin güven duygusuyla ilgilidir. Kadınların güvenlik talep
Bazen toplumun ihtiyacı olan şey, yarayı inkâr etmeyen fakat yarayı yeniden kanatmayacak bir dildir. Açıklayıcı, onarıcı, kaynaştırıcı ve bağdaştırıcı bir dile ihtiyacımız var. ܣܢܺܝܼܩܝܼܢܰܢ ܠܠܶܫܳܢܳܐ ܡܒܰܕܩܳܢܳܐ ܘܰܡܕܰܒܩܳܢܳܐ
ADA’nın 42. buluşmasında Silivri'de konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, “Adalet ve hukuk, herkesin en temel ihtiyacı; toplumsal huzur ve barışın dayanak noktalarıdır. Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz” dedi.
Aile Dayanışma Ağı’nın 42’nci buluşmasında Silivri’de konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, İBB Davası’nda yaşanan hak ihlallerine ve tutuklu yargılamalara tepki gösterdi. İmamoğlu, “Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz” derken, “İnsanların hiçbir somut delil olmadan yıllarca tutsak edildiği bir toplumda; barış da adalet de demokrasi de tutsaktır” ifadelerini kullandı.
Stories on this topic, gathered from every source.