gelenek sürüyor, söz yeniden diriliyor…
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu söz verdi. İstifa tarihini açıkladı. Fatih Altaylı, federasyon kurucu yöneticisinin anlattıklarını aktardı.
Söz Ve Bestesi Erzurumlu Sanatçı Ahmet öngel Ve Kenan çarboğa'ya, Aranjesi Ise Habip çemç'e Ait Olan Eserin Seslendirmesini Sanatçı Ahmet öngel üstlendi. Bağımlılıkla Mücadelede Toplumsal Bilinci Artırmayı Hedefleyen Proje, Yayımlandığı Andan Itibaren Büyük Ilgi Gördü.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde (AKPM) söz alan Türk milletvekilleri, görevini yerine getiren Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) yönelik baskılara tepki verdi.
Paris Moda Haftası'nda podyuma çıkarak adından söz ettiren oyuncu Serenay Sarıkaya, bir içerik üreticisinin podyum görüntülerini yapay zeka ile düzenleyip kendisini dans ettirdiği paylaşıma kayıtsız kalmadı
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yoksulluk nafakasındaki "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği bildirildi.
Bazı burçlar duygusal ilişkiler söz konusu olduğunda mantıklı değerlendirmeler yapmak yerine hislerinin peşinden gitmeyi ve kalbinin sesini dinlemeyi tercih edebiliyor. İşte duygusal konularda mantığını ikinci plana atan 5 burç...
Ak Parti Zonguldak Il Başkanı Mustafa çağlayan, Altyapı çalışmaları Nedeniyle Bozulan Yollarla Ilgili Zonguldak Belediyesi’ni Eleştirerek, 2025 Yılında Yol Onarımları Için 6 Milyon 338 Bin Tl Alındığını Ancak Söz Konusu Yolların Yapılmadığını Ifade Etti. çağlayan, Söz Konusu ücretin Alındığına Dair Belgenin Belediyenin Resmi Internet Sitesinde Yayımlandığına Da Dikkat çekti.
Eski bakanların ve muktedirlerin milyonluk fon vurgunları ve şaibeli servet transferleri kanıtlıyor ki, muhafazakârlık maskesi, dindarlık örtüsü kuşanan bu profiller için inanç, ilahi bir sorumluluk değil; kılıfına uydurulmuş bir servet hırsının kullanışlı bir ambalajı imiş... Belki de çağımızın en büyük paradoksu budur: Dinin bu kadar görünür olduğu bir zamanda, inancın bu kadar görünmez hâle gelmesi. İnançtan değil, inancın göstergelerinden söz ediyorum; samimi dindar insanlardan değil, dindarmış gibi yapanlardan. Dinî söylemin, sembollerin ve ritüellerin gündelik hayatı kuşattığı; fakat iş para kazanmaya ve sermaye birikimine geldiğinde aynı hassasiyetin buharlaştığı o tuhaf alandan… Çünkü yakıcı bir sahtekârlık biçimiyle yine karşı karşıyayız: İnançsız dindarlık. İnançsız dindar -ki dindar olduğundan değil, kendisi öyle iddia ettiğinden biz de o adı vermekteyiz; zira özce dinle de dindarlıkla da alakaları yoktur bu şahısların-, Tanrı'ya inanmadığını söyleyen kişi değildir. Tam tersine, Tanrı'dan en çok söz edenlerden biri olabilir. Gözümüze soka soka ibadetlerini yapıp, ona göre giyinip kuşanıp dinî referansları dilinden düşürmez, başkalarının hayatını "helal-haram" terazisinde tartar. Fakat kendi çıkarı söz konusu olduğunda terazinin kefeleri değişir. Bir koyup beş almak, paradan para kazanmak, bugün yatırıp yarın fon zengini olmak ister. Üstelik sistemin ürettiği ve kurumsallaştırdığı kavramlarla vicdanını rahatlatır. Kazancın adı değiştirilir; faiz "kâr payı" olur, sermaye piyasası araçları dinî kılıflarla paketlenir, "helal sertifikasyon" sektörüyle tüketim arzusu vaftiz edilir. Böylece devasa bir ahlaki sorun, teknik ve hukuki bir terminolojinin arkasına usturupluca saklanıverir. Helal şampanya gördü bu gözler, daha ne olsun! Asıl mesele de burada başlar. Çünkü din yalnızca ritüeller toplamıysa sorun yoktur. İbadet başka bir odada, fonlarla dönen dolaplar başka bir odada yaşayabilir. Fakat din aynı zamanda bir ahlâk iddiasıysa, insanın parayla ve güçle kurduğu ilişki inancının en ciddi sınavlarından biridir. Çalışmadan çoğaltma arzusu, ölçüsüz kazanç tutkusu, başkasının kaybını fırsata dönüştürmek ve kısa yoldan servet edinmeyi başarı saymak, yalnızca ekonomik değil, ahlaki meselelerdir de esasen. Kapitalizmin belki de en büyük başarısı insanları zenginleştirmek değil, zengin olma arzusunu erdem gibi gösterebilmek olmuştur. İnancımızı, hayatımıza yön veren bir kılavuz olmaktan çıkartıp sermaye hırsımızı aklayan kullanışlı bir vicdan rahatlatma aracına çevirmiştir. Mesele bu hâliyle gayet biyopolitik ve son derece de psikopolitiktir. Biyopolitika; hayatın kendisinin ve biyolojik varlığımızın ekonomik düzen tarafından biçimlendirilmesidir. Ne zaman çalışacağımız, ne kadar üreteceğimiz, nasıl besleneceğimiz ve ne kadar süreyle verimli kalacağımız artık yalnızca kişisel tercihlerimiz değildir. Bedenimiz ve zamanımız tamamen sistemin ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Örneğin, sabah kaçta uyanacağımızdan kaç adım atacağımıza, mesai saatlerimize uygun uyku düzenimizden gün içinde daha performanslı kalmak için tükettiğimiz gıda ve takviyelere kadar tüm biyolojik ritmimiz piyasa koşullarına göre biçimlenir. Bedenimiz; esnek çalışma saatleriyle, sürekli ulaşılabilir olma zorunluluğuyla ve "kesintisiz üretken kalma" baskısıyla sistemin bir çarkına dönüşür. Ve üstelik bu kutsanır. Psikopolitika ise bu yönetimi zihnin tam merkezine taşır. Ne arzulayacağımızı, neyi başarı sayacağımızı ve kendimizi ve başkalarını neye göre, hangi kriterlerle değerlendireceğimizi doğrudan bu zihinsel kuşatma belirler. Daha büyük bir ev, daha pahalı bir araba, muhafazakâr lüks sitelerde steril bir yaşam, daha yüksek bir statü ve daha görünür bir hayat arzusu yalnızca bireysel tercihlerimizden doğmaz; reklamlar, sosyal medya ve başarı kültürü tarafından sürekli beslenir. Tüm bunlar için ise dindar insanı inancından vazgeçirmek gerekmez. Daha incelikli bir şey yeterlidir: İnancını yerinde dursun ama arzularını değiştir. Böylece ekonomik düzen önce hayatı kuşatır, sonra zihnin içine yerleşir. İnsan, kendisine dayatılan arzuları kendi isteği sanmaya başlar. Daha çok çalışmayı yalnızca geçinmek için değil, daha çok tüketmek, lüksü "helal dairesinde" meşrulaştırmak ve daha değerli görünmek için istediğine inanır. Ortaya tuhaf bir insan tipi çıkar: Gösterişi eleştirir ama serveti ve sözde muhafazakâr lüksü teşhir eder. Dünyevileşmeden şikâyet eder ama hayatının merkezine parayı koyar. Faizi lanetler ama fonların arka bahçelerinde tüyo yarıştırır. Kanaatten söz eder ama "daha fazla"nın büyüsünden kurtulamaz. Başkalarının yaşam tarzını denetlerken kendi ahlâkını zerrece sorgulamaz. Bu nedenle bugünün asıl sorusu "Kim sahtekâr, kim dürüst; kim dinsizleşti, kim dindar?" değildir. Asıl mesele "bunu A kişisi yaptı, B yol verdi, C ifşa etti…" de değildir. Belki de çağımızın en büyük sorusu şudur: Ruhumuzu satmadan, arzularımızı piyasaya teslim etmeden gerçekten inanmak, samimiyetle inançlı bir yaşam sürmek hâlâ mümkün müdür? Evet, bakanlar eskir, f
Görsel iletişimin anlam üretme süreçlerinde metafor, salt dilbilimsel bir araç olmanın ötesine geçerek tasarım pratiğinin kurucu bir bileşeni hâline gelmiştir. Bu çalışma, grafik tasarımda minimalist görsel metafor stratejilerini kuramsal ve görsel analiz odaklı bir perspektiften ele alarak söz konusu stratejilerin görsel iletişimdeki işlevlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, biçimsel indirgeme, negatif alan kullanımı, görsel birleştirme, simgesel yer değiştirme, görsel çift anlam, ölçek manipülasyonu ile siluet ve tekil nesne kullanımı olmak üzere yedi temel minimalist görsel metafor stratejisini tanımlamakta ve bu stratejilerin kavramsal tasarım sürecindeki yerini sorgulamaktadır. Çalışma, söz konusu stratejileri seçilen afişler üzerinden sistematik biçimde analiz etmektedir. Bulgular, minimalist görsel metaforun ikna edicilik, anlık algı, akılda kalıcılık ve kültürlerarası okunabilirlik açısından işlevsel bir tasarım stratejisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu boyutlar, minimalist metaforun mesajı hızlı iletme, izleyiciyi anlam üretimine dâhil etme ve farklı bağlamlarda güçlü görsel etki yaratma kapasitesini değerlendirmek amacıyla seçilmiştir. Çalışma, minimalist görsel metaforun grafik tasarım kuramı açısından kavramsal düşünme ve anlam üretimi süreçlerini açıklamada işlevsel bir tasarım stratejisi olduğunu göstermektedir.
Söz Konusu Alanda 15-20 Aracın Park Edebildiğini Belirten Dursun, Bölgeye Kalıcı Hizmetler Kazandırmak Istediklerini Ifade Etti. Bursa'nın Osmangazi Ilçesindeki Pınarbaşı Mahallesi'nde Geçmişte Vatandaşların Oturmaktan çekindiği, Güvenlik Sorunlarıyla Gündeme Gelen Mesire Alanı, Polis Evi Sosyal Tesisleriyle, Sadece Mahalle Sakinlerinin Değil Diğer Mahallelinin De Buluşma Noktası Haline Geldi.
Yapılan açıklamada söz konusu dosyanın En Nesyri’nin bonservis ücretiyle alakalı olduğu belirtilirken, yarın sorunun çözüleceği söylendi. Ayrıca bugün yapılacak mali kongrede tüm detayların paylaşacağı
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), fon piyasasında son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisinin genelinde ciddi olumsuz sonuçlara yol açacağı yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. DMM, sosyal medya ve uluslararası basında yer alan söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve "açık bir dezenformasyon ürünü" olduğunu bildirdi.
Miras paylaşımında eskisi gibi bir yavaşlık durumu söz konusu değil. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tapuda devrim gibi yenilikler dikkat çekiyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, söz konusu üretimle 21,5 milyar dolarlık kömür ithalatının önüne geçilirken, fosil yakıt kullanımının ikamesiyle yaklaşık 354 milyon ton karbondioksit emisyonu da engellendi
ABD, Ukrayna'nın hava savunma kapasitesinin geliştirilmesine yönelik 2,68 milyar dolarlık olası satışa onay verdi. Satış paketinin Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendireceği belirtildi.
Demokrasi de seçim zamanı söz söylemekten ibaret değildir. İnsanların kendi hayatlarını etkileyen kararlar üzerinde söz sahibi olabilmeleri, ihtiyaçlarını ortaklaştırabilmeleri, birlikte karar alabilmeleri ve gerektiğinde iktidar karşısında bir güç oluşturabilmeleri de demokratik hayatın parçasıdır.
Bir Cumhuriyet savcısının takipsizlik kararında “şüphelinin neyin kafasını yaşadığının anlaşılamadığı” ifadesini kullandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Paylaşımlarla ilgili “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan soruşturma başlatıldı.
Stories on this topic, gathered from every source.