Bu çalışma, İslam sanatındaki imge kavramını Alois Riegl'in sanat iradesi (Kunstwollen) ve modülasyon kuramı çerçevesinde ele almakta; Antik Mısır, Antik Yunan, Bizans ve Gotik sanat anlayışlarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmektedir. Riegl'in sınıflandırmasında yer almayan İslam sanatının kendine özgü bir uzam anlayışına sahip olduğu ileri sürülmekte ve bu anlayış "Manevi Haptik Uzam" kavramı ile açıklanmaktadır. Çalışmada, İslam sanatında çizginin fraktal bir modülatör olarak ikinci ve üçüncü boyutu aşarak yaşamı temsil eden dördüncü boyutla ilişki kurduğu; geometrik düzen, tekrar, ritim ve sonsuzluk ilkeleri aracılığıyla hakikatin görünür kılındığı savunulmaktadır. Divriği Ulu Camii, İnce Minareli Medrese, girih desenleri ve hüsn-i hat örnekleri üzerinden İslam sanatındaki matematiksel ve metafizik derinlik Kant'ın "amaçsız amaçlılık" düşüncesiyle örtüştürülmekte ve minimalist sanatçı Sol LeWitt'in sistem temelli üretim anlayışlarıyla ilişkilendirilmektedir. Makalenin son bölümünde "Devr-i Âlem" adlı çağdaş sanat uygulaması üzerinden İslam sanatının boyutları kat eden çizgi modülatörlüğündeki, kolektif eyleme dayalı, katılımcı (interaktif) estetik anlayışının güncel sanat pratiğinde nasıl yeniden yorumlanabileceği tartışılmaktadır. Sonuç olarak çalışma, İslam sanatında imgenin temsilden çok hakikati görünür kılan, matematiksel düzen, fraktal yapı, haptik deneyim ve kozmik süreklilik üzerine kurulu özgün bir estetik paradigma oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Stories on this topic, gathered from every source.