İstanbul Fatih'te emekli polis Mehmet Ali Yıldırım, tabancayla eşini ve kızını vurduktan sonra intihar etti. Sağlık ekipleri 3 kişinin de olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
Ankara'nın Mamak ilçesinde Neslihan K, Aslan Çimen isimli bir erkek tarafından tabancayla vurularak katledildi. Aslan Çimen'in, ardından aynı silahla kendi hayatına son verdiği öğrenildi.
Ankara'nın Mamak ilçesinde Neslihan K, Aslan Çimen isimli bir erkek tarafından tabancayla vurularak katledildi. Aslan Çimen'in, ardından aynı silahla kendi hayatına son verdiği öğrenildi.
Ankara’nın Mamak ilçesinde Neslihan K.’yi başından vurarak öldüren saldırgan Aslan Çimen, kaçtığı otomobilinde aynı silahla kendini de öldürdü. Kadın cinayetlerine tepkiler sürerken yaşanan olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Aslan Çimen adlı erkek tartıştığı Neslihan K.'yi silahla vurarak öldürdü. Ardından olay yerinden kaçarak aracında intihar etti.
Ankara’nın Mamak ilçesinde Aslan Çimen, tartıştığı Neslihan K.’yi silahla öldürdükten sonra aynı silahla otomobilinde intihar etti.
Batman’da Seve Cihangir (55), evinin avlusundaki çöp konteynerinde ölü bulundu. Annesini öldürdüğünü söyleyerek polise teslim olan oğlu H.C. (30), gözaltına alındı
Batman'da 55 yaşındaki Seve Cihangir adlı kadın oğlu olan erkek tarafından öldürüldü. Annesini öldüren katil polise teslim oldu.
Batman’da Seve C, evinin avlusundaki çöp konteynerinde ölü bulunurken, cinayeti itiraf eden oğlu H.C. gözaltına alındı.
Diyarbakır’da hakkında uzaklaştırma kararı bulunan boşanma aşamasındaki erkek tarafından öldürülen Sultan Kara için eylem düzenlendi. Kadın örgütleri, cinayete tepki göstererek “Kadınlar öldürüldükten sonra değil, hayattayken korunmalıdır” dedi.
Diyarbakır’da boşanma aşamasında olduğu Ersan Akdemir tarafından kızının gözü önünde katledilen Sultan Kara için kadın örgütleri katledildiği yerde açıklama yaptı. Kadınlar “Kadın cinayetleri politiktir, cezasızlık son bulsun” çağrısı yaptı.
İstanbul Gaziosmanpaşa, kan donduran bir kadın cinayetiyle sarsıldı. 51 yaşındaki Hakan Sayacı, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan 41 yaşındaki Şerife Gezer’i yolunu keserek silahla vurdu. Genç kadın hayatını kaybederken, cinayeti soğukkanlılıkla işlediği ortaya çıkan katil zanlısı tutuklandı. Adalete seslenen acılı ailenin feryadı ise yürekleri dağladı. İşte o dehşetin detayları...
Diyarbakır'da Şehitlik Mahallesi İstasyon Bulvarı’ndaki bir parkta, kadın cinayeti yaşandı. Çocuğunu görme bahanesiyle boşanma aşamasındaki eşi Sultan Akdemir'i parka çağıran E.A., çıkan tartışma sonrası çocuğunu zorla kucağına alarak Sultan Akdemir'i öldürdü. O anlar kameralara yansıdı
Diyarbakır’da boşanma aşamasında olduğu E.A. tarafından çocuğunu görme bahanesiyle parka çağrılan Sultan Akdemir, tabancayla vurularak öldürüldü. E.A., çocuğu da alarak olay yerinden kaçtı.
Diyarbakır’da boşanma aşamasında olduğu E.A. tarafından çocuğunu görme bahanesiyle parka çağrılan Sultan Akdemir, tabancayla vurularak öldürüldü. E.A., çocuğu da alarak olay yerinden kaçtı.
Diyarbakır'da Sultan Akdemir, boşanma aşamasında olduğu E.A. tarafından çocuğunu görme bahanesiyle parka çağrılarak katledildi.
Diyarbakır’da kadın cinayeti! Boşanma aşamasındaki eşi tarafından silahla vurulan S.A., kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
İstanbul Gaziosmanpaşa’da dün sabah saatlerinde meydana gelen vahşette, 10 yıllık ilişkisinin ardından kendisinden ayrılan Şerife Gezer’in yolunu kesen Hakan Sayacı, Şerife'yi silahla katletti. Genç kadının cinayetten saniyeler önce babasını arayarak uğradığı takibi ihbar ettiği belirlendi.
DEM Parti Kadın Meclisi, Van'da kaybolduktan sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edilen Rocuronium ve Ornidazole etken maddelerine işaret edilerek Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na "Bu ilaçlar Rojin’e kim tarafından ve ne zaman verildi?" diye soruldu.
Bir düşünce sisteminin gerçek gücü, yalnızca teorik düzeyde değil pratik sonuçlarında da ortaya çıkar. Aynı şekilde bir siyasal paradigmanın başarı veya başarısızlığı da savunduğu ilkelerden çok, ürettiği sonuçlar üzerinden değerlendirilebilir. Bu nedenle beka paradigmasını anlamanın en sağlıklı yolu, onu soyut kavramlar düzeyinde tartışmaktan ziyade gündelik hayatta ortaya çıkan sonuçları üzerinden incelemektir. Türkiye'de farklı alanlarda ortaya çıkan birçok sorunun ilk bakışta birbirleriyle ilgisiz olduğu düşünülebilir. Kürt meselesi ile sokak hayvanları sorunu, kadın cinayetleri ile yerel yönetimler tartışması, çevre mücadeleleri ile üniversite özerkliği arasında doğrudan bir ilişki yokmuş gibi görünmektedir. Ancak bu sorunların çözüm süreçleri incelendiğinde dikkat çekici bir ortaklık ortaya çıkmaktadır. Bu ortaklık sorunların kendisinde değil, sorunlara yaklaşım biçiminde yatmaktadır. Bu yaklaşımın temel özelliği, mevcut problemi çözmekten çok çözümün doğurabileceği varsayılan risklere odaklanmasıdır. Böylece tartışmanın merkezi sorun olmaktan çıkar, sorunun çözülmesinin yaratabileceği ihtimaller hâline gelir. Sonuç olarak mevcut problem bütün ağırlığıyla varlığını sürdürürken, çözüm sürekli ertelenen bir geleceğe bırakılır. Bu durumun en belirgin örneklerinden biri Kürt meselesinde görülebilir. Yaklaşık bir asırdır Türkiye'nin siyasal gündeminde bulunan bu mesele farklı dönemlerde farklı biçimler almıştır. Güvenlik boyutu, kültürel boyutu, ekonomik boyutu ve siyasal boyutu olan karmaşık bir sorundur. Ancak meseleye ilişkin tartışmaların önemli bir kısmı uzun yıllar boyunca hakların içeriği üzerinden değil, hakların tanınmasının doğurabileceği varsayılan sonuçlar üzerinden yürütülmüştür. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Dil hakları konuşulduğunda bölünme korkusu, yerel yönetimler konuşulduğunda ayrılık korkusu, kültürel görünürlük konuşulduğunda devletin zayıflaması korkusu öne çıkmıştır. Böylece tartışmanın merkezinde talebin kendisi değil, talebin gelecekte yol açabileceği düşünülen senaryolar yer almıştır. Bu yaklaşım bazı güvenlik kaygılarını azaltmış olabilir; ancak sorunun tamamen çözülmesini de zorlaştırmıştır. Çünkü insanlar taleplerinin içeriğinin değil, varsayılan sonuçlarının tartışıldığını hissetmeye başlamışlardır. Benzer bir durum yerel yönetimler meselesinde de görülmektedir. Oysa modern dünyada yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yalnızca kimlik veya siyaset meselesi değildir. Aynı zamanda hizmet kalitesi, katılım, denetim ve yönetişim meselesidir. Vatandaşların yaşadıkları şehirlerle ilgili kararlara daha fazla katılabilmesi, belediyelerin daha esnek çalışabilmesi ve yerel ihtiyaçlara daha hızlı cevap verilebilmesi için birçok ülkede yerel yönetimlerin yetkileri artırılmıştır. Türkiye'de ise bu tartışma çoğu zaman idari verimlilik düzleminden çıkarak güvenlik düzlemine taşınmaktadır. Böylece bir yönetim modeli tartışması hızla bir beka tartışmasına dönüşebilmektedir. Sonuç olarak merkezi sistemin ürettiği sorunlar da devam etmekte, alternatif modeller de yeterince tartışılamamaktadır. Aynı mantığın farklı bir örneği kadın cinayetleri meselesinde görülebilir. Türkiye'de son yıllarda kadınların maruz kaldığı şiddet ve cinayetler toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir hassasiyet oluşturmuştur. Hukuki düzenlemeler yapılmış, yeni koruma mekanizmaları geliştirilmiş ve konu kamuoyunun gündemine taşınmıştır. Buna rağmen sorun bütün ağırlığıyla varlığını sürdürmektedir. Burada dikkat çekici olan husus, tartışmaların önemli bir bölümünün yine sorunun kendisinden uzaklaşabilmesidir. Kadınların güvenliği, toplumsal cinsiyet ilişkileri ve kültürel dönüşüm gibi meseleler yerine zaman zaman ideolojik kamplaşmalar öne çıkmaktadır. Böylece kadınların yaşadığı somut sorunlar ikinci plana düşebilmekte, tartışma semboller ve kimlikler üzerinden yürüyebilmektedir. Oysa hukuk açısından temel soru son derece basittir: Bir kadın, yalnızca bir ilişkiyi sonlandırdığı veya bir talebi reddettiği için öldürülme korkusu yaşamadan hayatını sürdürebiliyor mu? Eğer bu soru yeterince güçlü biçimde sorulamazsa, tartışma giderek kendi ekseninden uzaklaşmaya başlamaktadır. Sokak hayvanları meselesi ise bu zihniyet kalıbının belki de en görünür örneklerinden biridir. Çünkü burada konu doğrudan ideolojik veya etnik bir karakter taşımamaktadır. Buna rağmen yıllardır çözülemeyen bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'nin birçok şehrinde insanlar saldırıya uğrayabilmekte, çocuklar zarar görebilmekte ve ciddi güvenlik sorunları yaşanabilmektedir. Buna karşılık tartışmalar çoğu zaman iki uç arasında sıkışmaktadır. Bir tarafta yalnızca insan güvenliğini önceleyen yaklaşım, diğer tarafta yalnızca hayvan haklarını önceleyen yaklaşım bulunmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerin büyük bölümünde bu ikisi arasında kurumsal çözümler geliştirilmiştir. Türkiye'de ise mesele uzun süre çözülememiştir. Çünkü çözümün siyasi maliyeti, çözümün sağlayacağı faydadan daha fazla konuşulmuştu
Stories on this topic, gathered from every source.