Bugün özellikle şehirlerde yaşayan milyonlarca insan, yalnızca sağlıklı kalmak ya da fit olmak için sokaklarda ve parklarda koşmaya epey alışık. Oysa ki çok değil, bundan 60-70 sene önce yarışa hazırlanmadan koşuya çıkan insanlar toplumda garip karşılanıyordu. Bugün modern dünyanın en trend etkinliği olan ‘jogging’ nasıl hayatımızın bir parçası haline geldi? Gelin birlikte bakalım.
Dünya genelinde son günlerde en çok tartışılan konulardan biri olan Lindsay Clancy davasında karar aşamasına gelindi. Tarihi dava; tıp dünyasını, yargı sistemini, feminist grupları ve kamuoyunu ikiye böldü.
Bloomberg’in Kremlin’e yakın üç kaynağa dayandırdığı habere göre, Rusya-Ukrayna savaşında artan saldırılar ve müzakerelerin çıkmaza girmesi, bazı Rus yetkililerin Putin’in “son çare” olarak taktik nükleer silah kullanabileceği değerlendirmesine yol açtı.
Nepal’de can kayıplarına ve büyük yıkıma yol açan sel ve heyelan felaketinin ardından, yıllar önce yapılan uyarılar yeniden gündeme geldi. Araştırmalar, bölgede taşması halinde yıkıcı sonuçlar doğurabilecek 47 göl bulunduğunu ortaya koymuştu.
Mümkün olduğunca dünyayı gezmeyi ve farklı kültürleri derinlemesine gözlemlemeyi amaçlıyorum. Bu arayış beni bu kez, Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde, sisin ve taşın coğrafyası olan İskoçya 'ya getirdi. Bir sosyolog gözüyle bakıldığında, coğrafyanın insan karakterini nasıl biçimlendirdiğini anlamak için adalar her zaman eşsiz laboratuvarlardır. Bir ada ülkesinin parçası olmanın getirdiği o doğal izolasyon, İskoç toplumunda dışarıdan gelen hırçın rüzgârlara karşı geliştirilmiş köklü bir iç sakinlik yaratmış. Sokaklarda acele etmeyen, korna sesinden uzak, kamusal alanda birbirinin kişisel alanına derin bir saygı duyan son derece dingin ve huzurlu bir toplum çıkıyor karşınıza. Hava ne kadar sert ve değişkense, toplumsal yaşam ve insan ilişkileri o kadar dengeli, mütevazı ve güven verici. Bu sükûnetin arkasında elbette asırlık bir entelektüel birikim ve iklimle kurulan özel bir bağ yatıyor. Yağmuru, aniden çöken mistik sisi ve göz alıcı gür yeşilliğiyle bana son derece tanıdık gelen, adeta Rize'nin iklim ikizini andıran bu topraklarda, doğanın kapalılığı insanları zihinsel bir içe dönüklüğe ve üretime sevk etmiş. Kent içi ulaşımda dikkati çeken ve ritmik bir düzen sunan çift katlı otobüsler, adeta bu dingin hayatın yürüyen simgeleri gibi sokaklarda süzülüyor; burası gerçekten de tam bir otobüsler şehri ve toplu taşıma kültürü kentin sakin temposunu kusursuz biçimde besliyor. Sokaklarda adım atarken dikkati çeken yoğun Uzak Doğulu ve Hintli turist popülasyonu, İskoçya'nın küresel ölçekteki çekim gücünü net bir şekilde özetliyor. Ancak bu durum, zihnimde kaçınılmaz bir temenniyi de beraberinde getiriyor: İnsan ister ki bu köklü tarihi, bu eşsiz coğrafi dokuyu ve entelektüel mirası kendi insanımız, Türk vatandaşlarımız da yerinde, kendi gözleriyle deneyimlesin ve bu kültürlerarası hafızaya dahil olsun. Fırsat buldukça yerel halkla kurduğum temaslarda konu doğrudan Türkiye'ye geldi. İskoç halkıyla yaptığım sohbetlerde gözlemlediğim en sevindirici detay, hemen hemen herkesin ülkemizi yakından tanıması ve Türkiye hakkında fikir sahibi olmasıydı. Sokaktaki insanın Türkiye algısının bu denli yüksek olması son derece kıymetli. Özellikle turizm, kültürel diplomasi ve akademya bağlamında bu tarihsel ve insani farkındalığı çok daha derinleştirmek, iki toplum arasındaki bağları güçlendirmek adına stratejik bir önem taşıyor. İskoçya'nın Birleşik Krallık çatısı altında İngiltere ile kurduğu tarihsel ve politik ilişki ise mekânın sosyolojisine çok katmanlı bir dinamik katıyor. İngiltere ile yüzyıllardır süregelen çetin güç mücadeleleri, siyasi ortaklıklar ve zaman zaman su yüzüne çıkan bağımsızlık arayışları, İskoç insanının özgün kimliğini daha da pekiştirmiş. Bu durum, İngiliz idari ve ekonomik hegemonyasına karşı kendi kurumlarını, hukuk sistemini ve bilhassa eğitim modelini titizlikle koruyan gururlu bir toplumsal bilincin doğmasını sağlamış. İskoçya denince altı çizilmesi gereken en vital unsur kuşkusuz bu eğitim sisteminin niteliği ve kalitesidir. Ezbere dayanmayan, eleştirel düşünmeyi ve bireysel yetenekleri merkeze alan bu köklü akademik gelenek, İskoç Aydınlanması'ndan bu yana dünyayı dönüştüren fikirlerin kuluçka merkezi olmuştur. James Watt'ın buhar makinesinden Alexander Graham Bell'in telefonuna, Alexander Fleming'in penisilininden günümüzün yapay zekâ, enformatik ve kuantum araştırmalarına kadar insanlığın kaderini değiştiren sayısız icat bu puslu havada filizlendi. Bu teknolojik hegemonyayı ve düşünsel üretimi besleyen ana damar ise hiç şüphesiz University of Edinburgh ve University of Glasgow gibi 15 ve 16'ncı yüzyıllardan beri kesintisiz fikir üreten asırlık üniversitelerin kurumsallaşmış akademizm anlayışıdır. Şehirlerin mekân sosyolojisi ve mimarisi de bu toplumsal dokuyu kusursuz biçimde tamamlıyor. Edinburg, Royal Mile boyunca yükselen gri taş binaları ve volkanik kayalara tünemiş heybetli kalesiyle tarihin ve felsefenin ağırbaşlılığını taşırken; Glasgow, sanayi geçmişini modern sokak sanatı ve müzik kültürüyle dönüştüren daha dinamik, proleter bir enerji sunuyor. Highlands'in kapısı sayılan Stirling ise millî kimliğin, bağımsızlık ruhunun ve kolektif hafızanın sembolik bir nişanesi olarak duruyor. Ancak tüm bu tarihî heybetin, mimari asaletin ve devasa bilimsel mirasın ortasında, insanı en çok etkileyen şey topyekûn gösterişsizlik, yüksek huzur duygusu ve nezaket. Sokakta haritaya baktığınızı görünce durup içtenlikle yardım teklif eden, bir mekânın köşesinde kentin sosyolojisini sizinle paylaşmaya hazır o sempatik ve kapsayıcı insan tipi, ada kültürünün yarattığı o güvenli, barışçıl ve huzurlu toplumsal uzlaşmanın en canlı kanıtı olarak zihnimde yer ediyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. iskoçya Prof. Dr. Levent Eraslan Prof. Dr. Levent Eraslan Independent Türkçe için yazdı Prof. Dr. Levent Eraslan Salı, Ağustos 25, 2026 - 09:15 Main image: Fotoğraf
Peygamber Efendimiz’in dünyayı şereflendirdiği ve “Mevlid Kandili” ismiyle İslam literatürüne geçen bu kıymetli gün, tüm Müslümanlar tarafından dua ve ibadetlerle karşılanıyor. Bu kıymetli günün önemi
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), sonbahar ve kış mevsimlerinde çok güçlü bir El Nino yaşanma ihtimalinin yüzde 90'dan fazla, bunun 1950 yılından itibaren kaydedilen en güçlü El Nino olma olasılığının ise yüzde 69 olduğunu açıkladı.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), sonbahar ve kış mevsimlerinde çok güçlü bir El Nino yaşanma ihtimalinin yüzde 90'dan fazla, bunun 1950 yılından itibaren kaydedilen en güçlü El Nino olma olasılığının ise yüzde 69 olduğunu açıkladı: 10 soruda El Nino ile ilgili merak edilenler.
Bazen dünyayı değiştiren ilk adım, doğaya yeniden bakmayı öğrenmektir; büyük değişimler de tam burada başlar. Permakültür, doğal ekosistemleri örnek alan; tarımı, mimariyi, ekonomiyi, ekolojiyi, klimatolojiyi ve insan yerleşimlerini bütüncül bir anlayışla buluşturan yaşam ve tasarım sistemidir. Amaç kendi kendine yetebilen, üretken ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmaktır.Bill Mollison bu yaklaşımın temel ilkelerini ve uygulama yöntemlerini yalın ... Read more The post Permakültüre Giriş, yalnızca sürdürülebilir üretimin değil, doğayla uyum içinde yaşamanın da mümkün olduğunu gösteren zamansız bir klasik first appeared on Edebiyat Haber .
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dünya nüfusundaki artışa dikkat çekerek tarım ve gıda sektörünün gelecekte daha stratejik hale geleceğini söyledi. Türkiye'nin tarımda Avrupa'da birinci, dünyada yedinci olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Dünyanın gelecekteki liderleri, dünyayı doyuranlar olacaktır" ifadelerini kullandı.
Oyun, çocukların dünyayı tanıma, çevreleriyle iletişim kurma ve yeni beceriler kazanma sürecinin doğal bir parçasıdır. Bir yetişkin için yalnızca eğlenceli bir aktivite gibi görünen oyunlar, çocuklar açısından öğrenmenin en etkili yollarından biridir. Dil gelişimi, problem çözme, sosyal etkileşim, hayal gücü ve motor beceriler büyük ölçüde oyun aracılığıyla gelişir.
Çinli bilim insanları, Dünya'yı yok etme gücüne sahip asteroitlere karşı nükleer bombalar içeren radikal bir savunma planı hazırladı. Bilgisayar simülasyonlarıyla test edilen projeye göre, asteroitlerin içine yerleştirilecek nükleer başlıklar uzay kayalarını içeriden patlatarak imha edecek.
Güney Kore’deki K-Pop akımının tüm dünyayı etkisi altına almasından sonra şimdi de ülkemizde yeni nesil müzik gruplarından bahsediyoruz. Manifest’le başlayan bu fırtına CRUSH’la devam ediyor. Bu üyeler sahneden sokağa stil kodlarını da değiştiriyor. Kızlar mikro-şortlar, mini etekler, korselerle; erkekler bol pantolonlar, formalar ve zincirlerle karşımıza çıkıyor.
Yapay zekâ dünyayı ele geçirirken meraklılar eski bilgisayarları büyük bir keyifle topluyor. Dünyanın dört bir yanından insanlar, retro bilgisayar ekipmanlarının sergilendiği festivallerde ve gösterilerde bir araya geliyor.
Stories on this topic, gathered from every source.