Kuduzdan insan ölümü kader değildir.
Bilim hakkında ne düşündüğümüz ve ne hissettiğimiz küçük yaşlardan itibaren şekillenir. Bu erken yaşlardaki ilginin bizi gelecekte nereye götüreceğini ise asla bilemeyiz.Örneğin Hannah'yı ele alalım. Küçük bir çocukken cam bir prizmanın güneş ışığını farklı renklere ayırmasına hayranlık duyuyordu. Üniversitede…
Bu yazı benim gibi savgüden (angaje) birinin ürünü değildir.
Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) tarafından gerçekleştirilen saha çalışmalarına dayandırılan raporda, Doğu Anadolu Bölgesi'nde başlayan ve "Güz Dökümü" olarak adlandırılan sezon kapsamında canlı hayvan fiyatlarında yaşanan yükselişe dikkat çekilerek, "Saha çalışmalarımızda yurt içi besilik canlı hayvan fiyatlarının maliyet gerçekliğinden kopuk biçimde yükseldiği, canlı hayvan birim fiyatlarının karkas fiyatlarına tehlikeli ölçüde yaklaştığı gözlenmiştir. Bu tablo ilk bakışta üreticinin lehineymiş gibi görünse de sektörün tamamı açısından sürdürülebilir değildir. Zira karkas maliyetini belirleyen unsur yalnızca belirli bir bölgeden temin edilen materyal değildir; besi işletmelerimiz Türkiye'nin her bölgesinden ve büyük işletmelerden de hayvan temin etmektedir" denildi
CHP Genel Merkezi binasının önüne, üzerinde “Siyaset zenginleşme aracı değildir” ifadesi ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının yer aldığı pankart asıldı. Pankartta “Siyaset zenginleşme aracı değildir” ifadesine yer verilirken, Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı da kullanıldı. Fırat: Siyaset bir hizmet alanıdır CHP İletişim Koordinatörü Ali Haydar Fırat, pankarta ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, siyasetin kamu yararına yönelik olması gerektiğini belirtti. Fırat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Egemenlik halka aitse siyasal iktidar da ancak kamu yararına yöneldiği ölçüde Cumhuriyetçi bir meşruiyet kazanabilir. Bu anlamda siyaset bir meslek, ayrıcalık veya zenginleşme alanı değil; toplumsal ihtiyaçların ortak akılla karşılandığı, kamusal kaynakların adil biçimde dağıtıldığı ve yurttaşların ortak geleceğinin inşa edildiği bir hizmet alanıdır.” ANKA chp genel merkezi CHP Genel Merkezi’ne, üzerinde “Siyaset zenginleşme aracı değildir” ifadesi ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının yer aldığı pankart asıldı Salı, Eylül 22, 2026 - 22:00 Main image: Fotoğraf: ANKA Haber Type: news SEO Title: CHP Genel Merkezi’ne “Siyaset zenginleşme aracı değildir” pankartı asıldı copyright Independentturkish:
CHP Genel Merkezi binasının önüne, üzerinde “Siyaset zenginleşme aracı değildir” ifadesi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının yer aldığı pankart asıldı.
Kilometresi düşürülmüş araba nasıl anlaşılır? Muayene ve servis kayıtlarından ekspertiz ve fiziksel aşınma kontrollerine kadar bakılması gereken noktaları anlatıyoruz.
Birikim, çoğu zaman sadece rakam değildir.
Trabzon’da yağmur sürpriz değildir.
Her düşünce doğru, tutarlı veya eleştiriden muaf değildir. Bilimsel iddialardan dini görüşlere kadar farklı alanlarda fikirleri sorgulamak ve gerektiğinde onlara karşı çıkmak mümkün. Önemli olan bunu karşımızdaki kişiyi küçümsemeden yapmak. Saygının adresi düşünceler değil, onları dile getiren insan olmalı.
Öncelikle belirtelim; Birinci Dünya Savaşı’nın nedeni Osmanlı topraklarını paylaşmaktır. Bu savaştan kaçamayacak tek ülke Osmanlı’dır. Zaten savaşa girmemek için İttihatçı iktidar elinden gelen her şeyi yapıyor. İngilizl...
Ahi için meslek, yalnızca para kazanmanın yolu değildir. Meslek; dürüstlük, güven, dayanışma, helal kazanç, kul hakkı ve toplumsal sorumlulukla birlikte anlam kazanır. Bu yönüyle Ahilik, Kabil ile Habil
Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir.
Cılız hatırlatmanın ötesinde: Kültür, sistem ve insanlık ufku. 15 Eylül 2026 — Uluslararası Demokrasi Günü için Demokrasi ile otokrasi arasındaki fark, günümüz dünyasında yalnızca rejim tipi tartışması değildir. Bu fark, stratejik yönelimin, büyük ekonomik döngülerin ve çatışmaların oluşum zeminini belirleyen temel bir bölünme hattıdır. Sistemler birbirine karşı güç mücadelesi verirken yeni meydanlar açar. O meydanın adı çoğu kez güvenlik, enerji, teknoloji veya ticaret gibi görünür; asıl mesele ise insanın nasıl yönetileceği, hakikatin nasıl taşınacağı ve toplumun kendisini nasıl kuracağıdır. Bu yüzden demokrasiyi anlamak, onunla ilgili kültürü derinleştirmek mümkün olabilse, dünyadaki birçok sorunun —başta çatışmalar olmak üzere— çözülebilir hâle geleceği düşüncesi boş bir iyimserlik değildir. Eksik olan niyet bildirisi değil, kültürün kendisidir. Demokrasi, sandık gününün resmiyeti değil; hukukun, vicdanın, hesap verebilirliğin ve ortak aklın günlük hayat içinde yerleşmesidir. Cılız bir hatırlatma, sıradan bir kutlama Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Demokrasi Günü vesilesiyle yayımladığı mesaj, barışçı bir dünyanın ve daha ileri gitmesi gereken insanlık idealinin temel malzemesini hatırlatır. Genel Sekreter, demokrasinin seçimden ibaret olmadığını, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve anlamlı katılımın günlük pratik olduğunu söyler; diyaloğun bölünmeye, iş birliğinin çatışmaya tercih edilmesini ister. Bu yılın vurgusu müzakereci demokrasi süreçleridir. Bütün bunlar doğrudur. Fakat yine çok cılız kalan bir hatırlatmayla, sıradan bir kutlama günü havasında bırakılmıştır. Oysa içinde bulunduğumuz an, devrimsel bir mahiyet taşıyabilecek; insanlık ufkunda yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Hem insanlar arasındaki çatışmaların hem de makine ile insan arasında yeni gelişmekte olan endişelerin çözümünde, demokrasinin derinleştirilmiş biçimde hatırlatılmasında büyük fayda vardır. Yüzeysel bir tebrik metni bu yükü taşımaz. 9 milyara yaklaşan dünya ve kesit yanılsaması Nüfusu 9 milyara yaklaşan bir dünyada göç hareketleri, ekonomik bunalımlar, sanayi devriminin uzayan çalkantıları, iklim değişikliğinin ürettiği kırılmalar aynı anda işlemektedir. Bunların hiçbiri yalnızca teknik bir idare meselesi değildir. Demokratik hukuk düzeni ve zenginleştirilmiş bir insanlık profili olmadan, eğitimden yönetime, idareden uluslararası sisteme kadar kalıcı bir anlatı kurulamaz. Esasen ülkeler vardır, devletler vardır, uluslararası bir etkileşim vardır. Ancak bugünün kesitini alıp “işte dünya budur” demek, profili eksik bırakır. Derinleştirerek bakmak gerekir. Demokrasilerle otokrasiler arasındaki gelişme farklarının, kültürel tecrübelerle bugünkü duruma nasıl geldiği açıklanmadan, köklü birikime ilişkin algı hazmedilmeden, günün politikacısı yalnızca anın fırsatını arar. Kendi toplumunu diğerine oranla ileri götürmek için bir çıkış yolu ararken yaptığı tercih —demokratik ya da otokratik— uluslararası sistemde farklı okumalara karşılık gelir. Bu farkın üzeri örtülmemelidir. İstismar açıkça adlandırılmalıdır Bu konuda açık konuşmak gerekir. Hem demokrasinin istismarı hem de insanlık kültürünün bugüne kadarki birikiminin sistemleştirdiği temel unsurların istismarı görülmektedir. Demokrasi adına konuşup demokrasinin içini boşaltmak; hukuk adına konuşup hukuku araçsallaştırmak; katılım adına konuşup katılımı sahnelemek — bunların hepsi aynı ailenin üyeleridir. Otokrasinin kaba hâli kadar, demokrasinin sahte hâli de insanı küçültür. Bu nedenle Birleşmiş Milletler’den daha yüksek tonda bir söz beklenirdi. Kurumun görevi, yılı doldurmak için bir mesaj yayımlamak değil; derin araştırma, tarihsel birikim ve dürüst teşhisle insanlığa yön vermektir. Çatışmaların çoğaldığı, güvenin eridiği, toplumsal sözleşmenin zayıfladığı bir dönemde “her sesin sayılması” çağrısı doğru ama yetersizdir. Sesin sayılması, o sesin hakikatle, hukukla ve sorumlulukla bağlanmasıyla anlam kazanır. Liderlere ve politikacılara Liderlere ve politikacılara hatırlatılması gereken husus şudur: Demokrasi seçeneklerden biri değildir. Eğer demokrasi bir menü kalemi, konjonktürel bir tercih, diğerine üstünlük sağlamak için kullanılan bir araç olarak görülüyorsa, orada insanlıkla ilgili çok temel bir bakış açısı farkı vardır. O farktan başka sonuçlar, başka tespitler çıkar. Esas olan, bunu anlamaktır. İnsana yakışanı önce kabul etmek, sonra politika yapmak gerekir. Diğerlerini aldatmadan, başka bir görüşe sapmadan, dosdoğru bir zemin üzerinde durmak gerekir. Politika bugün çoğu yerde sıradanlaştırılmıştır. Zamanın kesiti içinde “çözüm” gibi sunulan hedef, yöntem ve vizyon iddiaları, temel eleştiriler karşısında boşalır. Bu eleştiriler bir kenara konulsa bile en azından şu uyarı durur: Birleşmiş Milletler, kendi tespitlerini derinleştirerek insanlığa yön vermek zorundadır. Aksi hâlde Demokrasi Günü, takvimin bir satırı olarak kalır. Ne yapılmalı? Demokrasinin derinleştirilmesi 3 düzlemde düşünülmelidir. • Birincisi kültürel düzlemdir: Vicdan, hakikat arayışı, anti-konfor
"Ailem Güvende" operasyonları kapsamında eski İzmir Kent Konseyi Başkanı Seniye Nazik Işık da gözaltına alındı. İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç, "Hak aramak suç değildir. Dayanışma suç değildir. Örgütlü toplum demokrasinin güvencesidir" dedi.
Sözcükler “tekin” değildir, yanlış kullanıldıklarında öylesine tepki gösterip öç alırlar ki adamı eşek tepmesinden beter ederler!...
Hayat maalesef adil değildir. En çok hak eden değil, talebinin arkasında kararlılıkla duran kişi duyulur. Hak etmek insanı kapının önüne kadar getirir; o kapının açılmasını sağlayan, ilk “hayır”dan sonra yeniden çalma cesaretidir.
Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube yayınları gerekçe gösterilerek tutuklandı. Avukatı Çağlar Çağlayan, tutuklamanın gazeteciler üzerinde baskı ve caydırma aracına dönüştüğünü belirterek Arslan’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.
Stories on this topic, gathered from every source.