Kurtuluş Savaşı’mızla ilgili destanlar ne yazık ki genelde nesnel değerlendirmeden yoksundur. Bu konuda en sağlam temeli Kuvayı Milliye Destanı ile Nâzım Hikmet’in attığını, daha doğrusu tarihsel maddeci bakışıyla önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz. Ardı sıra Fazıl Hüsnü Dağlarca ile Cahit Külebi’nin çabaları aynı gerçekliğe eklenebilir. Arada coşku ve abartıdan ibaret hamasi çığlıklara yenik düşenler çoğunluktadır. […]
Stories on this topic, gathered from every source.