Bu çalışma, dijital çağda sanat eserinin özgünlüğünün nasıl mümkün olduğu sorusunu ontolojik bir perspektiften ele almaktadır. Makalenin temel problemi, veri düzeyinde sınırsız biçimde çoğaltılabilen ve algoritmik olarak üretilebilen dijital nesneler bağlamında klasik estetiğin özgünlük anlayışının sürdürülebilir olup olmadığını sorgulamaktır. Çalışma, Walter Benjamin’in aura kavramını yeniden yorumlayarak, auranın yalnızca teknik yeniden üretimle kaybolan bir nitelik değil, belirli deneyim, algı ve dolaşım koşulları altında ortaya çıkan ontolojik bir yapı olduğunu ileri sürmektedir. Bu çerçevede dijital çağda yaşanan dönüşüm, auranın ortadan kalkması değil, ontolojik düzlem değiştirmesi olarak değerlendirilmektedir. Makalede öncelikle Benjamin’in aura kavramı ontolojik bir kategori olarak yeniden ele alınmış, ardından dijital nesnelerin çoğaltılabilirlik ve hesaplanabilirlik özellikleri üzerinden sanat eserinin süreçsel ve algoritmik bir yapıya dönüştüğü gösterilmiştir. Çalışmanın temel katkısı, “ontolojik-ilişkisel özgünlük” kavramını geliştirmesidir. Bu kavrama göre özgünlük, artık esere içkin sabit bir özellik değil, kayıt, izlenebilirlik ve doğrulanabilirlik gibi teknik süreçler içinde ortaya çıkan ilişkisel bir etkidir. Böylece özgünlük, nesnenin özünden değil, teknik sistemler ve dolaşım ağları içindeki konumundan türemektedir. Sonuç olarak çalışma, dijital çağda özgünlüğün kaybolduğu ya da teknik araçlarla yeniden tesis edildiği yönündeki yaklaşımlar yerine, özgünlüğün süreçsel ve ilişkisel bir ontolojik kategoriye dönüştüğünü savunmaktadır.
Stories on this topic, gathered from every source.