Türk Telekom, müşterilerinin hayatına her alanda değer katma vizyonuyla Türk Telekom uygulamasında “Kazandıran Adımlar” dönemini başlattı. Kullanıcıların daha aktif bir yaşam sürmelerini ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmelerini hedefleyen Kazandıran Adımlar oyunu, günlük yürüyüşleri ödüllendirerek motivasyonu…
This is an excerpt. Copyright belongs to the source; the full story is published on their site.
Read the full story at the source
This story was published by Donanım Günlüğü.
See other sources covering this event →
Galaxy S26 FE, daha yeni işlemcisi ve yazılımıyla dikkat çekiyor. Ancak Galaxy S25 FE; ekranı, kamera seçenekleri ve şarj özellikleriyle hâlâ yakınında duruyor. İkisi arasında karar verirken asıl mesele, yeni model için ne kadar fazla ödeyeceğiniz ve bu farkın size ne kazandıracağı. Samsung’un FE telefonları, Galaxy S serisinin özelliklerini daha uygun bir bütçeyle isteyenler için uzun zamandır önemli bir seçenek. Ne var ki yeni model satışa çıktığında önceki nesil de bir anda çekiciliğini kaybetmiyor. Özellikle indirimler devreye girdiğinde, bir önceki yılın telefonu ile yeni model arasında karar vermek zorlaşıyor. Galaxy S26 FE ile Galaxy S25 FE arasındaki durum da buna benziyor. S26 FE’de Exynos 2500 işlemci ve daha yeni yazılım var, buna karşılık ekran boyutu, kamera çözünürlükleri ve pil kapasitesi değişmiyor. Yani daha yeni modeli seçtiğinizde her alanda daha fazlasını elde etmiyorsunuz. Telefonu daha çok mesajlaşma, sosyal medya, fotoğraf çekme ve video izleme için kullanıyorsanız, S25 FE’yi listenizden çıkarmayın. Oyunlara, içerik üretimine ve telefonu uzun yıllar kullanmaya daha fazla önem veriyorsanız, S26 FE’nin sunduklarına yakından bakmakta fayda var. Üstelik kabloyla dosya aktarımı gibi ilk bakışta akla gelmeyen bir ayrıntı da tercihi etkileyebiliyor. Ekran ve tasarım için S26 FE’ye geçmek gerekir mi? İki telefonu yan yana değerlendirirken ilk dikkat çeken nokta, … Samsung Galaxy S26 FE mi, Galaxy S25 FE mi? Hangisini almak daha mantıklı? haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Sony, oyunlarda bir sonraki görüntüyü önceden tahmin ederek kare üretiminin eklediği gecikmeyi azaltmanın yollarını araştırıyor. Şirketin 15 Ekim’de yayımlanan patent başvurusu, son gerçek kareden hareketle sentetik bir sonraki kareyi oluşturma yöntemini anlatıyor. PlayStation’ın PSSR görüntü yükseltme çalışmaları devam ederken ortaya çıkan bu belge, çözünürlükten farklı bir soruna, görüntülerin ekrana ulaşma zamanına odaklanıyor. Ancak Sony, bu başvuruyla bir konsol güncellemesi duyurmuyor. Önerinin merkezinde, kodlayıcı ve çözücü adlı iki sinir ağı bulunuyor. Kodlayıcı, gerçek görüntüyü daha küçük bir sayısal temsile dönüştürüyor. Çözücü ise bu temsilden hareketle sonraki görüntünün nasıl görüneceğini tahmin ediyor. Sistem, ardından gerçek kare henüz hazır olmadan tahmini kareyi ekrana gönderme fikrini temel alıyor. Başvuru, bazı uygulamalarda hareket vektörlerini ve oyuncunun kumanda girdilerini de sürece katıyor. Hareket vektörleri, görüntüdeki parçaların hangi yöne ilerlediğini anlatıyor. Kumanda girdisi ise örneğin zıplama tuşuna basan oyuncunun sonraki hareketine dair ek bilgi sağlıyor. Böylece yöntem, yalnızca önceki iki görüntünün arasına bir kare yerleştirmek yerine, akışın devamını öngörmeye çalışıyor. Sistem, eğitim aşamasında ağın tahmini ile akıştaki gerçek sonraki görüntüyü karşılaştırıyor. Aradaki farkı, modelin ağırlıklarını ayarlamak için kullanıyor. Belge, birden fazla gelecek kare üretme ihtimalini de ele alıyor. Bunun yanında, sinir ağı yerine hareket bilgisiyle görüntü bloklarını kaydıran algoritmik seçenekleri tarif ediyor. Bunlar başvurudaki farklı uygulama örnekleri, … Sony’nin yeni patent başvurusu oyunlarda sonraki kareyi tahmin ediyor haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Google'ın kurucu ortağı Sergey Brin, Gemini modellerinin bir sonraki sürümün hazırlanmasına artık doğrudan katkı verdiğini söyledi. Brin, bunu yapay zekânın kendi gelişimini hızlandırdığı özyinelemeli kendini geliştirme döneminin erken aşaması olarak tanımladı.
Çin’de içten yanmalı otomobiller, eylül ayında yeni otomobil satışlarından yüzde 33 pay aldı. Ember’in elektrikli otomobil verileri, tam elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modellerin toplam payının yüzde 67’ye ulaştığını gösteriyor. Bölgelere göre ayrışan elektrikli otomobil pazarı açısından bu oran önemli bir eşik oluşturuyor. Bununla birlikte, pay artışını tek başına satış büyümesi olarak okumamak gerekiyor. Eylül tablosunda tam elektrikli otomobiller yüzde 47,3, şarj edilebilir hibritler yüzde 19,7 pay taşıyor. Bir yıl önce 945 bin adet olan içten yanmalı otomobil satışları 534 bine geriledi. Tam elektrikli otomobil satışları da 765 bin adetle önceki yılın altında kaldı. Başka bir ifadeyle, elektrikli modeller küçülen pazarda içten yanmalı rakiplerinden daha az kayıp yaşadı. Çin Binek Otomobil Birliği’nin perakende verilerini aktaran CnEVPost, eylül ayında yeni enerjili araç satışlarını 1,084 milyon adet olarak açıklıyor. Bu toplam, yıllık bazda yüzde 16,7 düşüşe karşılık geliyor. Ağustosa göre ise yüzde 7,8 artış var. Dolayısıyla aylık toparlanma ile geçen yılın aynı ayına göre daralma aynı tabloda yer alıyor. Verilerin kapsamı da sonucu doğrudan etkiliyor. Ember, tam elektrikli otomobillerin yanında dışarıdan şarj olabilen hibritleri elektrikli araç sınıfına katıyor. Yalnızca yakıtla enerji alan geleneksel hibritler bu sınıfa girmiyor. Menzil uzatıcı motor taşıyan elektrikli otomobiller ise şarj edilebilir hibrit grubunda yer alıyor. Bu nedenle … Çin’de içten yanmalı otomobillerin satış payı yüzde 33’e indi haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, kesintisiz UTC kararıyla artık saniye uygulamasını 20 Mayıs 2027’de sona erdirecek. Karar, Dünya’nın dönüşüne dayanan zaman ile uluslararası saat standardı arasındaki izin verilen farkı bir saate çıkarıyor. Böylece hassas zaman ölçümü kullanan dijital altyapılar, düzensiz saniye ekleme veya çıkarma işlemleriyle uğraşmadan aynı referansı izleyebilecek. Değişiklik özellikle haberleşme, enerji dağıtımı, ulaşım ve uzay sistemlerindeki zaman eşitlemesini ilgilendiriyor. Bugünkü sistem iki farklı ölçümü birbirine yakın tutuyor. Atom saatleri kararlı bir zaman ölçeği sağlarken Dünya’nın dönüşü aynı hızda ilerlemiyor. Bu nedenle Eşgüdümlü Evrensel Zaman, atomik zaman ile Dünya’nın dönüşüne dayanan ölçüm arasında bağlantı kurmak için artık saniyelerden yararlanıyor. Yeni karar ise bu ilişkinin izin verilen sınırını değiştiriyor. Konferans, 2022’deki önceki kararında farkı en geç 2035’e kadar büyütme hedefi koymuştu. Şimdi kabul ettiği metin, uygulama başlangıcını 20 Mayıs 2027 olarak belirliyor. Bunun yanında Dünya’nın dönüşünü izleyen kurumlar ölçüm ve bilgilendirme çalışmalarını sürdürecek. Yani uluslararası saat standardı süreklilik kazanırken astronomik zaman bilgisi ortadan kalkmayacak. Kararın gerekçeleri arasında daha önce hiç ihtiyaç duyulmayan negatif artık saniyenin yaratabileceği sorunlar da bulunuyor. Böyle bir işlem saatten bir saniye çıkarmayı gerektiriyor. Öte yandan birbirinden farklı düzeltme yöntemleri kullanan hizmet sağlayıcıları, zaman eşitlemesinde tutarsızlık yaşayabiliyor. Karar metni, kritik altyapıların büyük bölümünün negatif saniyeye hazır … Artık saniye 20 Mayıs 2027’de küresel saatten çıkıyor haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Comments