Erkan Yücel ve Yılmaz Güney’i sadece aynı gün hayata veda ettikleri için değil, neoliberalizmin “başka bir alternatif yok” dayatmasının her yeri kuşattığı bugünün dünyasında, inatla ve eylemle “başka bir dünyanın mümkün olduğunu” hatırlatan “yıkıcı” mirasları için yan yana anmak gerekiyor. Onların sinema perdesinde ve tiyatro sahnesinde verdikleri mücadele, döneme özgü bir sanat-siyaset ittifakının nostaljik bir anısı değil, bugünün alternatifsizlik hissine karşı hatırlanması gereken estetik ve politik bir hattır.
Ulaş Can Olgunsoy Türkiye sinema ve tiyatro tarihi, 9 Eylül tarihinde bir yıl arayla iki önemli ismini kaybetti; Erkan Yücel ile Yılmaz Güney, bir yıl arayla ama aynı takvim gününde yaşamını yitirdi. Güney 1984’te, Yücel 1985’te. Bu yazı, aradaki bu denk gelişi bir vesile sayıp ikisini birlikte anmayı deniyor.
This is an excerpt. Copyright belongs to the source; the full story is published on their site.
Read the full story at the source
This story was published by BirGün.
See other sources covering this event →
Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirildiğini açıkladı
ABD Açık'ta Kazak raket Elena Rybakina, tek kadınlar finalinde Belaruslu rakibi Aryna Sabalenka'yı 2-1 mağlup ederek turnuvadaki ilk şampiyonluğunu elde etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, tekstil sektörünün yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıracaklarını, verimlilik ve teknolojik yetkinliği artırarak daha güçlü üretim ve ihracat kapasitesi oluşturacaklarını açıkladı.
Comments