Bu çalışma, sinema salonlarının kentsel mekândaki evrimini, kamusal odak noktası olma niteliğinden alışveriş merkezleri (AVM) içerisindeki kapalı tüketim alanlarına dönüşüm süreci üzerinden incelemektedir. Şehir ve bölge planlama disiplini çerçevesinde, Diyarbakır ve Batman kentleri özelinde sinemanın kentsel doku ile kurduğu simbiyotik ilişki ve bu ilişkinin sosyokültürel yansımaları analiz edilmektedir. Araştırmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli tarihsel-mekânsal katmanlaştırma ve "Space Syntax" (Alan Dizimi) yöntemi kullanılarak sinema mekanlarının kentsel bütünleşme (Integration) ve erişilebilirlik (Step Depth) değerleri matematiksel olarak hesaplanmıştır. Modernleşme döneminde kentin prestij odakları olan Diyarbakır Dilan Sineması ve Batman TPAO Site Sineması’nın kurduğu kamusal kurgu, günümüzün neoliberal kentleşme pratikleri sonucunda ortaya çıkan "multiplex" yapılarla karşılaştırılmıştır. Bulgular, sinemanın kentin ana arterlerinden koparak izole tüketim adacıklarına hapsolduğunu ve sokağa açılan "eşik" karakterini yitirdiğini göstermektedir. Nitekim geleneksel sokak sinemalarında 1-2 olan Adım Derinliği (Step Depth) değerinin güncel AVM sinemalarında 12’ye kadar yükselmesi, mekânsal erişilebilirliğin matematiksel olarak kısıtlandığını ve sokağa açılan 'eşik' karakterinin yitirildiğini belgelemektedir. Sorkin (1992) ve Augé (1995) tarafından kuramsallaştırılan "kamusal alanın sonu" ve "yer-olmayan" kavramları, her iki kentteki mekânsal ayrışmayı tanımlar niteliktedir. Sonuç olarak çalışma, kentsel belleğin korunması ve mekânsal adaletin tesisi için sinemanın sokağa açılan bağımsız bir sosyal altyapı öğesi olarak yeniden planlanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Read the full story at the source
This story was published by Görünüm Dergisi.
See other sources covering this event →
25 Ağustos’ta “Haramiler” ile başlayan etkinlik programında sahnelenen “Yoldan Çıkan Oyun”, açık hava koşullarına rağmen izleyici karşısına çıktı. Oyun, 27 Ağustos’un ardından 28 Ağustos’ta ikinci kez sahnelendi.
Neşet Ertaş'a göre; ozanlar/âşıklar Hak'tan aldıkları ilham ile kendi özlerinin sesine kulak verir, ruhlarına gelen bilgiyi ve duyguyu sözlere, ezgilere dönüştürerek halka aktarırlar. Bir ozan olarak Neşet Ertaş için de durum aynıdır.
Gökyüzünü nasıl yitiriyoruz ve onu yitirenin kim olduğunu neden sormuyoruz? Bir gece dışarı çık. Yukarı bak. Bir kentte yaşıyorsan, ancak birkaç düzine yıldız görebileceksin; soluk, belli belirsiz, eski bir mürekkep lekesi gibi silinmek üzere. Yine de orada dikkatini çekebilecek, bunların arasında süzülen parlak noktaları fark edeceksin. Sabit değiller, artık kanıksadığımız gibi yüksekten uçan bir uçak
SOLO Çağdaş Dans Festivali, 29–30 Ağustos’ta dokuzuncu kez CerModern’in Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleşiyor.
Comments