Bugün Haaretz 'in yayımladığı araştırma, kamuoyunun bir kısmını tek bir telefona kilitledi. BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, 7 Ekim 2023'ten yaklaşık on gün önce Netanyahu'yu aramış; Sinwar'ın büyük bir operasyon hazırlığında olduğunu söylemiş; İsrail Başbakanı sakin kalmış, tehdidi Batı Şeria'ya kaydırmış ve bu görüşmeyi güvenlik şeflerine aktarmamış. Ofis haberi yalanlıyor. Muhalefet aynı metni "körlemesine felaket" diye kullanıyor. Seçim takvimi 27 Ekim. Trump'ın 15 maddelik Gazze belgesi masada reddedilmiş durumda. Haber teknik olarak yeni olabilir. Stratejik olarak yeni değildir. Asıl mesele, belgenin varlığı değil; belgenin hangi durumun içinde durduğudur. 7 Ekim'den beri yazdıklarım ve konuştuklarımla çizdiğim çerçeve tam da bu ayrımı hatırlatmak içindir: D gününü bilen bir hat vardı. El, D+1 için hazırlanmıştı. Bugün kilitlenilen yüzey Haaretz araştırmasının özeti şudur. 23 Eylül 2023 civarında 45 dakikalık bir görüşme yapılır. Bin Zayed, Sinwar'ın "deprem" niteliğinde bir harekât planladığını iletir. Netanyahu, Hamas'ın asıl niyetinin Batı Şeria olduğunu söyler; "her senaryoya hazırız" der. Görüşmenin içeriği IDF, Mossad ve Şin Bet şeflerine taşınmaz. Eisenkot bu resmi, Netanyahu'nun İsrail'i felakete götürdüğü iddiasına bağlar. Aynı günlerde ikinci bir hat işler. Netanyahu, Trump'ın Hamas'ın silahsızlanması ve kademeli çekilme içeren Gazze belgesini açıkça reddeder. Çekilme yoktur; silahsızlanma "gerçek" olacaktır; Filistin devleti yoktur. İçeride seçim, dışarıda İran rejiminin "sonu yakındır" retoriği, ortada ise rehine dosyası ve kent merkezlerine inmiş füze faturası durur. Bu iki haber aynı günde yan yana durunca, okuyucunun bir kısmı olayı kişisel ihmal ve ahlaki skandal olarak tüketir. Tek telefon, tek suçlu, tek ifşa. Derinlik kaybolur. Oyalama buradan başlar. "D günü" ve D+1 Benim açıklamam şu: "D günü" nü bilen Netanyahu, elini D+1 için beklentiye göre hazırladı. Yazılmayan nokta şudur: ABD de saldırıyı biliyordu. Reaksiyon süresi kısaydı. Güçlü karşılık verebilecek askerî mekanizmalar ve siyasal eksendeki süreçler hızlıca tamamlandı. Rehine ve kayıp sayısı, Netanyahu'nun beklediği gibi olmadı; fazla oldu. Bu, tasarımın kusursuz olduğu anlamına gelmez. Tasarımın yönünü değiştirmez. D+1'deki karşılık yalnız Gazze'de durmadı. İran ve vekiller, yani Direniş Ekseni üzerine askerî reaksiyon, 12 Gün Savaşı'na kadar ilerletildi. Ocak 2025'ten itibaren Beyaz Saray'da Trump–Netanyahu görüşmeleri çok sayıda yapıldı. Kontrol kimdeydi sorusu buradan okunur. ABD hamleleri içinde askerî kuvvet de vardı, diplomasi de. 7 Ekim sonrası müşterek dil "harita değişecek" idi. İbrahim Anlaşmaları 2019–2020'den beri ayrı bir proje katmanı olarak duruyordu. 7 Ekim bu projeyi durdurmadı; dönüştürdü. Haaretz , diaspora ve seçim hesabı Şöyle bağlıyordum: Trump Netanyahu'dan kurtulmak istiyor. Haberi yapan Haaretz ve ABD'deki diaspora da bunu istiyor. Önemli olan, seçimde Netanyahu'nun yenilip yenilmeyeceği, yani İsrail halkının oylarıdır. Bu tür bir ifşa, o hesabı şimdi seçim takvimine yapıştırır. Netanyahu'nun kaybedeceğini son aylarda defaten söyledim. Hesap bunun üzerinedir. İsrailliler rehineler ile İran füzelerinin kent merkezlerindeki yıkımının faturasını çıkarıyor. Fakat bir cümleyi eksik bırakmamak gerekir: İsrail hâlâ İsrail'dir, ABD hâlâ ABD'dir. Kişisel tasfiye isteği, devlet aklının sürekliliğini iptal etmez. Filistin davası İran dosyasına yedirildi 7 Ekim'den hemen sonra ekranda ve yazıda aynı çizgiyi koydum. Türkiye olaya Gazze ve Filistin merkezli bakar. ABD ve İsrail ise olayı İran ve vekilleri üzerinden okur. Bu iki okuma aynı olayın iki farklı haritasıdır. Birincisi davayı görür. İkincisi davayı eksenin içine gömer. Filistin konusu başka, İran konusu çok başkadır. Gazze'yi ve dolayısıyla Hamas'ı, İran sorununun içinde görmek, Filistin'e yönelik en büyük yanlıştır ve hatta ihanettir. Bu cümleyi Şubat 2025'te Filistin davası yazısında belirttim. Çünkü 7 Ekim'den sonra dolaşıma sokulan "İran'ın vekil gücü, terör…" sözcükleri, Filistin'i örtmek için kullanılan politik dildir. Hamas 7 Ekim'de saldırıyı gerçekleştirdi; İsrail 8 Ekim'de hemen savaş ilan etti. D+1 gecikmedi. Toprak anlaşmasını istemeyen taraf, başından beri İsrail'dir. Gazze, Filistin'den ayrı bir dosya değildir. İran bu süreci tam göremedi. İşin kötüsü, Gazzeli halk ve Hamas da göremedi. Filistin Devlet Başkanı baştan itibaren ayağını geride tuttu. Abbas'ın ateşkes sonrası "Hamas İran'ın oyununa geldi" cümlesi, bu mesafenin resmî teyididir. Sonuç ağırdır: on binlerce masum insan öldü, Gazze yıkıldı, enkazı yeni inşaat projesine çevirenler vardır. İş, bir kurula sevk edilmiştir. 7 Ekim öncesinden işaret edilen hat Bilinmeyen, telefonun içeriği değildi. Bilinmeyen diye sunulan şey, o telefonun hangi durumun içinde çaldığıydı. 2023 sonbaharından bu yana tekrarlanan iskelet şudur. 1. D / D+1 ayrımı. Saldırının kendisi kadar, saldırının hemen ertesi gün ilan edilen savaş ve ardından eksene yayılan karşılık tasarımı. 2. ABD bilgisi ve hız.
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments