Entelektüellerin herhangi bir barış süreci karşısındaki görevinin sadece “destek vermek” olduğu nereden çıkıyor? Bir anlığına düşünelim mesela. Türkiye çok daha demokratik bir ülke olsaydı, süreç çok daha şeffaf ve katılımcı yürütülseydi bile entelektüelin işlevi herhangi bir siyasal sürecin tasdik memurluğunu yapmak olmazdı. Tam tersine, iyi giden bir süreçte dahi eğer varsa rahatsız edici soruları sormaya, çelişkileri ve muhtemel sonuçları görünür kılmaya devam etmesi gerekirdi.
Yusuf Tuna Koç Kemal Büyükyüksel, savaş ve barış dönemlerinde entelektüelin sorumluluğunu, İran üzerinden yürüyen tartışmaları ve Türkiye’deki süreç bağlamında aydınlara yöneltilen “destek vermiyorlar” eleştirisini değerlendirdi.
This is an excerpt. Copyright belongs to the source; the full story is published on their site.
Read the full story at the source
This story was published by BirGün.
See other sources covering this event →
Donald Trump, Şii Teokrasisine son ve kesin darbeyi ne zaman vuracağına, bu "kirli işi" İsrail’in tamamlamasına izin verip vermeyeceğine ya da bunu bir sonraki ABD başkanına bırakıp bırakmayacağına karar vermeye çalışırken, üç İslamcı müttefikinin bu yeni bölgesel güvenlik mimarisini sınamasına da alan açıyor. Böylece bu ülkeler kendi güvenliklerini kendileri sağlayacak, bunun maliyetini kendileri üstlenecek ve Batı’nın öncülük ettiği dünya kapitalist sistemini ayakta tutabilmek için kendi vatandaşlarını feda edecekler.
EHLİYET sınavlarında ezbere dayalı sabit parkur sistemi kaldırılıyor. Yeni düzenlemeyle sürücü adayları, artık serbest güzergah uygulamasıyla akan trafikte sınava başlayacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),
Seferihisar Belediyesi’nin Cuma Pazarı’ndaki 105 tezgâh için 50 bin liradan 1 milyon liraya kadar değişen tahsis bedelleri belirlemesinin yankıları sürüyor. Yıllardır aynı bölgede tezgâh açıp belediyeye
Comments