Your cookie preferences
We use necessary cookies for your session and preferences. You can optionally allow usage measurement and advertising cookies too. Privacy policy
Azerbaycan'ın Bakü yakınlarındaki Pirallahı Sanayi Parkı'nda Türk yatırımcılar tarafından kurulan Azerbaycan'ın en büyük ilaç üretim tesisi, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katıldığı törenle açıldı. Tesiste ağrı kesici ve antibiyotiklerin yanı sıra kardiyoloji, nöroloji, üroloji, diyabetoloji ve gastroenteroloji alanlarında kullanılan ilaçlar üretilecek.
Read the full story at the source
This story was published by Star.
See other sources covering this event →
Türkiye'nin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yıldaki karşılıklı ticaret hacmi 72,2 milyar dolara ulaştı. Ticaretin yanı sıra yapay zekadan serbest bölgelere kadar farklı alanlarda iş birlikleri derinleşiyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "3 Ekim Türk Dünyası Günü" dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Ekim Türk Dünyası Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Türk devletleri ve soydaşlar arasındaki dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesini temenni etti. Bahçeli, 3 Ekim 2009'da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından Nahçıvan Anlaşması'nın imzalandığını belirterek, bu tarihin Türk dünyasında çok taraflı iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Türk Keneşi'nin temelleri atıldı Nahçıvan Anlaşması ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin, bilinen adıyla Türk Keneşi'nin kuruluşunun temellerinin atıldığını belirten Bahçeli, anlaşmanın Türk devletleri arasındaki tarihi, kültürel ve beşeri bağların kurumsal bir yapı içerisinde geliştirilmesine yönelik iradenin göstergesi olduğunu kaydetti. Bahçeli, bu iradenin 2010'da İstanbul'da gerçekleştirilen zirveyle kurumsal nitelik kazandığını ve Türk Keneşi'nin faaliyetlerine başladığını aktardı. Geçen süre içerisinde Türk devletleri arasındaki ilişkilerin siyasi ve diplomatik temasların yanı sıra ekonomi, ulaştırma, enerji, eğitim, kültür, güvenlik, bilim ve teknoloji gibi alanlarda geliştiğini belirten Bahçeli, tarihi bağların geleceğe yönelik ortak imkanları şekillendiren bir zemine dönüştüğünü ifade etti. Türk Devletleri Teşkilatı'na dönüştü Bahçeli, 12 Kasım 2021'de İstanbul'da gerçekleştirilen 8. Zirve'de Türk Keneşi'nin adının "Türk Devletleri Teşkilatı" olarak değiştirildiğini ve Türk dünyasındaki iş birliğinin daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulduğunu belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı'nın bugün Türk devletlerinin ortak meselelerini istişare, dayanışma ve iş birliği anlayışı içerisinde ele alan bir uluslararası teşkilat olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden Bahçeli, teşkilatın siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Bahçeli, Türk dünyasının geleceğinin tarihi hafızanın korunması, kültürel bağların güçlendirilmesi ve ortak mirasın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında somut kazanımlara dönüştürülmesiyle şekilleneceğini belirtti. "Türk dünyasının daha etkin bir konuma ulaşması önem arz ediyor" Nahçıvan Anlaşması ile ortaya konulan iradenin Türk dünyasının geleceğine uzanan kurumsal vizyonun temel taşlarından biri olduğunu belirten Bahçeli, bu iradenin daha ileri seviyelere taşınmasının devletler arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi, ortak menfaatlerin korunması ve Türk dünyasının bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir konuma ulaşması açısından önem taşıdığını ifade etti. MHP olarak "Dilde, fikirde, işte birlik" ülküsünü Türk dünyasında kurumsal bir anlayışa dönüştürmek ve soydaşları aynı ülkü ve gelecek tasavvuru etrafında buluşturmak için mücadele edenleri saygıyla andıklarını belirten Bahçeli, Türk dünyası için emek veren kişi ve kurumlara da teşekkür etti. Bahçeli, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: "3 Ekim Türk Dünyası Günü’nü kutluyor; Türk devletleri ve soydaşlarımız arasındaki kardeşlik hukukunun, dayanışmanın ve iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ediyoruz. Türk dünyasının birliği, dirliği ve istikbali daim olsun." ANKA devlet bahçeli TÜRK DÜNYASI GÜNÜ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Ekim Türk Dünyası Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türk devletleri ve soydaşlar arasındaki dayanışma ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesini temenni etti Cuma, Ekim 2, 2026 - 20:00 Main image: Fotoğraf: ANKA Haber Type: news SEO Title: Bahçeli'den 3 Ekim Türk Dünyası Günü mesajı: Türk devletleri arasındaki iş birliği güçlendirilmeli copyright Independentturkish:
Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekili Veliyev, “Türk dünyası, Avrasya’da giderek lojistik, enerji, dijitalleşme, kültür ve uluslararası güvenlik konularında önemli bir rol oynayabilecek bağımsız bir güç merkezi olarak şekilleniyor" diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) nezdinde Tebriz'in Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınmasını talep ediyorum, çünkü mevcut küresel ve onu müteakiben bölgesel açıdan uygulanmaya alınan JEOPOLİTİK YENİDEN DÜZENLEME/YAPILANMA bunu gerektiriyor… Jeopolitik açıdan karşı atak yapmalara izin verilmemelidir… Bölgenin istikrarı, güvenliği ve onun birer sonucu olacak büyük, güçlü ve müreffeh Türk Birliği amacını, bunu gerektiriyor… Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk devletleri manevi cihetten tarihi ve medeni payitahtı olan Tebriz'in yanında ve arkasında durmalıdır. Türk dünyasının ortak tarihi, somut ve somut olmayan kültürel ve medeniyet mirasının korunması, gelecek nesillere aktarılması ve Türk devletleri arasındaki tarihi ve kültürel bağların daha güçlü bir kurumsal zemine kavuşturulması amacıyla, aşağıdaki teklifin Türk Devletleri Teşkilatı'nın ilgili organlarının ve Sayın Devlet Başkanlarının dikkat ve değerlendirmelerine sunulmasını önemli bir tarihî sorumluluk olarak görüyorum. Bu teklifin temel amacı, Türklerin asli kurucu unsuru olduğu, tarihen Avrasya'yı kapsayan Horasan/Azerbaycan Uygarlık Üreten Medeniyet Havzasının ve genel olarak İslam medeniyetinin en önemli ve başlıca fikrî, siyasî, ilmî, kültürel, ekonomik ve sanat merkezlerinden biri olmuş Tebriz'in, Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınması ve bu hususun Türk Devletleri Teşkilatı tarafından uygun bir karar ve ortak bildiriyle resmî olarak ifade edilmesidir. Tebriz yalnızca belirli bir ülkenin veya belirli bir tarihî dönemin şehri olarak değerlendirilemeyecek kadar geniş ve çok katmanlı bir tarihî mirasa sahiptir. Şehir, yüzyıllar boyunca farklı Türk devletlerinin fikrî, siyasî ve idarî merkezi olmuş; aynı zamanda ilim, sanat, ticaret, edebiyat, mimari ve kültürel üretimin önemli merkezlerinden biri olarak Türk ve İslam dünyasının tarihî gelişiminde oldukça belirleyici ve hayatî rol üstlenmiştir. Tebriz'in tarihî öneminin değerlendirilmesi, yalnızca geçmişteki siyasî hâkimiyetlerle sınırlı tutulmamalıdır. Şehrin asıl önemi, farklı dönemlerde ortaya çıkan siyasî ve kültürel birikimlerin birbirini takip ederek güçlü bir medeniyet havzası oluşturmasında yatmaktadır. Tebriz, tarihen Avrasya'yı kapsayan Horasan/Azerbaycan Medeniyet Havzasının siyasî, ilmî ve fikrî cihetten en esas merkezi olmuştur. Bu bakımdan Tebriz, Anadolu, Azerbaycan, İran, Kafkasya, Orta Asya (Türkistan), Halep-Şam (Suriye), Irak-ı Arap (Irak), Mısır vd. arasında tarih boyunca gerçekleşen siyasî, ekonomik ve kültürel etkileşimlerin en önemli düğüm noktalarından biri olmuştur. Özellikle Türk devletleri tarihinin çeşitli dönemlerinde Tebriz'in siyasî ve kültürel merkez niteliği taşıdığı açık ve net şekilde görülmektedir. Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevî dönemleri başta olmak üzere farklı tarihsel süreçlerde Tebriz, yalnızca bir şehir değil, Deşt-ı Kıpçak, Doğu Türkistan, Hindistan Yarımadası, Kuzey Afrika dâhil geniş bir coğrafyanın siyasî ve kültürel hayatını etkileyen önemli bir merkez olmuştur. Bu tarihî süreklilik, Tebriz'in Türk dünyasının ortak medeniyet hafızası bakımından taşıdığı değerin daha kapsamlı biçimde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Tebriz'in tarihî rolü aynı zamanda bilim, sanat ve kültür alanındaki gelişmelerle de yakından ilişkilidir. Şehir, farklı dönemlerde ilim insanlarının, sanatçıların, edebiyatçıların, mimarların ve devlet adamlarının yerleştiği ve faaliyet gösterdiği önemli bir merkez olmuştur. Tebriz ekolü olarak değerlendirilen sanat ve mimari birikimin farklı coğrafyalara taşınması, şehrin yalnızca bölgesel değil, daha geniş bir medeniyet alanı üzerindeki etkisini göstermektedir. Bu nedenle Tebriz'in Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınması, herhangi bir ülkenin mevcut siyasî veya hukukî statüsünü değiştirmeye yönelik bir girişim olarak değil; ortak Türk tarihinin ve medeniyet mirasının sembolik ve kültürel düzeyde tanınması olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı, bağımsız Türk devletleri arasındaki siyasî, ekonomik, kültürel ve insani ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir kurumsal platform oluşturmaktadır. Teşkilatın kültür, eğitim, bilim, tarih ve ortak miras alanlarında yürüttüğü çalışmalar, Türk dünyasının ortak değerlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Tebriz meselesinin de ortak Türk medeniyet mirası perspektifiyle ele alınmasının, Teşkilatın kültürel iş birliği hedefleriyle uyumlu olacağı düşünülmektedir. Tebriz'in "Tarihi ve Medeni Payitaht" olarak tanınması, öncelikle kültürel ve tarihî nitelikte sembolik bir statü anlamına gelmelidir. Böyle bir kararın herhangi bir devletin egemenliği, toprak bütünlüğü veya mevcut uluslararası hukuk statüsü hakkında tek başına bir hüküm oluşturmadığı açıkça belirtilmelidir. Böylece teklif, tarihî ve kültürel mirasın tanınması temelinde, uluslararası hukuk ilkeleriyle uyumlu bir biçimde değerlendirilebilir. Bu yaklaşım aynı zamanda
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne açıklarında 30 Ağustos'ta batan yolcu gemisindeki kayıpları arama çalışmalarında bir kişinin daha cesedine ulaşıldığı bildirildi. Olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 21'e yükseldi.

Comments