Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) nezdinde Tebriz'in Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınmasını talep ediyorum, çünkü mevcut küresel ve onu müteakiben bölgesel açıdan uygulanmaya alınan JEOPOLİTİK YENİDEN DÜZENLEME/YAPILANMA bunu gerektiriyor… Jeopolitik açıdan karşı atak yapmalara izin verilmemelidir… Bölgenin istikrarı, güvenliği ve onun birer sonucu olacak büyük, güçlü ve müreffeh Türk Birliği amacını, bunu gerektiriyor… Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk devletleri manevi cihetten tarihi ve medeni payitahtı olan Tebriz'in yanında ve arkasında durmalıdır. Türk dünyasının ortak tarihi, somut ve somut olmayan kültürel ve medeniyet mirasının korunması, gelecek nesillere aktarılması ve Türk devletleri arasındaki tarihi ve kültürel bağların daha güçlü bir kurumsal zemine kavuşturulması amacıyla, aşağıdaki teklifin Türk Devletleri Teşkilatı'nın ilgili organlarının ve Sayın Devlet Başkanlarının dikkat ve değerlendirmelerine sunulmasını önemli bir tarihî sorumluluk olarak görüyorum. Bu teklifin temel amacı, Türklerin asli kurucu unsuru olduğu, tarihen Avrasya'yı kapsayan Horasan/Azerbaycan Uygarlık Üreten Medeniyet Havzasının ve genel olarak İslam medeniyetinin en önemli ve başlıca fikrî, siyasî, ilmî, kültürel, ekonomik ve sanat merkezlerinden biri olmuş Tebriz'in, Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınması ve bu hususun Türk Devletleri Teşkilatı tarafından uygun bir karar ve ortak bildiriyle resmî olarak ifade edilmesidir. Tebriz yalnızca belirli bir ülkenin veya belirli bir tarihî dönemin şehri olarak değerlendirilemeyecek kadar geniş ve çok katmanlı bir tarihî mirasa sahiptir. Şehir, yüzyıllar boyunca farklı Türk devletlerinin fikrî, siyasî ve idarî merkezi olmuş; aynı zamanda ilim, sanat, ticaret, edebiyat, mimari ve kültürel üretimin önemli merkezlerinden biri olarak Türk ve İslam dünyasının tarihî gelişiminde oldukça belirleyici ve hayatî rol üstlenmiştir. Tebriz'in tarihî öneminin değerlendirilmesi, yalnızca geçmişteki siyasî hâkimiyetlerle sınırlı tutulmamalıdır. Şehrin asıl önemi, farklı dönemlerde ortaya çıkan siyasî ve kültürel birikimlerin birbirini takip ederek güçlü bir medeniyet havzası oluşturmasında yatmaktadır. Tebriz, tarihen Avrasya'yı kapsayan Horasan/Azerbaycan Medeniyet Havzasının siyasî, ilmî ve fikrî cihetten en esas merkezi olmuştur. Bu bakımdan Tebriz, Anadolu, Azerbaycan, İran, Kafkasya, Orta Asya (Türkistan), Halep-Şam (Suriye), Irak-ı Arap (Irak), Mısır vd. arasında tarih boyunca gerçekleşen siyasî, ekonomik ve kültürel etkileşimlerin en önemli düğüm noktalarından biri olmuştur. Özellikle Türk devletleri tarihinin çeşitli dönemlerinde Tebriz'in siyasî ve kültürel merkez niteliği taşıdığı açık ve net şekilde görülmektedir. Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevî dönemleri başta olmak üzere farklı tarihsel süreçlerde Tebriz, yalnızca bir şehir değil, Deşt-ı Kıpçak, Doğu Türkistan, Hindistan Yarımadası, Kuzey Afrika dâhil geniş bir coğrafyanın siyasî ve kültürel hayatını etkileyen önemli bir merkez olmuştur. Bu tarihî süreklilik, Tebriz'in Türk dünyasının ortak medeniyet hafızası bakımından taşıdığı değerin daha kapsamlı biçimde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Tebriz'in tarihî rolü aynı zamanda bilim, sanat ve kültür alanındaki gelişmelerle de yakından ilişkilidir. Şehir, farklı dönemlerde ilim insanlarının, sanatçıların, edebiyatçıların, mimarların ve devlet adamlarının yerleştiği ve faaliyet gösterdiği önemli bir merkez olmuştur. Tebriz ekolü olarak değerlendirilen sanat ve mimari birikimin farklı coğrafyalara taşınması, şehrin yalnızca bölgesel değil, daha geniş bir medeniyet alanı üzerindeki etkisini göstermektedir. Bu nedenle Tebriz'in Türk dünyasının "Tarihi ve Medeni Payitahtı" olarak tanınması, herhangi bir ülkenin mevcut siyasî veya hukukî statüsünü değiştirmeye yönelik bir girişim olarak değil; ortak Türk tarihinin ve medeniyet mirasının sembolik ve kültürel düzeyde tanınması olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı, bağımsız Türk devletleri arasındaki siyasî, ekonomik, kültürel ve insani ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir kurumsal platform oluşturmaktadır. Teşkilatın kültür, eğitim, bilim, tarih ve ortak miras alanlarında yürüttüğü çalışmalar, Türk dünyasının ortak değerlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Tebriz meselesinin de ortak Türk medeniyet mirası perspektifiyle ele alınmasının, Teşkilatın kültürel iş birliği hedefleriyle uyumlu olacağı düşünülmektedir. Tebriz'in "Tarihi ve Medeni Payitaht" olarak tanınması, öncelikle kültürel ve tarihî nitelikte sembolik bir statü anlamına gelmelidir. Böyle bir kararın herhangi bir devletin egemenliği, toprak bütünlüğü veya mevcut uluslararası hukuk statüsü hakkında tek başına bir hüküm oluşturmadığı açıkça belirtilmelidir. Böylece teklif, tarihî ve kültürel mirasın tanınması temelinde, uluslararası hukuk ilkeleriyle uyumlu bir biçimde değerlendirilebilir. Bu yaklaşım aynı zamanda
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments