Piyasaların merakla beklediği ABD verileri açıklandı. Enflasyon göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları verisi aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 2,6 oldu. Öncü tarım dışı istihdam rakamları ise ağustos ayında 90 bin ile beklentilerin üzerinde geldi. Gelen verilerin ardından dolar endeksi düşerken, altın ve gümüş fiyatları yükselişe geçti.
İstanbul’da artan kiralar ve işletme giderleri, kitabevlerinden tiyatrolara kadar pek çok kültür mekânını kapanmaya zorluyor. Bu mekânlarla birlikte semtlerin kimliği, kentlilerin ortak anıları ve şehrin kültürel hafızası da siliniyor. Yaşananlar tek tek işletmelerin kapanmasının ötesinde, kültür alanını piyasa koşullarına terk eden politikasızlığa işaret ediyor.
Piyasanın herkese vaat ettiği, fakat giderek daha az insanın ulaşabildiği bir konut hayali ile herkes için güvence altına alınması gereken bir barınma hakkı arasında temel bir ayrım vardır.
Bir medeniyetin iktisadi anlayışı, çarşıda alınıp satılan mallardan ibaret değildir. Terazinin doğruluğu, ustanın çırağa karşı sorumluluğu, üreticinin kullandığı malzeme ve tüccarın müşterisine verdiği söz de ekonomik düzenin parçasıdır. Kazancın nasıl elde edildiği, hangi bilginin yeni kuşaklara aktarıldığı ve değişim karşısında hangi değerlerin korunduğu toplumun ahlak anlayışını gösterir. Anadolu'da gelişen Ahilik geleneği, çalışma ile ahlak, eğitim ile üretim arasında kurduğu ilişkiyle bu meseleleri asırlar önce tartışmaya açtı. Ahilik Haftası dolayısıyla Kırşehir'de düzenlenen törenler, Ahi Evran'ın ve esnaf kültürünün yeniden hatırlanmasını sağlıyor. Ancak Ahiliği tarihî kıyafetler, şed kuşatma merasimleri ve geçmişe duyulan saygıyla sınırlamak doğru olmaz. Ahilik, enflasyonun fiyat davranışlarını zorladığı, üretici ile tüketici arasındaki güvenin aşındığı ve mesleki eğitimin üretim hayatının ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlandığı bir dönemde yeniden düşünülmelidir. Kütahya'nın çini ve seramik geleneği, bu tarihî mirasın eğitim, üretim ve değerlerin korunması bakımından nasıl güncel bir anlam kazanabileceğini gösteren uygun bir örnektir. Temel soru şudur: Ahlaki sorumluluğunu ve eğitim işlevini kaybeden bir piyasa, toplumsal güveni koruyabilir mi? Fütüvvetten Ahiliğe Ahilik, XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu şehirlerinde belirginleşen dinî, toplumsal ve mesleki bir teşkilatlanmadır. Onu Anadolu şartları içinde kendiliğinden ortaya çıkmış kapalı bir kurum gibi görmek eksik kalır. Ahiliğin düşünce kaynakları, İslam dünyasının farklı bölgelerinde gelişen fütüvvet anlayışına dayanır. Fütüvvet; doğruluk, cömertlik, kardeşlik, misafiri koruma ve güçsüzün yanında durma gibi ilkeleri öne çıkarıyordu. Bağdat'tan Şam'a, Kahire'den Horasan'a uzanan coğrafyada farklı biçimler kazanan bu anlayış, şehirlerdeki zanaatkârlar ve gençlik toplulukları arasında yayıldı. Anadolu'ya ulaştığında Türklerin meslek gelenekleri, tasavvuf çevreleri ve şehir ekonomisiyle birleşti. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Ahi Evran adıyla tanınan Şeyh Nasîrüddin Mahmud, Ahiliğin Anadolu'da örgütlenmesi ve yayılmasında etkili oldu. Tarihî kişiliği zamanla menkıbelerle çevrelendiği için hayatına ilişkin bütün rivayetleri aynı kesinlikle kabul etmek mümkün değildir. Buna karşılık debbağ esnafıyla ilişkisi, Kırşehir'deki varlığı ve esnaf çevreleri üzerindeki etkisi tarihî kaynaklarda izlenebilir. Ahilik, bugünkü anlamıyla bir ticaret odası veya meslek sendikası değildi. Atölyede üretimi, çarşıda alışverişi ve zâviyede ahlaki terbiyeyi bir araya getiriyordu. Usta çırağa zanaat öğretirken mesleğin sınırlarını da gösteriyordu. Çırak mal üretmeyi, müşteriye karşı sorumluluğunu ve yaptığı işin arkasında durmayı birlikte öğreniyordu. Bu düzenin amacı kusursuz insan yetiştirmek gibi soyut bir iddiadan önce, güvenilir meslek sahibi yetiştirmekti. Ahilik, ekonomik hayatın ahlaki davranıştan ayrı düşünülemeyeceğini kabul ediyordu. Kazancın ahlaki sınırı Ahilik geleneğinde çalışma, insanın kendisine ve topluma karşı sorumluluğunun bir parçasıydı. Kazanç meşru olmalı, emek karşılığını bulmalı ve müşteri aldatılmamalıydı. Tartıda hile yapmak, kusurlu malı sağlam diye satmak veya verilen sözden dönmek meslek ahlakının ihlali sayılıyordu. Fütüvvetnâmeler teşkilat mensuplarından doğruluk, güvenilirlik, cömertlik, tevazu ve vefa bekliyordu. Yalan ve hile kişinin itibarını zedeliyor, bazı durumlarda meslek çevresinden çıkarılmasına yol açıyordu. Çarşıdaki itibar, sermayeden bağımsız değildi. Güvenini kaybeden esnaf müşterisini ve meslek çevresindeki yerini de kaybedebilirdi. "Eli açık, kapısı açık, sofrası açık; gözü, dili ve beli bağlı" sözü bu ahlaki çerçevenin zaman içinde oluşmuş veciz anlatımlarından biridir. "İş ibadettir", "müşteri emanettir" ve "komşu kardeştir" biçimindeki ifadeler de Ahilik düşüncesinin bugünkü dile aktarılmış yorumlarıdır. Bunları Ahi Evran'dan kelimesi kelimesine nakledilmiş sözler gibi sunmak yerine geleneğin özünü anlatan çağdaş ifadeler olarak değerlendirmek gerekir. Ahilikte ahlak, kişisel öğüt düzeyinde kalmıyordu. Malın niteliği denetleniyor, bazı dönemlerde fiyat ve üretim şartları gözetiliyor, yeterli mesleki ehliyeti kazanmayan çırağın dükkân açmasına izin verilmiyordu. Böylece ahlaki ilke, mesleki yeterlilik ve toplumsal denetimle destekleniyordu. Tarihî Ahilik düzenini aynen bugüne taşımak mümkün değildir. Orta Çağ şehir ekonomisinin üretim kapasitesi ve meslek yapısı, küresel ticaretle bütünleşmiş çağdaş ekonomiyle aynı şartlara sahip değildi. Üretimi ve dükkân sayısını sınırlandıran uygulamalar bugün rekabeti daraltabilir. Buna karşılık Ahiliğin cevap verdiği meseleler hâlâ önümüzdedir: Malın niteliğini kim güvence altına alacak? Mesleki bilgi yeni kuşaklara nasıl aktarılacak? Haksız rekabet nasıl önlenecek? Gençler iş hayatına girerken teknik becerinin yanında meslek sorumluluğu da kazanacak mı? Eğitim işin kenarında değildir Ahilikte eğitim, üretimden ayrı bir faal
İstanbul’da kiraların son bir yılda yüzde 32.4 artması ile ev bulmak giderek zorlaşırken, devlet ilk kez doğrudan ‘ev sahibi’ olarak kiralık konut piyasasına girdi; TOKİ’nin ilk kez uygulayacağı kiralık sosyal konut modeline başvurular başladı. 25 Eylül’e kadar da devam edecek. İlk etapta 1071 konut için başvuru alınacak. Bu sayının kısa zamanda 15 bine çıkarılması asıl hedef. Peki bu arzın piyasaya etkisi olur mu? Fiyatlar düşer mi? Kimler TOKİ modeline başvurabilir? İşte yanıtlar...
Adana Emlakçılar Esnaf Odası Başkanı Ülkü Uçar, dolandırıcıların emlakçıları arayıp kendilerini portal yetkilisi olarak tanıtıp ‘Sistem güncelleme yapıyoruz’ diyerek gönderdikleri linke tıklattığı ardından hesaplarını ele geçirerek sahte emlak ilanları üzerinden kapora dolandırıcılığı yaptıklarını söyledi. Uçar, bu yöntemle bu kez vatandaşın hemen ardından emlakçıların da hedef alındığını anlattı.
TCMB'nin eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 29,43'ten yüzde 29,61'e çıkarken, 2026 sonu dolar/TL beklentisi 51,66'dan 51,57'ye indi. Katılımcıların 2026 yılına ilişkin büyüme beklentisi de yüzde 3'e geriledi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, HÂlihazırda Piyasanın Yüzde 20-25 Altında Satış Yapan Tek Marketlerde, Belediyenin Sosyal Destek Modellerinden Düzenli Olarak Yararlanan Vatandaşlar Için Kıyma Ve Kuşbaşı Ette Kilogram Başına 80 Tl’lik Ek Indirim Başlattı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Sektörel Enflasyon Beklentileri verileri açıklandı. Buna göre, 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında yüzde 23,69'a gerilerken, reel sektörde yüzde 32,80'e, hanehalkında ise yüzde 45,58'e yükseldi.
TCMB'nin ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi yayımlandı. TÜFE'de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,43'e, 24 ay sonrası için yüzde 18,03'e yükselirken, 12 ay sonrası için yüzde 23,69'e geriledi. Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi ise 51,5537'den 51,6567'ye çıktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Piyasa Katılımcıları Anketi'nin haziran ayı sonuçlarını yayımladı. Ankete göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,21'den yüzde 29,43'e çıktı. Ankette ekonomistler
Stories on this topic, gathered from every source.