Tanıl Bora 'nın "cereyanlar" , İslami kesimin "camia"; solun "örgüt" , literatürde "fikri-siyasi akımlar" , Şerif Mardin 'in ise "mahalle" diye nitelendirdiği ötekiyle temas kuran nadir şahsiyetler vardır Türkiye'de. Çünkü kendi mahallesinde kalarak hayatiyetini sürdürmek hem konforlu hem korunaklı hem de az risklidir. Bu yüzden konforunu bozmak istemeyen ve risk almayan düşünür, yazar, aydın, münevver, gazeteci, siyasetçi ve aktivistlerin sayısı memleketimizde oldukça azdır. İsmet Özel bunu "İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır" diyerek şiire bile taşımıştır. Hem İslami kesimin hem de öteki mahalle aktörlerinin vefatından sonra yayınladığı mesajlar ve yazdıkları metinlere bakıldığında Pınar Yayınları nın ve Bosna Dayanışma Vakfı'nın kurucusu, Mazlumder ve Kafkas Vakfı başkanlığı yapmış Cevat Özkaya, İsmet Özel'den mülhem, "öbürüne sağır" olmayan nadir yayıncı, yazar, araştırmacı ve entelektüellerden biridir. Kitap, yayın, bilgi ve düşünce dünyamızın çölleştiği dönemlerde öğrenmeye iştiyaklı, yeni kitap ve düşüncelere meraklı, sürekli kendini geliştiren ve üreten insanların sayısı maalesef azdır ve gittikçe azalıyor. Ancak Cevat Özkaya , azalmayan, taşan, donmayan, üreten, hazır cevaplarla yetinmeyip sorgulayan, kendi mahallesiyle yetinmeyip ötekiyle konuşan bir insandı. 45 yıl boyunca yayın yönetmenliği yaptığı Pınar Yayınları'ndan neşredilen eserlere bakıldığında bu boyut bariz bir şekilde görülecektir. Edward Said'in Oryantalizm eserinden Frantz Fanon'un sömürgecilik karşıtı kitaplarına, Taha Abdurrahman'dan Seyyid Kutub'a, Roger Garaudy'den Alev Alatlı'ya, Noam Chomsky'den Asaf Hüseyin'e kadar oldukça ufuk açıcı ve sorgulayan metinler kazandırdı düşünce ve kitap dünyasına. Bu yüzden hem birikimliydi hem ötekine sağır değildi hem de dostları onu alçakgönüllü olarak andı. İslami kesimin birikimli ve ötekiyle temas kuran nadir şahsiyetlerinden biri olan Cevat Özkaya'yı, İran İslam Devrimi'nden beri başlayan dostluğu 90'larda Bosna dayanışması ile devam eden DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar 'a, 55 yıllık dostu, dava arkadaşı ve kardeşi dediği, Pınar Yayınları ile Araştırma ve Kültür Vakfı kurucusu Şemsettin Özdemir 'e, yine 55 yıllık dostu ve dava arkadaşı dediği Hukuk Vakfı Başkanı Avukat Muharrem Balcı 'ya; Özkaya'nın kendilerinde ne tür iz bıraktıklarını, nasıl tanıştıklarını, hususiyetlerini, şahsiyetini ve düşünce dünyasına kattıklarını sorduk. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar Cengiz Çandar: Cevat Özkaya, güvenilir bir kaya gibi sağlam, sevgi dolu gerçek bir derviş Cevat Özkaya'yı İran İslam Devrimi'nin başta Müslüman dünyanın genç kuşakları olmak üzere geniş bir alanda ilgi ve heyecan uyandırdığı günlerde tanıdım. Sık sık başta Tahran olmak üzere İran'a gidip geldiğim günlerdi. Laik dünyanın ideolojik kalesi olarak algılanan Cumhuriyet gazetesinde, üstelik birinci sayfadan ve en geniş biçimde yayımlanırdı İran notlarım. En büyük ilgiyi genç İslamcılar diye niteleyebileceğim bir insan kümesi gösteriyordu. Onların başında da Cevat Özkaya geliyordu. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Pınar Yayınları da o günlerde dünyaya gelmişti. Ardı ardına çıkarttığı kitaplarla ülkenin hayli zayıf, kısır entelektüel dağarcığına büyük katkı sağlıyordu. Cevat, benden birkaç yaş gençti. Benim İran izlenimlerimi ne kadar heyecanla dinliyor ise ben de onun bulup çıkarttığı, getirip tanıttığı imzalara, isimlere merak salmıştım ve sayesinde yepyeni şeyler öğreniyordum. Bu zihnî ve fikrî alışveriş sırasında aramızda güvenli ve sevecen bir dostluk da gelişmişti. Cevat Özkaya'yı çok sayıdaki insandan ayıran çok temel birkaç ve çok değerli kişilik özelliği vardı. Bu özelliklerin karşısındakini etkilememesi imkânsızdı. Bunların en başında, bana sorarsanız, alçakgönüllülüğü gelirdi. Bir yandan sürekli artan ve yenilenen bilgilerle donanırken artan ölçüde kendini ortaya koyan bir derviş tavrını kendisinde izlerdiniz. Böyle bir insan ancak sevilebilirdi. Böyle bir insana ancak sevecen bir yakınlık duyulabilirdi. Böyle bir insana hâliyle derin bir saygı duyulurdu. Karşısındakinde uyandırdığı bu duyguları o, aynen karşısındakine gösterirdi. Dolayısıyla kaya gibi sağlam ve güvenilir bir insandı Cevat Özkaya. Hangimiz diğerini Alev Alatlı'ya taşımıştı, tam hatırlamıyorum. Ama Alev Alatlı'nın ona sonsuz bir güven beslediğini ve çok sevdiğini gayet iyi hatırlıyorum. 90'lı yıllarda yüreğimiz Bosna-Hersek için çarpıyordu. 1980'lerin başında olduğu gibi, 1990'ların ortalarına doğru sık sık Bosna'ya gidip geliyordum. Cevat'ı Bosna mücadelesinin kararlı yoldaşlarından biri olarak da gayet iyi hatırlıyorum. Cevat Özkaya için vazgeçilmez olan kitaplar idi. Vefatının ardından onun için "Kitapların efendisi" nitelemesini kullanmıştım. Öyleydi. İnsansever, mütevazı bir efendi. Kitaplar aracılığıyla kuşaklar boyunca bilgi ve düşünce hamallığı yaptı. Bu işi o kadar iyi yaptı ki ölümünden sonra son derece geniş, tahminlerimin çok ötesinde bir yelpazenin onun kaybını nasıl sevgi ve saygıyla andığına tanık olarak
Stories on this topic, gathered from every source.