TBMM'nin yeni yasama yılı resepsiyonunda DEM Parti heyetinden Pervin Buldan ile sohbet eden Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan'a selam gönderdi. Bahçeli, Öcalan için Buldan’a "Seyahatiniz oluyor mu, gidip geliyor musunuz, selamımı söylersiniz” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’nin yeni yasama yılı resepsiyonunda DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile sohbet etti. Bahçeli'nin "Seyahatiniz oluyor mu? Gidip geliyor musunuz?" sorusu üzerine Buldan, "13 Eylül'de gittik en son. Bir ay dolmadı ama bir ay dolduktan sonra gideriz herhalde" diye yanıt verdi. Bahçeli, Buldan'a gülümseyerek "Maşallah. Selamımı söylersiniz olur mu?" dedi.
TBMM 28. dönem 5. Yasama Yılı açılışı kapsamında düzenlenen resepsiyonda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti İmralı Heyeti üyelerine isim vermeden Abdullah Öcalan'ı sordu ve selamını iletmelerini istedi.
TBMM 28. dönem 5. Yasama Yılı açılışı kapsamında düzenlenen resepsiyonda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti İmralı Heyeti üyelerine isim vermeden Abdullah Öcalan'ı sordu ve selamını iletmelerini istedi.
Yeni yasama yılında Meclis'in gündemini ve partisinin hazırlıklarını değerlendiren DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, 'Meclis, Sayın Öcalan'ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli' dedi.
Ragıp Duran: Öcalan'ın ipliği iyice pazara çıkacak 01.10.2026 Diken Apoculuğa itiraz ve muhalefet hem nicel olarak güçlenecek hem de nitel olarak daha sağlam, daha derin gözlem ve tahliller ortaya çıkacak.
Terör örgütü PKK'nin lideri Abdullah Öcalan, Londra'da düzenlenen bir konferansa gönderdiği mesajda, hukuki güvence olmadan sürecin kalıcı hâle gelemeyeceğini öne sürerek, merkezi ve tek yönlü hukuk anlayışının anayasal ve yasal reformlarla değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Abdullah Öcalan, Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’na gönderdiği mesajda, 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından başlayan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çağrının yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Öcalan, PKK hareketinin, demokratik siyaset ve TBMM’de temsili bulunan partiler ile Türkiye toplumunun çağrıyı kucakladığını ifade etti. Öcalan, konferansta uluslararası deneyimler ve Kürt perspektifleri üzerinden yürütülen tartışmaların, çağrının pratik karşılığını oluşturduğunu söyledi. Öcalan, barışın yalnızca silahların susması veya tek bir yasal düzenlemeyle sağlanamayacağını belirterek, esas hedefin demokratik toplumun inşası olduğunu kaydetti. Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle: 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığım Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. PKK hareketi, demokratik siyaset, TBMM temsili olan partiler ve geniş anlamda Türkiye toplumu bu çağrıyı kucaklamıştır. Şimdi vakit, açılan bu kapıdan ilerleme zamanıdır. Sizlerin bu konferansta ele aldığınız konular tam da bu eşiğin işleridir. Uluslararası deneyimlerden ve Kürt perspektiflerinden yararlanarak siyasi bir açılımın nasıl kalıcı bir barışa dönüşeceğini tartışmanız, çağrının pratik karşılığıdır. Barış, tek bir anlaşmayla veya tek bir yasa ile tamamlanmaz. Silahın susması bir başlangıçtır. Kalıcı olan, demokratik toplumun inşasıdır. Silahlı çatışmadan sürdürülebilir barışa geçiş, daha uzun soluklu bir siyasi, hukuki, kurumsal ve toplumsal dönüşüm ister. Bu dönüşümde asıl hedef demokratik toplumu kurmaktır. Bana göre devrim bir iktidar alışverişi değil, inşa ederek dönüşümdür. Şiddetle kazanılmış bir ‘özgürlük’ kısa sürede uğruna mücadele edilen değerlerin zıddına döner. Onurlu barış olmadan demokrasi ve özgürlük kalıcı olmaz; silahların gölgesinde ne demokrasi gelişir ne de toplumsal barış kök salar. Bin yıllık Kürt-Türk, Kürt-Fars ve Kürt-Arap ilişkisi, birbirini dışlayan bir karşıtlık değil, gelgitleri olsa da birbirine dayanan bir diyalektiğe sahiptir. Bugün bu ilişkiyi asimilasyonsuz ve ayrılıksız, demokratik entegrasyonla yenilemek mümkündür. Ayrılıkçı çözümler, halkların, kültürlerin ve inançların iç içe yaşadığı bu coğrafyanın gerçekliğine uymaz. Kardeşlik hukuku ise tarihsel ve sosyolojik zemine dayanır. Kürtlerin Türklerle, Farslarla, Araplarla ve bu topraklardaki diğer halklarla ilişkisi sınır çizerek çözülemez. Milyonlarca Kürt, bölge devletlerinin metropollerinde yaşamaktadır. Örneğin; ‘Kürtler kuzeye, Türkler güneye’ türünden bir ayırım ne tarihî paylaşıma ne de toplumsal yakınlığa uyar. Entegrasyon asimilasyonun tersidir: asimilasyon eritir ve düşmanlığı büyütür; entegrasyon birleştirir, barışı ve kardeşliği inşa eder. Bu bütünleşme, demokratik toplumun varlığını koruyarak, kolektif haklar çerçevesinde demokratik cumhuriyete gönüllü katılmasıdır. Kurucusu olduğum PKK, dönemin şartlarına bir varlık mücadelesi olarak yükselmiş; Kürt varlığını kanıtlamış ve inkâr zincirini kırmıştır. 2025 dünyasında Kürt halkı artık inkâr edilemez bir tarihsel olgudur. Bu nedenle hareketimizin tarihsel görevi tamamlanmıştır. Her devrimci yapı gibi, misyonunu bitirdiğinde yeni bir forma evrilmelidir. Fesih bir bitiş veya teslimiyet değil, tarihin yeni bir aşamasına geçiştir. Eski formda ısrar, başta Kürtler olmak üzere herkese kaybettirir. Artık silah kutsanmamalı, toplum inşa edilmelidir. Ulusal kurtuluş savaşı stratejisinin yerini demokratik siyaset almıştır. Daha güçlü silahımız sözdür, hukuktur, örgütlü toplumdur. Tam demokratik bir siyaset, silahların yalnızca sustuğu değil, şiddetin ve savaş tehdidin karşılıklı ortadan kalktığı normal bir zeminde mümkündür. Kürtlerin demokrasi bilinciyle katıldığı bir Türkiye gerçek bir demokratik cumhuriyet olur. Türkiye’de ve Ortadoğu’da amaç ayrışmak değil, gerçek bir demokrasiyi birlikte inşa etmektir. Ortadoğu’da krizden çıkış, sınırları parçalayan yeni ulus-devlet arayışlarında değil, halkların ortaklaştığı noktaları canlandırmakta; yani entegrasyonist bir müzakere ve yerel demokratik ağların inşasındadır. Değerli dostlar; Siyasi bir açılımın kalıcı barışa dönüşmesi, tek tarafın kararıyla mümkün olmaz. Entegrasyon; karşılıklı adımları, uzlaşmayı ve birbirinin acısını tanımayı zorunlu kılar. Hukuki sözleşmelerle güvence altına alınmayan bir süreç, kısa süreli bir çatışmasızlığın ötesine geçemez. Kalıcı barış ise demokratik siyasetin günlük hayata, mahalleye, kente ve kurumlara yayılmasını; aynı zamanda duygu dünyamızın ve zihin yapımızın yeni koşullara göre yeniden şekillenmesini gerektirir. Hukuk olmadan varlık statü kazanamaz; demokratik mücadele zeminsiz kalır. Gereken güvence, demokratik toplumun tanınması, dil ve kültürün serbestçe gelişmesi, genişletilmiş yerel yönetimler hukuku ve anayasal vatandaşlıkla özgür yurttaşlığın birbirini tamamlamasıdır. Ulus-devletin tek yanlı, merkezî hukuku anayasal ve yasal reformlarla yeniden düzenlenmeden güven inşa edilemez. Cumhuriyet demokratikleşmezse
Abdullah Öcalan, Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’na gönderdiği mesajda, kalıcı barış için demokratik dönüşüm ve hukuki güvencelerin sağlanması gerektiğini söyledi. Öcalan, 'Cumhuriyet demokratikleşmezse, demokratik entegrasyon da gerçekleşmez' dedi
PKK yöneticisi Bese Hozat, iktidarın 'Terörsüz Türkiye' adını verdiği sürecin şu ana kadar PKK lideri Abdullah Öcalan ve örgütün adımlarıyla ilerlediğini savundu. Sürecin başarısı için demokratikleşmenin gerçekleşmesi gerektiğini belirten Hozat, Abdullah Öcalan'a da yasal bir statü verilmesini talep ettiklerini söyledi.
Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, 'Demirtaş ve Öcalan arasında bir ikilik, bir karşıtlık yok' dedi. Mızraklı, Demirtaş’ın tahliyesinin, sürecin sahiciliğine ilişkin güven açısından önemli olduğunu vurguladı
Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Demirtaş ve Öcalan arasında bir ikilik, bir karşıtlık yok” diyen Mızraklı, Demirtaş’ın tahliyesinin, sürecin sahiciliğine ilişkin güven açısından önemli olduğunu vurguladı.
DEM Parti kaynakları, terör örgütü PKK lideri Öcalan'ın süreç kapsamında oluşturulacak alt kurulda üye değil, koordinatör olacağını ileri sürdü.
İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti’nin ise "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak nitelendirdiği adımlarda yeni kulis iddiaları gündeme geldi. DEM Parti kaynaklarına göre, Ekim MGK'sinden bir "ara karar" çıkması öngörülürken, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın kurulda "koordinatör" olarak konumlandırılacağı ileri sürüldü.
DEM Parti kaynakları, terör örgütü PKK lideri Öcalan'ın süreç kapsamında oluşturulacak alt kurulda üye değil, koordinatör olacağını belirtti.
AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman’ın Abdullah Öcalan’a teşekkür ettiği eski açıklamalarını yeniden gündeme getiren Trabzon 360 Haber yöneticileri Hatice ve Muhsin Aksoy, gece yarısı evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.
AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman’ın Abdullah Öcalan’a teşekkür ettiği eski açıklamalarını yeniden gündeme getiren Trabzon 360 Haber yöneticileri Hatice ve Muhsin Aksoy, gece yarısı evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.
Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan ve İmralı'daki yapıya ilişkin tartışmaların kışkırtma amacı taşıdığını belirtti. Açıklamada, hedef alınan şeyin Kürt halkı ve barış arayışı olduğu vurgulanarak Öcalan'ın statü talebinin önemli olduğu söylendi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmralı Süreci'nde ekim ortasında yeni bir aşamaya girileceğini söyledi. Bakırhan, Öcalan ile üst düzey görüşmelerin devam ettiğini belirterek MGK toplantısının kritik önemine dikkat çekti.
Stories on this topic, gathered from every source.