İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Biz milliyetçiliği kolay bir aidiyet olmaktan çıkarıp; fikri, siyasi ve ahlaki bir mesuliyet haline getirmek zorundayız. Tarih bize birikim bırakır, tecrübe bırakır, ilke bırakır ve en önemlisi; bir sorumluluk bırakır. Asıl mesele, gelecek nesillere fikren ne bırakacağımızdır" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milliyetçi Kongre Derneği'nin Ankara'da düzenlenen 4'üncü Kongresi'nde konuştu. Dervişoğlu, bugün burada, yalnızca Türk milliyetçiliğinin geçmişini konuşmak için değil, onun geleceğini düşünmek için bir araya geldiklerini belirterek, "Çünkü bir milletin büyüklüğü, yalnızca tarihteki başardıklarıyla ölçülmez. O milletin büyüklüğü, tarihinden hangi dersleri çıkardığıyla, bugünün meselelerini ne ölçüde kavradığıyla ve yarının dünyasına ne hazırladığıyla da ölçülür" diye konuştu. Tarihin, milletlere yalnızca hatırlanacak zaferler bırakmayacağını, aynı zamanda yerine getirilmesi gereken sorumluluklar da yükleyeceğini söyleyen Müsavat Dervişoğlu, şunları kaydetti: Türk milletinin tarihi, bu bakımdan büyük bir imkan olduğu kadar, büyük bir sorumluluktur. Öyleyse kendimize şu soruyu sormak zorundayız, biz, geçmişinden güç alan bir millet olarak geleceğe ne taşıyacağız? Yeni nesillere hangi fikirleri, hangi kurumları, hangi medeniyet iddiasını bırakacağız? Bence bugün Türk milliyetçiliğinin önündeki temel mesele budur. "Yasaların yasası Türk milletinin egemenliğidir" Milliyetçilik, geçmişe duyulan bağlılığın ötesinde, geleceğe karşı üstlenilen sorumluluklar bütünüdür. Önümüz 29 Ekim’dir. Cumhuriyetimiz, 103. yılını dolduruyor. Gökalp'in; 'Kavme, ümmete, devlete, vatana, aileye, sınıfa, hirfet ocağına mensup ne kadar mefkureler varsa, cümlesi milli mefkurenin muavinleridir’ sözleri ışığında ilerlemek isterim. 'Milli Egemenlik' düsturunun bir neticesi olarak sahip olduğumuz, millî devlet nizamına dayanan Cumhuriyetimiz; milli mefkûremizin en somut cisimleşmiş halidir. Cumhuriyetin sahibi millettir; öznesi eşit ve hür yurttaştır. Yasaların yasası, Türk Milletinin egemenliğidir. Tüm yasalar bu en üst yasayı tahkim etmek amacıyla yapılır. Bunun sınırı da vatandır. Vatan ve Hürriyet şairi Namık Kemal’in Mağusa sürgününe sebep olan o büyük, sihirli sözcüğün ‘Vatan’ olduğunu düşündüğümüzde; milli egemenliğe ve milli devlete sahip olmanın ne demek olduğunu anlamak daha da kolaylaşacaktır. "Fikir sadece hatırayla yaşanmaz" Müsavat Dervişoğlu, geçenlerde gençlerle yaptığı toplantıda kendisine, "İYİ Parti’nin milliyetçilik anlayışını diğerlerinden ayıran temel çizginin ne olduğunun sorulduğunu" aktararak, şunları söyledi: Ben o soruya cevap verirken bir farklılık tarif etmekten çok, bir müştereklik meselesine işaret ettim. Çünkü kanaatimce önümüzde daha esaslı bir soru vardır: Türk milliyetçiliği bugün ne söylüyor? Daha önemlisi, bugün ne yapıyor ve yarın için ne teklif ediyor? Biz geçmişimizle kuvvetli bir bağ kurarız. Kurmalıyız da. Millet hafızasız yaşayamaz. Kökünü bilmeyen bir toplum istikametini de tayin edemez. Fakat geçmişe duyduğumuz özlem, bugünü görmemize engel olmaya başlarsa; geçmişten geleceğe uzanması gereken bağı kendi elimizle koparmış oluruz. Çünkü bugünü atlayarak geleceğe ulaşamayız. Türk milliyetçiliğini bir nostaljiye çeviremeyiz. Hatıra kıymetlidir. Fakat bir fikir yalnızca hatırayla yaşayamaz. Çünkü milliyetçilik, yalnızca neyi koruyacağımızı değil, neyi kuracağımızı da söylemek zorundadır. Bir milletin dilini korumak kadar, o dilde bilim ve düşünce üretmek; tarihini bilmek kadar tarihten ders çıkarmak; bağımsızlığı savunmak kadar bağımsızlığın maddi ve fikri şartlarını oluşturmak da milli sorumluluğun parçasıdır. Eğer gençlerimiz başka ülkelerin ürettiği teknolojiyi yalnızca tüketmek zorunda kalıyorsa, bilim insanlarımızın imkanları yetersizse, eğitim sistemimiz yetenekleri ortaya çıkarmakta zorlanıyorsa, ekonomik gücümüz yüksek katma değerli üretime yeterince dayanmıyorsa, milli ülkümüzü bu meselelerden bağımsız düşünemeyiz. "Milliyetçilik, Türkiye’nin bütün meselelerine milli akılla bakabilmektir" Siyasi bağımsızlığın, bilimsel ve teknolojik kapasiteyle, ekonomik bağımsızlığın, üretim gücüyle, kültürel devamlılığın ise eğitim ve düşünce hayatıyla yakından ilişkili olduğunu belirten Dervişoğlu, şöyle devam etti: Bir milletin geleceğini tayin eden şey, yalnızca sahip olduğu kaynaklar değildir. O kaynakları bilgiye, üretime ve toplumsal refaha dönüştürebilme kabiliyetidir. Bu sebeple milliyetçiliği bir duygu olarak yaşamakla yetinemeyiz. Onu aynı zamanda bir akıl, bir ahlak ve bir çalışma disiplini haline getirmeliyiz. Birbirimizde fark aramak yerine, müştereklerde buluşmak mecburiyetindeyiz. Dilde, fikirde ve işte ortaklaşmak zorundayız. Cumhuriyeti savunup, milli egemenliğin bir kişinin iradesine bırakılmasına kayıtsız kalamazsınız. Sınırlarınızı savunup, kurumlarınızı çürümeye terk edemezsiniz. Türk kimliğinden bahsedip, Türk gençlerinin kendi memleketlerinde gelecek kuramayışına seyirci olamazsınız. Vatan toprağından bahsedip, o topra
Stories on this topic, gathered from every source.