Irak enerji kaynaklarının Avrupa’ya arzı için güvenli ve istikrarlı bir ortam gerekiyor... Türkiye, ABD'nin İran eksenli Ortadoğu planlarını öngörerek Irak ve Kürt politikalarını yenilemektedir. Bu stratejinin temel amacı, bölgedeki olası gelişmelerin yaratacağı fırsatlardan faydalanmaktır
️Girne'de batan gemi: Gerçek sorumlular nerede? Çerçeve Yasa'dan sonra... Yeni Suriye'de Kürtler... Gazeteci Hakkı Özdal, değerlendiriyor.
Suriye’de SDG’nin feshedilmesi, İsrail’in Kürtler ve Dürziler üzerinden Suriye’yi dengeleme stratejisine ağır darbe vurdu. İsrail medyası Tel Aviv’in Kürt kartını kaybetmesinin ardından şartların Tel Aviv’i politika değişikliğine zorladığını aktardı.
Sinan Sönmez: Kürtler yekpare bir blok mu? 26.08.2026 Diken Sosyal, ekonomik ve siyasi bir homojenlik mi söz konusu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beraberindeki Mhp Lideri Devlet Bahçeli, Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici, Hüda-par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Ve Bakanlarla Birlikte Ahlat’ta Düzenlenen Etkinliklere Katıldı.
Ümit Kardaş: Rejim meşruiyetini Kürtler üzerinden sağlama gayreti içinde 22.08.2026 Diken Demokrasi, sadece seçimde bir partinin aldığı oy oranları üzerinden değerlendirilebilecek bir rejim değildir.
“Ötekilik Endeksi” araştırmasında Türkler ile Kürtler arasındaki toplumsal mesafe 34 puan olarak ölçüldü; sonuçlar iki grubun birbirini sevip güvendiğini ancak eşit görmediğini ortaya koydu.
Aziz Tunç: Kürtler mutlak bir zafer kazanmadıklarının bilincindedirler 16.08.2026 Diken Elbette mevcut yasanın amaca uygun düzeyde olmadığı, birçok noktada kabul edilemez olduğu ortadadır.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemizde yaklaşık Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de Kürtler de diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah'ın izniyle yoluna devam edecektir" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen "Bosphorus Diplomasi Forumu'26"nın kapanış törenine katıldı. Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, "Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir ve Türkiye'nin yakaladığı bu ivme, Allah'ın izniyle önlenemeyecek bir yükselişin henüz başlangıcı. Türkiye, bu yakaladığı ivmeyle hemen her alanda öne çıkan dünya çapındaki hamleleriyle fevkalade değerli bir sürecin başındadır" dedi. Kurtulmuş, Türkiye'nin son dönemdeki dış politikasına ilişkin şunları söyledi: Türkiye müzakereci bir dış politika anlayışına sahiptir. Önümüzdeki mesele ne kadar zor olursa olsun hiçbir meselenin diplomasi masasında konuşulmaması mümkün değildir. En zor meseleyi diplomasi masasına getirip konuşabilecek, tartışacak ve buradan Türkiye'nin lehine sonuçlar değiştirebilecek bir dış politika algısına ve gücüne sahibiz. Bu sadece Türkiye'nin meseleleri değil, Türkiye'nin etrafındaki ülkeleri ilgilendiren meselelerde de böyledir. Örneğin, Rusya ile Ukrayna arasındaki meselede bütün Batı ülkeleri sorunu çözmek konusunda aciz kalırken, burada İstanbul'da, 2022 yılının Mart ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde iki taraf aynı masa etrafında toparladı ve müzakere etmeye başladılar. Hatta şunu da söyleyeyim, draft kopyası imzalanmış olan anlaşma o zaman başka ülkeler istemediği için gerçekleştirilemedi. Eğer o anlaşma gerçekleşseydi bugün Rusya-Ukrayna Savaşı çoktan sona ermiş olurdu. Ayrıca bölgemizdeki bütün meselelerde Türkiye, sorun çözücü, müzakereci diplomasi anlayışıyla masada her zaman olumlu katkı sunan ülkelerden birisi olmuştur. "Türkiye, Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmekte olan bir ülke" Türkiye'nin dış politikasının bir diğer özelliği aktif bir dış politika olmasıdır. Yani Türkiye, aktif ve çok taraflı bir politikayla sadece dünyanın, bölge ülkelerinin, belli ülkeleri, belli çevreleriyle değil, başta içinde bulunduğumuz bu zor coğrafya, belki de açık söyleyelim, insanlığın en zor coğrafyasında sorunların her birinin devasa boyutlarda olduğu bu coğrafyada Türkiye aktif ve çok taraflı bir dış politikayı icra etmektedir. Türkiye daha birkaç gün evvel, birkaç hafta evvel NATO zirvelerine, hem parlamento başkanları hem liderler zirvelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye NATO üyesi, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi, Türkiye Avrupa Birliği'nin aday ülkelerinden birisi, Türkiye Balkanların bir parçası, Türkiye Kafkasların parçası, Türkiye geniş coğrafyamızda Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmekte olan bir ülke. Yani bir seferde saydığınızda onun üzerinde, Karadeniz Ekonomik İşbirliği grubundan tutun birçok Körfez İşbirliği'ne kadar birçok çevreyle ilişkisi olan bir ülke. Türkiye'nin yönü sadece bir tarafa dönük değildir. "Kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylüyor, meydanlarda da aynı şeyi söylüyoruz" Türkiye'de belli çevrelerin aklının almadığı, zaman zaman da bizi eleştirmeye girdiği nokta, 'Türkiye'nin eksen kaymasına uğradığıdır.' O beylerin eksenden anladığı, Batı'nın arkasında hizaya girmektir. Bizim eksenden anladığımız şey şudur: Türkiye'nin bir tane ekseni vardır. O da kendisinin milli, yerli eksenidir, Türkiye'nin eksenidir. Türkiye'nin dış politikasının bir başka önemli özelliği ise ilkeli olmasıdır. Yani biz bu kadar zor coğrafyada bir kapının arkasında başka bir ülkeye, bir başka kapının arkasında başka bir ülkeye tam tersi başka bir şey söylemiyoruz. Ne söylüyorsak kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylüyor, meydanlarda da aynı şeyi söylüyoruz. Böylece bu ilkeli tutumumuz, dünyanın birçok meselesine karşı ilkesi ve günübirlik yaklaşan ülkelere de bir şekilde onlara da hizalanma mecburiyetini getiriyor. Dolayısıyla Türkiye bu ilkeli dış politika duruşunu sürdürerek sorunların çözümüne de ciddi şekilde katkı sunacaktır. Türkiye'nin dış politikadaki bir başka yaklaşımı ise özellikle Osmanlı'nın çöküş döneminden itibaren sürekli parçalanma, bölünme sürecine girmiş olan geniş coğrafyamızda birleşmenin adresi olmak niyetimizdir. Bunu fevkalade güçlü bir şekilde de ortaya koyuyoruz. "Yeniden güçlü bir bölge, yeniden terörsüz bir bölge inşa edilecektir" "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, şöyle devam etti: Bu bölge halklarının Türkü ile Kürdü ile Arabı'yla Acemi'yle Sünnisi'yle Şii'siyle hep beraber bir ve bütün olduğu, bir ümmetin sağlam parçaları olarak bir araya geldiğini Allah'ın izniyle hepiniz göreceksiniz. Terörsüz Türkiye meselesi bu sürecin ilk adımıdır. Bu coğrafyada, bizim ülkemizde yaklaşık Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. 40 yılı aşkın süredir devam eden, binlerce insanımızın şehit olduğu, on binlerce insanımızın öldüğü, köylerin
Türkler ile Kürtlerin ilişkisini yalnızca son yüzyılın siyasi tartışmaları üzerinden okumak, aslında çok daha eski ve çok daha derin bir ortak tarihi görmezden gelmek demektir. Bu ortak tarihin izlerini sürmek için Anadolu'dan önce Kafkasya'ya bakmak gerekir. Bugünkü Ermenistan sınırları içinde bulunan Dvin'de 10'uncu yüzyılın ortalarında ortaya çıkan Şeddadi hanedanı, daha sonra Gence'yi merkez edinerek Arran ve çevresinde önemli bir siyasi güç hâline geldi. Tarih kaynaklarında Kürt kökenli bir hanedan olarak değerlendirilen Şeddadiler, Gence'nin siyasi ve ticari önemini artıran bir yönetim oluşturdu. (İranica Online) Tam da bu dönemde Kafkasya'ya Oğuz topluluklarının gelişi hızlandı. Burada asıl dikkat çekici olan, bölgeye gelen Oğuzlarla Şeddadi yönetimi arasında bir hâkimiyet mücadelesinin yaşanmamış olmasıdır. Tam tersine, aynı coğrafyada yaşayan farklı topluluklar arasında siyasi iş birliği, karşılıklı destek ve birlikte yaşama tecrübesi ortaya çıkmıştır. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Şeddadilerin Gence'yi merkez edinmesinden sonra bölgeye gelen Oğuz topluluklarına yakınlık gösterilmiş ve destek verilmiştir. Şeddadiler ile Oğuzlar arasındaki bu yakınlığı anlatan "amcaoğulları" tabiri de, dönemin toplumsal hafızasında bu iki topluluğun birbirini kabullendiğini ve yabancı görmediğini gösteren dikkat çekici bir örnektir. Bu nedenle Gence ve çevresindeki Şeddadi-Oğuz ilişkileri, Türkler ile Kürtlerin tarihini anlamak bakımından önemli bir başlangıç noktasıdır. Sonraki yüzyıllarda bu ortak tarih daha da genişledi. Selçukluların bölgeye hâkim olmasıyla birlikte Şeddadiler de Anadolu'nun doğusundaki yeni siyasi düzenin önemli aktörlerinden biri hâline geldi. Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesinin ardından şehrin Şeddadilere bırakılması, Selçuklular ile Şeddadiler arasındaki siyasi ilişkinin somut bir göstergesidir. Şeddadi hükümdarı Menûçihr tarafından 1072-1086 yılları arasında Ani'de inşa edilen Menûçihr Camii de bu dönemin önemli miraslarından biridir ve Anadolu'daki ilk camilerden biri kabul edilmektedir. (İranica Online) Alparslan'ın Anadolu'ya yönelik fetihleriyle birlikte Şeddadilerin de Anadolu'daki siyasi ve kültürel varlığı güçlendi. Kafkasya'dan Anadolu'nun doğusuna uzanan bu tarihî süreçte Şeddadiler, Türklerin bölgeye yerleşmesiyle aynı siyasi coğrafyanın önemli aktörlerinden biri oldular. Bugün Şeddadi kökenli toplulukların önemli bir bölümü başta Şanlıurfa olmak üzere Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaşamaktadır. Böylece Kafkasya'da başlayan Şeddadi-Türk ilişkilerinin izleri, yüzyıllar sonra Anadolu'da da toplumsal hafızada yaşamaya devam etmektedir. Bu süreç, Selçuklular ile Kürt beylikleri arasındaki ilişkilerin Malazgirt sonrasında daha geniş bir siyasi zemine taşındığını göstermektedir. Osmanlı döneminde ise Türkler ve Kürtler, farklı yerel yönetim ve beylik yapıları içinde, büyük ölçüde aynı siyasi ve dinî çerçeve içerisinde birlikte yaşamışlardır. Ancak bu uzun ortak tarih, Cumhuriyet dönemine gelindiğinde farklı bir kırılma yaşadı. Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle birlikte yeni ulus-devlet inşası, tek merkezli ve homojen bir kimlik anlayışını öne çıkardı. Bu süreçte Kürt kimliğinin kamusal alandaki tanınırlığı sınırlandırıldı, Kürt kimliğini inkâr politikası oluştu; dil, kültür ve yerel aidiyetler uzun yıllar boyunca devlet politikaları içinde geri plana itildi. Bu durum, tarihsel ortaklığın yerini zamanla daha sert kimlik ayrışmalarına bırakan önemli bir dönemeç oldu. Dolayısıyla Türkler ile Kürtlerin tarihini sadece bu dönemde ortaya çıkan çatışmalar üzerinden okumak, tarihin önemli bir bölümünü eksik bırakır. Çünkü geçmişte bizi bir arada tutan tarihi doğru anlayabilirsek, gelecekte bizi yeniden bir arada tutacak zemini de daha kolay bulabiliriz. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. türkler kürtler Nabi Kırmızı Nabi Kırmızı Independent Türkçe için yazdı Nabi Kırmızı Cuma, Ağustos 14, 2026 - 13:15 Main image: Kafkasya ile Anadolu arasında uzanan Ani, Şeddadiler ve Selçukluların aynı siyasi coğrafyada buluştuğu ortak tarihin önemli merkezlerinden biri / Fotoğraf: AA TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: Azınlık konusu ve bir müftünün Kürtlere mesajı Toplumsal barış süreci Type: news SEO Title: Türkler ve Kürtler: Ortak tarihten ayrışmaya copyright Independentturkish:
Stories on this topic, gathered from every source.