Ülkemizde yaşanan aşırı yağışlar sonucunda İstanbul'un birçok noktasında insanların yaşamını tehlikeye atan su baskınları yaşandı. Kent yaşamını felç eden sel felaketinde maalesef bazı vatandaşlarımız yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarını kaybeden ailelerine başsağlığı diliyorum. Geçmiş olsun İstanbul. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde maalesef daha da büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağız! İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan sağanak yağış, cadde ve sokaklarda su baskınlarına neden oldu. Kentlerde afet riskinin azaltılması için altyapı ve şehir planlamasının iklim koşulları dikkate alınarak ele alınması gerekiyor / Fotoğraf: AA Dünyada yaşanan küresel iklim krizi, gün geçtikçe etkilerini daha da şiddetli bir şekilde hissettiriyor. Yaşanan ani hava olayları, aniden bastıran ve felakete dönüşen yağışlar, kuraklık, yangınlar gibi çevre sorunları, iklim krizinin yakıcı gerçeğini ortaya koyuyor. Yaşadığımız çevre felaketlerini yalnızca “doğal afet” olarak adlandıramayız. Ülkemizde yaşanan afetler, İstanbul'da yolların, alt geçitlerin, yapıların sular altında kalması; çarpık kentleşmenin, dere yataklarına yapıların yapılmasının, açık yeşil alan miktarının yeterli olmayıp yapılaşmanın bir sonucu. Gerekli önlemler alınmazsa ülkemiz daha da tehlikeli felaketlerle karşı karşıya gelecek. Afet risk yönetimi, kent planlamasının vazgeçilmez bir parçası. Kentlerimizi artan afet risklerine karşı korumanın en önemli yolu, bilim, akıl ve çevreyle uyumlu politikaların geliştirilmesi. TMMOB Peyzaj Mimarları Odası'nın yıllardır vurguladığı gibi, afete ve iklime dirençli kentler inşa etmenin yolu, ekosistemi merkeze alan mekânsal planlama yaklaşımları geliştirmek. Yoğun yapılaşma, yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırarak yüzey akışını artırabiliyor / Fotoğraf: Unsplash Kentsel dirençlilik kavramı Kentsel dirençlilik kavramı, bir kentin doğal afetler gibi risklere hazırlıklı olma ve bunlara uyum sağlayabilme kapasitesidir. Ayrıca bu kavram, değişen şartlar karşısında kentsel sistemin kendini değiştirip geliştirebilmesini ifade eder. Dirençli kentler, hiçbir kriz veya riske maruz kalmayan değil, beklenmedik şekilde ortaya çıkan krizler karşısında hazırlıklı olup çözümler üretebilen kentlerdir. Birleşmiş Milletler Afet Riskinin Azaltılması Uluslararası Stratejisi'nin 2010 yılında başlattığı “Şehirler dirençli hale geliyor: Şehrim hazırlanıyor” kampanyasında dirençli kent, şeffaf bir yerel yönetime sahip, yerel halkı planlama sürecine dâhil eden, planlamayla afet risklerini azaltabilen, afet öncesinde, sırasında ve sonrasında kendi kendini düzenleme yeteneğine sahip bir sistem olarak tanımlanmıştır. Kentsel dirençlilik, kentte yaşayan insanların daha iyi koşullarda yaşamasını hedefler. Afet ve iklim dirençli kentler için mavi-yeşil altyapı şart! Afete ve iklime dirençli kentler inşa etmek için mavi-yeşil altyapı sistemleri geliştirilmelidir. Çarpık kentleşme, kentlerimizde bulunan gri altyapı (beton, asfalt gibi suyu geçirmeyen yüzeyler) aracılığıyla suyun doğal döngüsünü bozarak yüzey akışını hızlandırıp taşkınların yıkıcı etkisini artırıyor. Açık yeşil alanlar, sel sırasında tampon bölge ve doğal yağmur suyu drenaj sistemi olarak işlev görür. Su taşkınlarını önleyebilmek ve yıkıcı etkilerini azaltabilmek için geçirgen yüzeyleri kapsayan mavi-yeşil altyapı sistemleri, yağmur bahçeleri ve açık yeşil alanlar planlanmalı. Kent parkları ve yeşil koridorlar, doğal yaşamın korunmasına ve iklim değişikliğine uyumlu kentlerin oluşturulmasına katkı sağlıyor / Fotoğraf: Wikimedia Commons Açık yeşil alanlarımız yeterli değil Ülkemizde yaşadığımız afetler ve çevre sorunları, açık yeşil alanlarımızın yetersizliğini ve açık yeşil alanlara olan ihtiyacımızı ortaya koymuştur. Açık yeşil alanlar, kentlerin süsü değil, iklim kriziyle mücadelede kentin can damarıdır. Kentlerde bulunan açık yeşil alanlar, kent mikroklimasını düzenleyen, karbon emisyonlarının azalmasını sağlayan, kentte ekolojik işleyişi sağlayan, kentin içerisinde geçirgen yüzeyler sağlayarak taşkınları engelleyen, hayati öneme sahip alanlardır. Yasa ve yönetmeliklerle çarpık kentleşmenin önüne geçilmeli, kentlerde bulunan açık yeşil alanlar artmalı ve yeşil alanlar arasında ekolojik koridorlar oluşturulmalıdır. Vadiler, dere yatakları, taşkın sahaları yapılaşmadan arınmalıdır. Kentler, tüm canlıların güvenle yaşayabileceği ekosistemler olarak yeniden planlanmalıdır. Kentlerde rekreasyon alanı olarak kullanılan açık yeşil alanlar artırılmalı ve afet durumunda ilk toplanma yeri, çadır alanı olarak kullanılacak hâle getirilmelidir. Afetlerle ilgili riskleri, ihtiyaçları ve çözümleri belirleyebilmek için planlama sürecinde birden fazla paydaşla çalışılmalı. Afetlerle mücadelede peyzaj mimarlığının önemi Peyzaj mimarlığı mesleği, iklim krizi, çevre kirliliği ve hava kirliliği gibi çevre sorunlarıyla mücadelede çözümler geliştirebilecek en önemli meslek disiplinlerinden biri. Peyzaj mimarlığı, nüfusun yoğun olarak yaşadığı kentlerde
Stories on this topic, gathered from every source.