RUSYA’da 26 yıldır iktidarda olan Devlet Başkanı Vladimir Putin’in konumunu daha da güçlendirmesi beklenen parlamento seçimleri dün başladı. Yaklaşık 110 milyon seçmen, parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’nın 450 milletvekilini belirlemek için sandık başına gitmeye başladı. Rusya Merkez Seçim Komisyonu, ilk gün ülke genelinde katılımın yüzde 10’u aştığını açıkladı.
Moskova’nın baskılarına rağmen iktidarda kalan Paşinyan Rusya’ya karşı tonunu sertleştirdi. Rusya ile askeri bağları koparma ve AB’ye yönelme mesajı veren Paşinyan’a Kremlin’den “yıllarca beklersiniz” yanıtı geldi.
2001’de kurulan ve ertesi yıl tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, geçtiğimiz hafta görkemli bir törenle 25. yılını kutladı. Hakkıdır. 25 yıl siyasi hayatta kalma siyasi tarihimizde görülmemiş bir şey değilse de kesintisiz 25 yıl iktidar olma, “demokrasi” tarihimizde hiçbir partiye kısmet olmuş değildir. 1923’te kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, bir devlet partisi olarak doğdu, kesintisiz 1950 yılına kadar 27 yıl iktidar sürmüş olsa da bu serbest seçimlerle kazanılmış bir iktidar değildi. Bu nedenle AKP’nin 25 yıllık kesintisiz iktidarı, siyasetle uğraşan herkes tarafından önemle üzerinde durulacak bir olaydır. Doğrusunu söylemek gerekirse muhalefet çevreleri, AKP’yi her zaman eleştirmiş fakat onun neden 25 yıldır serbest seçimlerle iktidar olduğunun üzerinde isabetle durmamıştır. AKP nasıl bir partidir? AKP, Türkiye’nin görmeye alışık olduğu sağ partilerden biridir. Anayasanın laiklik ilkesinden hoşnut değildir ve onu çeşitli yollarla kemirmeye çalışmakta, bunun yerine İslamiyet’in Sünni-Hanefi değerlerini “millî kültürümüz” adı altında devletin temel değerleri yapmaya, yeni kuşakları da buna göre yetiştirmeye çalışmaktadır. AKP’nin esas karakterlerinden biri de bir zenginler partisi olmasıdır. Ancak onu ayakta tutan zengin sınıf, Cumhuriyeti kuran ve Tek Parti Döneminde devleti elinde bulunduran burjuvaziden farklıdır. AKP zenginleri, ülkemizdeki kapitalist gelişmenin bir ürünü olarak kırsaldan merkezlere gelen zenginlerdendir. Bu zengin sınıf, geldikleri taşra kültürünü de merkeze, devlete taşımışlardır. Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi’ne Erbakan’ın İslamcı ideolojini aşılayın meyvesi AKP olan bir ağaç ortaya çıkar. AKP’nin iktidar olması, 1923’ten, hatta daha önceden başlayan Avrupai (Burjuva) reformlarının halk kitlelerinin önemli bir kısmını dönüştürememesinin de sonucudur. Bu reformlar, hâlen yeni koşullarda bütün ülkeye yayılma halindedir. En büyük değişim yeni teknolojiyi kullanmada görülmekte, kentler ve hatta köyler, modern yapılar, yollar, üretim teknikleriyle eski Türkiye’den farklılaşmaya devam etmektedir. Kemalist reformların tutucu taşra zenginlerini de hiç değiştirmediği söylenemez. Miras hukuku bütün ülkede uygulanmaktadır. Evlenmeler laik esasa göre akdedilmektedir. Bu sınıfın politikacıları ve iş adamları da takım elbise giymekte, boyunbağı takmaktadır. Mecliste parlamenter usuller uygulanmaktadır. Yani 1839 Tanzimat Fermanı’ndan beri modernleşmeye çalışan bir Türkiye’den Arap şeyhliklerine benzeyen bir ülke çıkarmak mümkün değildir. Kömür torbaları AKP’nin 2002’den beri girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkması ve tek başına hükümet kurmasının nedenini, laik kesimler onun dini kullandığına yordular. İleri sürülen başka bir gerekçe AKP’nin yoksullara kömür torbaları ve yiyecek kolileri dağıttığıdır ki, gerçeğin itirafına en yakın gerekçe de budur. Her seferinde büyük umutlarla seçime giren muhalefet, seçimi kaybetmesini seçim hilelerine, mühürsüz oylara bağlama eğilimi göstermiştir. Ülkedeki bütün gelişmeler için komplo teorileri geliştirmeye hevesli bir grup da AKP’nin zaferini dış güçlerin, özellikle ABD’nin böyle istediğine bağlamıştır. Bu 25 yıl içinde AKP çeşitli badireleri atlamayı başarmıştır. Bunlardan biri generallerin verdiği bir muhtırayı “Siz karışmayın” diye geri çevirmiş, gene ordunun açtırdığı kapatma davasını, ucuz bir hükümle atlatmış, Cumhuriyet mitingleri, Gezi eylemleri gibi kitlesel gösteriler karşısında ayakta kalmış, Ergenekon Davası ile önemli bir muhalif aydın ve subayı etkisizleştirmiştir. Son olarak besleyip büyüttüğü Fetullah darbe girişimini püskürtmeyi başarmıştır. AKP, demokrasi vaadiyle seçimler kazandığı halde demokrat bir parti değildir. Tek kişinin hükmettiği bir parti haline gelmiştir. Son derece partizandır ve tarafsız olması gereken devlet kurumlarını adliye dâhil kendine bağlamıştır. Ordudan gelecek itirazların önünü kesmiştir. AKP, ilerici, demokrat, devrimci, sosyalist bir insanın beğenebileceği bir parti değildir. Haksever insanların da ona karşı bir hayli itirazları olmalıdır. Fakat AKP 25 yıldır seçimlerden birinci parti çıkmaktadır. Niçin? AKP’nin seçim başarıları, halkın sağcı olmasından, yolsuzluklar karşısında duyarsızlığından, adaleti umursamayışından mı kaynaklanıyor? Cehaletten mi? Dindarlıktan mı? Ülkemizde bunun doğru yanıtını veren insan sayısı pek azdır. Belki bazıları biliyor ama söylemeye çekiniyorlar. Doğrusu geçmişte benim de karşılaştığım gibi bunun doğru nedenlerine işaret eden herkese “Sen de mi AKP’li oldun?” suçlaması yapılıyor. Yoksul kitleleri derinden kavramak AKP’nin 25 yıldır girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkması, başkanları Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakiplerini yenmesi tek bir nedene bağlanamaz. Fakat bunların en başında AKP’nin yoksul taşrayı, yoksulluğu ile, yaşam tarzı, kültürü ile derinden kavramış olmasıdır. Kömür torbaları ve yiyecek kolileri, bunun yalnızca bir parçasıdır. Hiç şüphe yok ki, yoksulların eğitime erişmesinde, sağlıkta büyük geliş
Raam lideri Abbas'ın "Filistin devleti bir gerçektir" sözlerine tepki gösteren Netanyahu ve Eisenkot, iktidarda oldukları sürece bir Filistin devletinin kurulamayacağını savundu. Tartışma, seçim öncesi koalisyon hesaplarını kızıştırdı.
Stories on this topic, gathered from every source.