Suriye Halk Meclisi üyeleri, Müslüman Kardeşler ’e üyeliği suç sayan ve idam cezası öngören 1980 tarihli 49 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasını öngören bir teklif sunmak için gerekli imzaları toplamaya başladı. Bu gelişme, örgütün onlarca yıllık yasaklılığın ardından siyasi hayata dönme isteğine ilişkin açıklamalarıyla eş zamanlı olarak ortaya çıktı. İki gelişmenin eş zamanlı yaşanması, geçiş yönetiminin Müslüman Kardeşler’in dönüşüne nasıl yaklaşacağı ve mevcut dönemde siyasi parti faaliyetlerine hangi sınırlar içinde izin vereceği sorularını gündeme getirdi. Halk Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu Başkanı Abdunnasır Havşan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, teklifin henüz milletvekillerinden imza toplama aşamasında olduğunu ve meclise sunulmadığını belirtti. Havşan, iç tüzüğün ilk aşamada 17 milletvekilinin desteğini şart koştuğunu, ardından taslağın hazırlanarak meclise sunulacağını ve ilgili komisyona havale edileceğini söyledi. 49 sayılı Kanun’un mirası Bazı medya kuruluşlarında, teklifin bu ayın ortasında yapılması beklenen bir sonraki oturumda ele alınabileceğine ilişkin haberler yayımlandı. Ancak Havşan’ın açıklamaları, teklifin gündeme alınması için gerekli işlemlerin henüz tamamlanmadığını gösteriyor. 1980 yılının temmuz ayında, eski Cumhurbaşkanı Hafız Esad döneminde çıkarılan 49 sayılı Kanun’un ilk maddesi, Müslüman Kardeşler örgütüne üye olan herkesi suçlu sayıyor ve idam cezası öngörüyordu. Kanun, eski rejim ile üyeleri ve destekçileri onlarca yıl boyunca tutuklama ve kovuşturmalara maruz kalan örgüt arasındaki mücadelenin başlıca araçlarından biri oldu. Tedmur Hapishanesi’nin duvarında Hafız Esad döneminden kalan sloganlar görülüyor / Fotoğraf: Sosyal medya İslami örgütler ve hareketler üzerine araştırmalar yapan Hüsam Cezmeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, eski rejim dönemindeki ihlallerle ilişkilendirilmesi nedeniyle kanunun yürürlükten kaldırılması teklifinin meclis içinde ve dışında geniş destek bulabileceğini ifade etti. Cezmeti, hedef aldığı kesimden bağımsız olarak bu “olağan dışı” kanunun kaldırılmasının önemli olduğunu belirterek, kanunu “Esad rejiminin devlet terörünün unsurlarından biri” olarak nitelendirdi. Güvenlik birimlerinin, yalnızca Müslüman Kardeşler’e üye olduklarından şüphelenilen kişileri takip etmek için dahi bu kanunu kullandığını söyledi. Kanunun, özellikle muhafazakâr ve dindar çevrelerde Suriye toplumunda derin bir korku yarattığını belirten Cezmeti, mağdurlara duyulan empatinin, örgütü siyasi açıdan desteklemeyen kesimlerde bile kanunun kaldırılmasına yönelik desteğin temelini oluşturabileceğini belitti. Bununla birlikte, söz konusu düzenlemenin hukuki durumu da yeni soruları beraberinde getiriyor. Beşşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından 29 Ocak 2025’te düzenlenen “Zafer Konferansı”nın bildirisinde, bütün olağanüstü kanunların uygulanmasının durdurulması kararlaştırılmıştı. Ancak bu kararın 49 sayılı Kanun’u kapsayıp kapsamadığı ve olağanüstü kanunların uygulanması zaten durdurulmuşken ayrıca yürürlükten kaldırma işlemi gerekip gerekmediği netlik kazanmadı. Konferans bildirisinde ayrıca Baas Partisi’nin, İlerici Ulusal Cephe partilerinin ve bunlara bağlı kuruluşların feshedilmesi, yeniden kurulmalarının yasaklanması, askerî grupların ve siyasi-sivil devrimci yapıların dağıtılarak devlet kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı. Bununla birlikte bildiri, istisnasız bütün siyasi partilerin feshedilmesini öngörmüyordu. Bu durum, geçiş döneminde siyasi faaliyetlerin hangi hukuki çerçevede yürütüleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Suriye Halk Meclisinin bir oturumu / Fotoğraf: Meclisin Facebook hesabı (Arşiv) Geçiş yönetiminin tutumu test ediliyor İslami hareketler uzmanı Abdurrahman el-Hac, kanunun yürürlükten kaldırılması teklifinin Halk Meclisi gündemine taşınmasını, “geçiş yönetiminin siyasi iradesi için bir sınav” olarak değerlendirdi. El-Hac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, teklifin görüşülmesinin belirsiz bir tarihe ertelenmesinin, yönetimin örgütün siyasi faaliyetlere dönmesini kolaylaştırmak veya gelecek dönemde etkin bir siyasi aktör olmasına izin vermek istemediği şeklinde yorumlanabileceğini ifade etti. El-Hac, kanunun anayasal bildiride açıkça yürürlükten kaldırılmadan bırakılmasının ve kararın Halk Meclisine havale edilmesinin, örgüt üzerindeki baskıyı artıran bir unsur olarak algılanacağını belirtti. Ayrıca Müslüman Kardeşler’in kendisini feshetmesi yönünde farklı baskılarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Suriye Müslüman Kardeşler Şura Meclisi, 27 Eylül 2026’da beşinci olağan toplantısını gerçekleştirmiş ve siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuları ele alan 16 maddelik bir bildiri yayımlamıştı. Bildiride örgütün siyasi hayata katılma isteğini ortaya koyan, çoğulculuğu ve siyasi parti faaliyetlerinin düzenlenmesini savunan tutumlara yer verildi. Gözlemciler, bu açıklamaları örgütün ülke içindeki siyasi faaliyetlere dönmeye hazırlandığının iş
Stories on this topic, gathered from every source.