NASA'nın 22 yıldır evrenin en şiddetli patlamalarını izleyen Swift Uzay Teleskobu için kurtarma girişimi başarısız oldu. Yörüngesini hızla kaybeden teleskobun ekim ayında Dünya atmosferine girmesi bekleniyor.
Evrenin derinliklerini keşfetmek için tasarlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, kritik öneme sahip Geniş Alan Enstrümanı'nı başarıyla devreye alarak operasyonel süreçte büyük bir adım attı.
Evrenin nasıl başladığından karadeliklerin merkezinde ne olduğuna kadar pek çok temel soru hala açık. 1.600’den fazla fizikçinin görüşlerini bir araya getiren yeni araştırma, en yaygın teorilerin bile çoğu konuda ezici destek alamadığını ortaya koydu.
Astrofizik ve uzay bilimleri dünyasında, evrenin "en hassas doğal saatleri" olarak kabul edilen milisaniye pulsarlarının kararlılığına ilişkin yerleşik teorileri sarsan tarihi bir gözleme imza atıldı. Avustralya Macquarie Üniversitesi liderliğindeki radyo astronomlar, Dünya'ya en yakın ve gökyüzünün en parlak milisaniye pulsarı olan PSR J0437-4715'i inceledi.
Kozmolojinin çeyrek asırlık temel taşı olan "evrenin ivmeli genişlemesi" teorisi, yeni süpernova analizleriyle sorgulanıyor. 2011 Nobel Fizik Ödülü sahibi Brian Schmidt, Seul'deki bir bilim etkinliğinde eleştirilere yanıt vererek tartışmayı sürdürdü.
Amerikan Fizik Derneği ve Waterloo Üniversitesi tarafından yürütülen 1600'den fazla fizikçinin katıldığı geniş kapsamlı araştırma, evrenin kökenine dair bilinen ezberleri bozdu. Fizikçilerin yüzde 68'i Büyük Patlama'nın zamanın mutlak başlangıcı olmadığını savunurken, karanlık madde ve evrenin sabitleri hususunda bilim dünyasının bölündüğü saptandı.
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilim insanları, evrenin temel yapı taşlarından olan ağır ve kısa ömürlü parçacıklar arasında kuantum dolanıklığı bulunduğunu kanıtladı. Işık hızına çok yakın seviyelerde gerçekleştirilen devasa çarpışmalar, kuantum dünyasının zorlu koşullarda bile kopmadığını gösterdi.
Dünya'ya yakın asteroitlerden milyarlarca ışık yılı uzaktaki kara deliklere kadar yaklaşık 4 milyar gök cismini kapsayan dev çalışma internet üzerinden erişime açıldı. 13 yıllık gözlemler, evrenin genişleme geçmişi ve karanlık enerji hakkında dikkat çekici veriler sunuyor.
Bilim dünyası, evrenin büyük kısmını oluşturan ancak bugüne kadar gizemini koruyan karanlık maddeye dair ilk somut izi yakalamış olabilir.
Evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddeye dair çığır açıcı bir gelişme yaşandı. ABD'deki LUXZEPLIN deneyinde, karanlık maddeyi oluşturduğu düşünülen parçacıkların normal maddeyle etkileşime girdiğine dair ilk doğrudan iz keşfedildi.
Evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddeye dair çığır açıcı bir gelişme yaşandı. ABD'deki LUXZEPLIN deneyinde, karanlık maddeyi oluşturduğu düşünülen parçacıkların normal maddeyle etkileşime girdiğine dair ilk doğrudan iz tespit edildi.
NASA, evrenin genişlemesine yol açan gizemli "karanlık enerji" gücünü ve galaksimizdeki milyarlarca yıldızı inceleyecek yeni amiral gemisi Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nu uzaya gönderdi.
NASA, evrenin en karanlık sırlarını çözmek ve binlerce yeni dünyayı keşfetmek için 4,3 milyar dolarlık devasa bütçeli Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu’nu Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden başarıyla fırlattı. Hubble’dan 100 kat daha geniş bir görüş alanına sahip olan teleskop, derin uzaya yönelik en kapsayıcı tarama misyonlarından birini başlatıyor.
NASA, evrenin haritasını çıkarmak ve fizikteki büyük gizemleri aydınlatmak üzere yeni amiral gemisi Roman Uzay Teleskobu'nu fırlatmaya hazırlanıyor.
NASA, evrenin yüzde 95'ini oluşturan karanlık maddeyi inceleyecek Nancy Grace Roman Teleskobu'nu fırlatıyor. Falcon Heavy roketiyle gönderilecek 4 milyar dolarlık dev gözlemevi, Hubble'dan bin kat hızlı tarama yaparak uzayı haritalayacak.
NASA, karanlık enerji ve karanlık madde başta olmak üzere evrenin en büyük gizemlerini araştırmak için geliştirdiği yeni nesil uzay gözlemevini fırlatmaya hazırlanıyor.
NASA 'nın James Webb Uzay Teleskobu'nu (JWST) kullanan bilim insanları gizemli "küçük kırmızı noktaların" yapısına dair yeni bilgiler ortaya çıkardı. JWST'nin 2022'de faaliyete girmesiyle keşfedilen küçük kırmızı noktalar o zamandan beri gökbilimcilerin kafasını kurcalıyor. Evrenin yaklaşık ilk 1 milyar yılında tespit edilen bu noktalar son derece uzak oldukları için kırmızı görünüyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Bilim insanları bu çok küçük, kompakt noktaların süper kütleli kara deliklerin ilk aşamaları veya epey yoğun galaksiler olabileceğini düşünüyor. Ancak evrenin bebeklik döneminde bu tür yapıların nasıl meydana geldiğini cevaplamakta zorlanıyorlar. Gökbilimciler küçük kırmızı noktaların gizemini çözmek için yer aldıkları galaksileri incelemeye çalışıyor. Wuhan Üniversitesi'nden Xuheng Ding ve ekip arkadaşları, bu amaç doğrultusunda uzak evrenin COSMOS-Web diye bilinen bölgesine odaklandı. Bu bölgede bugüne kadar 400'ten fazla küçük kırmızı nokta saptandı. Noktaların parkaklığı, etraflarındaki bölgenin düzgünce görülmesini zorlaştırdığı için galaksileri incelemek güç bir işti. Yeni araştırmayı yürüten ekip ise JWST 'nin optiklerinin hassas modellemesini kullanarak her bir görüntüdeki parlak merkezi ışığı ortadan kaldırmaya çalıştı. Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (24 Ağustos) yayımlanan çalışmanın yazarlarından Andrew Battisti, Conversation için kaleme aldığı yazıda "Bir tablonun merkezindeki bir el feneri, gözlerinize doğrudan parlak kırmızı ışık tutarken resmin renk detaylarını görmeye çalıştığınızı düşünün" diye açıklıyor: Bizim tekniğimiz, resmi net bir şekilde görmek için esasen bu el fenerini engellemeye benziyor. Bilim insanları bu görüntülerden 217 tanesini birleştirerek galaksilerin daha önce görülmeyen ışığını bulmayı başardı. Ekip, bu noktaların etrafındaki yıldız kütlesinin genellikle Güneş'in yaklaşık 1 milyar katı olduğunu tespit etti. Bu, Samanyolu'nun kütlesinin yüzde 1'inden azına denk geliyor. Ancak Samanyolu yaklaşık 100 bin ışık yılı çapa sahipken, o kütlenin tamamı sadece 685 ışık yılı çapa sıkışmıştı. Araştırmacılar bu cisimlerin, aynı döneme ait benzer kütledeki yıldız oluşturan galaksilerden 2,5 kat daha kompakt olduğu sonucuna vardı. Ayrıca bu noktaları çevreleyen galaksilerin boyutunun, evrenin bu aşamasındaki tipik bir galaksinin boyutunun yüzde 40'ı kadar olduğu belirlendi. Battisti'ye göre bu, küçük kırmızı noktaların her galakside mümkün olmayan, çok özel koşullarda oluşabildiği anlamına gelebilir. IFLScience'a konuşan Ding, "Çalışmanın en önemli sonucu, küçük kırmızı noktaların izole ışık noktaları olmadığının ortaya çıkması. En azından istatistiksel olarak, bunlar kompakt ana galaksilerin içine gömülü" diyerek ekliyor: Bu bize, bu gizemli cisimlerin aslında ne olduğuna dair çok daha net bir resim sunarak erken evrende galaksilerin ve merkezlerindeki kara deliklerin nasıl birlikte büyüdüğünü anlama yolunda yeni ve önemli bir ipucu sağlıyor. Bu ay Nature'da yayımlanan başka bir çalışmada, küçük kırmızı noktaların aslında "kara delik yıldızı" denen yeni bir cisim türü olabileceği öne sürülmüştü. Kara delik yıldızı, devasa bir kara delik ve onun etrafında bir yıldız gibi ısınan gaz kütlesini ifade ediyor. Yeni çalışma bu hipotezi ne reddediyor ne doğruluyor. Araştırmacılar küçük kırmızı noktaların çevresini inceleyen daha fazla çalışmanın, bu gizemli yapılar ve evrenin ilk dönemleri hakkındaki soru işaretlerini gidermesini umuyor. Independent Türkçe, IFLScience , Conversation , Nature Astronomy, Nature Derleyen: Büşra Ağaç çeviri Uzay evren NASA james webb uzay teleskobu Evrenin ilk dönemindeki bu gizemli yapıların sırları açığa çıkıyor Salı, Ağustos 25, 2026 - 11:45 Main image: 200'den fazla küçük kırmızı nokta görüntüsünün birleşimi, etraflarındaki galaksileri incelemeyi mümkün kıldı (Ruiyuan Guo & Xuheng Ding) BİLİM related nodes: NASA teleskobu, "evreni kıran problemi" çözdü Tek bir galakside ilk kez üç süper kütleli kara delik bulundu Label: ÇEVİRİ Type: news SEO Title: NASA teleskobu, küçük kırmızı noktaları çevreleyen galaksileri ortaya çıkardı copyright Independentturkish:
Parçacık fiziğinin yarım asırdır peşinde olduğu gizemli bir parçacık için şimdiye kadarki en güçlü kanıt ortaya kondu. Pekin’deki bir parçacık hızlandırıcısında yürütülen araştırmada bilim insanları, 2011’de keşfedilen X(2370) parçacığının, büyük ölçüde gluonlardan oluşan ve glueball (yapışkan top veya gluon topu) olarak adlandırılan egzotik parçacık olduğunu gösteren önemli veriler yakaladı. Glueball, parçacık fiziğinin temel teorilerinden biri […] Bu yazı 50 Yıllık Fizik Gizeminde Sonunda Sona Gelindi: Evrenin En Tuhaf Parçacıklarından Biri Bulundu ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım . Yazının kaynağı bu sitedir.
Evrenin en kapsamlı 2 boyutlu renkli haritası kamuya açıldı. 13 yıllık gözlem verisiyle hazırlanan çalışma, yaklaşık 4 milyar gök cismi içeriyor. Harita, karanlık enerji araştırmalarında kullanılan DESI projesi için temel veri kaynağı olmasının yanı sıra astronomlar ve vatandaş bilim insanları için de erişime sunuldu. Bilim insanları, gökyüzünün yaklaşık yüzde 75’ini kapsayan yeni bir evren haritası […]
Stories on this topic, gathered from every source.