İzmir haberleri... Sol gözün artık iyileşmeyecek" dediler, dünya başına yıkıldı. İzmir Torbalı'daki dehşet kazada 2,5 metrelik ahşap kalıbın altında kalan 55 yaşındaki işçi için açıklanan tazminat
Girne'deki gemi faciasında hayatını kaybeden Nihat Balyemez'in (56) cenazesi Gaziantep’te toprağa verildi. Aynı kazadan sağ kurtulan Balyemez’in arkadaşı Mehmet Tuga,'nın olay anlarına ilişkin anlattıkları dehşete düşürdü. Tuga, “Sesler gelmeye başladı. Felaket şekilde sesler çıktı. Tüm yolcular herkes geri dönelim diye söyledi. Mürettebatın hepsi 'Bir şey yok, biz her zaman bu güzergahı kullanıyoruz' dediler. Sürati azaltın dedik. Yavaşlarsak daha çok sesler duyarsınız dediler. Zaten bir süre sonra ön taraftan su almaya başladı” diye konuştu.
İzlanda tartıştı, uğraştı, oyladı ve “Hayır” dedi. Avrupa Birliği’ni istemediklerine karar verdiler. Kararın perde arkasında ise eğer “Evet” derlerse, kendi ekonomik bölgelerinde başka ülkelerin de balık avlayabilecek olması gerçeği yatıyordu.
Özgür Özel duyurdu: İmamoğlu'nun savunmasını yazdığı kitap için toplatma kararı 28.08.2026 Diken Ekrem başkan Silivri’de, 1,5 yıldır sabırla beklediği Silivri zindanlarında hakim karşısında. Biliyorsunuz mahkeme görüldü, ara verdi. Herkesi dinledi Ekrem Başkan. ‘Savunman en son gün, en sonda sende’ dediler. ‘Savunma hakkı kısıtlanmaz’ dediler. Sonra bir tarih koydular, ‘9 Temmuz’da bitireceğiz’ deyip ‘Altı saatte sen ve bütün avukatların savunmanı yap ve bitir’ dediler. Ekrem Başkan; geçmişte 12 Eylül‘de bir sanığın 12 Eylül’ün darbe mahkemelerinde 20 gün savunma hakkını kullandığı, beğenmediğimiz, canına okuduğu adalet sisteminin halen daha da acılarını çektiğimiz FETÖ yargıçlarının bile şanlı ordumuzun askerlerinin savunmalarını kısıtlamadıkları, dünyanın en acımasız diktatörlerinin kurduğu mahkemelerde bile savunma hakkının kısıtlanmadığı bir yerde Ekrem Başkan’a ‘Savunmanı ya birkaç saat içerisinde yap, bitir. Sözünü keserim, mikrofonunu açmam’ deyip söz vermediler.” “HODRİ MEYDAN: CANLI YAYINLAYIN MAHKEMEYİ” “9 Temmuz’dan 18 Ağustos’a kaldı. 18 Ağustos‘ta yine söz istedi. Hemen vermediler, ‘Bir gün, benim belirleyeceği bir ara bunu veririm’ dediler. Bugün birşey öğrendim ki onun için bunu burada ifade etmek durumundayım. Ekrem Başkan yaptırılmayan savunmasını kitap olarak bastırıp kendini savunup millete derdini anlatmak istiyor. Ablam da ‘Helal olsun’ diyor ama o kitabı toplatma kararı aldılar, kitabın basımını durdurma kararı aldılar. Geçmişte önce hakim olan, bütün verdiği kararlar neredeyse Anayasa Mahkemesi’nde bozulan, sonra Bakan Yardımcısı olan, siyasetten tekrar Başsavcılığa giden, bu hukuk cinayetinden sonra ödüllendirip Adalet Bakanlığı yapan birisi çıkmış dün diyor ki ‘Efendim işte itirafçılar konuşuyor, Ekrem Başkan da sinirleniyor. Acaba? Bir aralar diyorlardı ki ‘Canlı yayında yayınlansın.’ Şimdi olsa halen daha acaba ister mi?’ Buradan muhatabım o Adalet Bakanı değil. Onu atayan Erdoğan’a söylüyorum. Bu Adalet Bakanı’nın bir hükmü varsa, senin geçmişte söylediğin sözün bir hükmü varsa hodri meydan: Canlı yayınlayın mahkemeyi. Sözünden dönen namerttir. İnsanda biraz utanma olur. Yüzlerce kişi konuşacak ve dinleyecek. Savunma hakkını kısıtlayacaksan, söz vermeyeceksin. Diktatörlüklerde yapılmayan şeyi yapıp ‘Sanığa sınırlı sürede savunma’ diyeceksin. 150 tane olay konuşulacak, tek tek kendini savunmak istediğinde susturacaksın. Kitap basacak, dağıttırmayacaksın, duracaksın, toplatma kararı alacaksın. Sonra ilk gün bir itirafçı helallik isteyip sözünden dönünce savcın araya girecek. ‘Hemen tutuklama yapın’ diyerek diğer sanıkları korkutacaksın. Sonra malına - mülküne çökülmüş, malını - mülkünü geri almak umuduyla, canını ve malını kurtarmak umuduyla yalana sarılmış üç - beş kişiyi bütün köşe yazarlarına yazdırıp sanki o iftiralar doğruymuş gibi bir algı yaratmaya çalışacaksın.”
Stories on this topic, gathered from every source.