Türkiye'de aşağı yukarı her yedi çalışandan biri gıdadan, tarımdan ekmek yiyor. Ülkenin bir yıllık toplam üretiminin yaklaşık yüzde altısı da buradan çıkıyor. Makineyi, taşıtı, yazılımı, ham maddeyi de sayınca pay daha da büyüyor. Türkiye'nin ana motoru bu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu motor hızla büyüdü. Son otuz yılda Türkiye devletin elindeki işletmeleri sattı. Gıda politikasını lobilere bıraktı. Bütün alanı küresel şirketlere teslim etti.
Çiftçi tarlasını bırakıp gidiyor. Devletin resmi istatistik kurumu olan TÜİK, bu gidişi yıllardır sayılarla ortaya koyuyor. 2002'de her 100 çalışandan 35'i tarım sektöründeyken, 2026'nın ilk üç ayı bittiğinde bu sayı 14'ün bile altına geriledi. Üstelik sadece son üç ayda 44 bin kişi eksildi. Bu çıkış kendiliğinden değil, alınan kararlar neticesinde başladı.
TES kapsamında çalışandan yüzde üçlük ek kesinti yapılırsa, net asgari ücretin 28 bin 75 liradan 27 bin 84 liraya düşeceği, artan prim yükünün ise kayıt dışı istihdamı da artırarak çalışanları daha da zorlayacağı belirtiliyor.
Stories on this topic, gathered from every source.