DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Fon Kurulu toplanıyor, açıklamayı İletişim Başkanlığı yapıyor. Sen bu işin sorumlusu değilsin. 'Biz şu kurul olarak, şu şu şu isimler olarak bu kararları aldık' de. Bas imzanı açıkla. Herkes işi maşayla tutuyor, elinin ucuyla tutuyor, elim yanmasın diye. Bütün veriler elinizde. İhbarlar gelmiş. Çıkın söyleyin. 'Ben bunu gördüm, bir şey yapamadım. Şunlar, şunlar, şunlar telefon etti. Elimizi, kolumuzu arkamızdan bağladı' deyin" yönünde konuştu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak hantal bir yapı ile sürecin yönetilemeyeceğini belirtti ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Ali Babacan, enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde, alınan kararların çoğunun yanlış olduğunu ve atılması gereken adımlar atılmadığı için enflasyonun düşmediğini belirtti.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yolsuzluğun yalnızca devletin parasını çalmak veya rüşvet almaktan ibaret olmadığını belirterek kamu gücünün ve imkânlarının şahsi veya parti çıkarları doğrultusunda kullanılmasının da haksız kazanç ve yolsuzluk olduğunu ifade etti.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yolsuzluğun yalnızca devletin parasını çalmak veya rüşvet almak olmadığını belirterek, kamu gücü ve imkânlarının kişi, parti, yakınlar veya belirli grupların çıkarı için kullanılmasının da yolsuzluk ve haksız kazanç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "yolsuzluk yapan herkesin, kim olduğuna bakmaksızın hesap vermesi" gerektiği konusunda fikir birliği bulunduğunu belirterek, geniş anlamıyla yolsuzluk ve haksız kazanç kapsamına giren uygulamaları sıraladı. "Devletteki görevi kullanarak çıkar sağlamak yolsuzluktur" Babacan, bir kişinin devletteki görevini ve sahip olduğu yetkiyi kendisine, akrabalarına veya arkadaşlarına çıkar sağlamak için kullanmasının yolsuzluk olduğunu, imar planlarının, inşaat haklarının veya devlet arazilerinin kullanım biçiminin belirli kişi ya da şirketlere kazanç sağlayacak şekilde değiştirilmesini de aynı kapsamda değerlendirdi. Devlet arazileri, ruhsatlar, izinler, teşvikler, lisanslar veya diğer kamu imkanlarının belirli kişilere çıkar sağlayacak şekilde kullandırılmasının da yolsuzluk olduğunu belirten Babacan, bir iş, izin veya ruhsat karşılığında hediye, ayrıcalık, siyasi destek ya da başka bir menfaat elde edilmesini de yolsuzluk olarak nitelendirdi. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) "İhaleyi adrese teslim hale getirmek yolsuzluktur" Babacan, ihalelerin gerçek rekabetten kaçırılması amacıyla davet veya doğrudan temin yoluyla yapılması, ihalenin baştan belirli kişilerin kazanacağı şekilde hazırlanması ve işin "adrese teslim" hale getirilmesinin de yolsuzluk kapsamında olduğunu belirtti. Devlet veya belediyelerin araç, bina, çalışan ve diğer imkânlarının parti ya da kişisel işler için kullanılmasını da yolsuzluk olarak değerlendiren Babacan, bazı kişi ve grupların siyasi düşüncesi, kimliği, inancı, bölgesi veya aidiyeti nedeniyle devlet imkânlarından ayrıcalıklı şekilde yararlandırılmasını da eleştirdi. Babacan ayrıca, yolsuzluğu gördüğü halde gizlemek, soruşturulmasını engellemek veya yolsuzlukları denetlemekle görevli kurumların çalışmasını engellemenin de yolsuzluk olduğunu ifade etti. "Bir evin gerçek değerinden düşük bir bedelle alınması da yolsuzluktur" Kamu görevinden ayrıldıktan sonra yasal sınırlamaları ihlal ederek daha önce denetlenen sektör ve kurumlarda görev alınmasını ya da kamu görevi sırasında edinilen bilgi, belge ve nüfuzun kişisel veya ticari çıkar sağlamak amacıyla kullanılmasını da yolsuzluk kapsamında değerlendiren Babacan, "Yolsuzluk sadece devletin parasını çalmak veya rüşvet almak değildir. Bir kişinin devletin gücünü ve imkânlarını kendisi, partisi, yakınları veya belli bir grup için çıkar sağlamak amacıyla kullanması da yolsuzluktur, haksız kazançtır" ifadelerini kullandı. Babacan, devlet gücü kullanılarak sağlanan bir menfaat karşılığında bir evin gerçek değerinden daha düşük bir bedelle alınmasını da yolsuzluk örneği olarak gösterdi. Siyasetçilerin söz konusu davranışları yolsuzluk olarak görmesi ve bunlarla samimi ve etkili şekilde mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Ali Babacan, "Bir siyasetçi, yukarıda sayılan davranışları yolsuzluk olarak görmüyorsa ve bunlarla samimi ve etkili şekilde mücadele etmiyorsa, ‘Yolsuzluğa karşıyım’ demesinin tek başına bir anlamı yoktur" ifadelerini kullandı. ANKA DEVA PARTİSİ “Bir kişinin devletin gücünü ve imkânlarını kendisi, partisi, yakınları veya belli bir grup için çıkar sağlamak amacıyla kullanması da yolsuzluktur, haksız kazançtır" Salı, Eylül 29, 2026 - 12:45 Main image: Fotoğraf: ANKA Siyaset related nodes: İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan ABD halkına 25 sayfalık mektup Mahmut Arıkan'dan fon krizi açıklaması: 800 milyar liralık iddia cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu Type: news SEO Title: DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan: Yolsuzluk sadece devletin parasını çalmak veya rüşvet almak değildir copyright Independentturkish:
Manisa’da 2015’te yol kenarında cesedi bulunan 20 yaşındaki Meral Babacan’ın ölümü, olay yerindeki otomobil aynasının plastik çerçevesinden yola çıkan JASAT ekiplerinin titiz çalışmasıyla aydınlatıldı
Manisa’da 2015 yılında yol kenarında cesedi bulunan Meral Babacan'ın cinayeti 11 yıl sonra aydınlatıldı. Soruşturma kapsamında R.Ç. isimli şahıs, JASAT ekipleri tarafından düzenlenen operasyonla yakalandı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Akhisar-Manisa karayolunda 2015'te ölü bulunan Meral Babacan dosyasını yeniden açan JASAT, olay yerindeki plastik ayna parçasından yola çıkarak katile ulaştı. Operasyonla yakalanan R.Ç. mahkemece tutuklandı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon krizine ilişkin değerlendirmesinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimindeki konumuna değindi. Şimşek’in yaşanan sorunlara müdahale etmeye çalıştığını anlatarak, "Mehmet Bey’in sistem içindeki durumu çok zayıf. Yani bu işlere müdahale edecek gücü, kuvveti yok; öyle bir imkânı yok" dedi. Şimşek’in yerinde olması halinde ne yapacağı sorusuna ise Babacan, “Ben olsam zaten ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara'da emeklilerin seyyanen zam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde düzenlediği eylem sırasında intihar eden 60 yaşındaki emekli polis memuru Ali Şekeroğlu'nun yaşamını yitirmesine ilişkin açıklama yaptı. Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Şekeroğlu'nun ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi. Şekeroğlu'nun “Geçinemiyorum” diyerek hayatına son verdiğini belirten Babacan, emeklileri açlık sınırının altında bir gelire mahkum edenlere tepki gösterdi. Babacan, “Emeklilerimizi açlık sınırının altında bir gelire mahkûm eden, yıllarca çalışan insanların sofrasını her geçen gün küçültenlere soruyorum: Siz memleketi ne hale getirdiğinizin farkında mısınız Allah aşkına?” ifadelerini kullandı. Milyonlarca emeklinin torunlarına bir şey alamamanın mahcubiyeti, çocuklarına yük olma korkusu ve bir ömür çalışmasına rağmen ay sonunu getirememenin yorgunluğuyla yaşadığını belirten Babacan, emekliliğin geçim kaygısıyla değil, onur ve huzur içinde geçirilecek yıllar olması gerektiğini söyledi. “Emeklilerimiz sadaka değil, verdikleri emeğin karşılığını istiyorlar” Babacan, emeklilerin sosyal yardım değil, yıllarca verdikleri emeğin karşılığını istediğini belirterek, “Emeklilerimiz sadaka değil, verdikleri emeğin karşılığını istiyorlar. 'Geçinemiyoruz' diyen milyonların sesini duymak, emeklilerimize insanca yaşayabileceği bir gelir sağlamak her iktidarın en büyük ödevidir” dedi. Babacan, açıklamasının sonunda Ali Şekeroğlu'na Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyerek, “Mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandı. Independent Türkçe Ali Babacan emekli maaşı Ali Babacan, emekli polis Ali Şekeroğlu’nun ölümünün ardından emeklilerin sadaka değil, yıllarca verdikleri emeğin karşılığını istediğini belirterek, insanca yaşayabilecekleri bir gelir sağlanması çağrısında bulundu Cuma, Eylül 25, 2026 - 22:45 Main image: Fotoğraf: ANKA Haber Type: news SEO Title: Babacan: Emekliler sadaka değil, verdikleri emeğin karşılığını istiyor copyright Independentturkish:
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "İnsanlar eğer fonların değerini şişirici işlemler yapılıyorsa bu da piyasa dolandırıcılığıdır" dedi. Babacan, bazı hisselerin gerçek değerinin üzerinde halka arz edildiğini ve bu hisselerden oluşturulan fonların değerinin çeşitli işlemlerle şişirilebildiğini belirterek, yaşananların ve sorumluların ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, akaryakıt fiyatlarındaki artışa dikkati çekerek, "Bugün motorin fiyatları 100 liraya çıktıysa ülkede artık ‘enflasyonu düşüreceğiz’ masallarına inanmamamız gerekiyor" dedi.
Bir dizi ziyaret için Sakarya'da bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlere ilişkin açıklamaları yanı sıra belediyelere yönelik operasyonlar ve soruşturmaları dair değerlendiren Babacan, şöyle konuştu: Aslında son aylarda ben sıkça şu ifadeyi kullanıyorum. Diyorum ki seçim ufukta görünüyor. Ufukta karayı görürsünüz ama bazen mesafe işte yarım saat mi bir saat mi ilk başta kestirmek zor olur ama ufukta görünüyor artık seçim. Dolayısıyla seçim Mayıs 2028'de de olsa, Ekim 2027'de de olsa, Mayıs 2027'de de olsa artık seçim yakın. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte bütün siyasi partilerin ve cumhurbaşkanı adaylarının seçime hazır bir şekilde yola çıkması gerekiyor. Vatandaşlarımıza daha sık ulaşmak, vatandaşlarımızın sorunlarını dinlemek, ilk elden derdi yaşayanlardan dinleyerek bir süreç çalıştırmak gerçekten son derece önemli. "Seçim dönemine girmiş bulunmaktayız" Tabii ki şu önemli bir konu bu seçimlerden bahsedecek olduğumuzda, seçimin meclis kararıyla bir erken seçim olup olmayacağı. En önemli konu o. Vaktinde seçim olduğunda veya cumhurbaşkanının kendi yetkisiyle ülkeyi erken seçime götürdüğünde biliyorsunuz Sayın Erdoğan aday olamıyor. Ama Meclis bir erken seçim kararı alır ise 360 oyla, o zaman Sayın Erdoğan'ın tekrar adaylığı mümkün olabiliyor. Aslında Türkiye'deki seçim tartışmalarındaki önemli başlıklardan bir tanesi bu. Önümüzdeki aylarda da bu konular nasıl seyreder, nereye doğru evrilir hepsini göreceğiz. Ama biz DEVA Partisi olarak tüm kadrolarımızla, milletvekillerimizle, genel merkez teşkilatımızla ve il, ilçe teşkilatlarımızla artık seçim dönemine girmiş bulunmaktayız. "2024 seçimlerinin tamamen anlamsız hale geldiği bir dönemdeyiz" Bu pek çok belediyeyle ilgili yürütülen süreçlerin ne kadarı gerçek yargı süreci, ne kadarı tamamen siyasi gerekçelerle yapılmış işler, bunlar artık birbirine tamamen karışmış durumda. Şöyle bir baktığımızda gerçekten yerel seçimlerin, 2024 yerel seçimlerinin tamamen anlamsız hale geldiği, vatandaşımızın sandık başında kullandığı iradenin tamamen dışında pek çok ilde, ilçede gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz maalesef. Dolayısıyla bütün bu dosyalar, bütün bu dava konuları tek tek, tek tek bağımsız bir şekilde, tarafsız bir şekilde gözden geçirilmesi lazım. At izi it izine karışmış denen bir mesele vardır biliyorsunuz, bunlar birbirine maalesef karışmış durumda Türkiye'de. Bağımsız bir yargı olmadıktan sonra, tarafsız bir yargı süreci işletilmedikten sonra bu alınan kararların hiçbirisine güvenemiyoruz. Ve bu kararların da önemli bir kısmının, hani belediyelerle ilgili alınmış olan yargı kararlarının önemli bir kısmının siyasi motivasyonla ya da siyasi yönlendirmeyle alınmış kararlar olduğunu hukukçu arkadaşlarımız söylüyor. "Yargının tarafsız çalışması lazım" Dolayısıyla dosya dosya bir şey demem mümkün olmasa da şu yargının üzerinden siyasetin elinin çekilmesi lazım. Yargının hem siyasetten bağımsız olması lazım hem de tarafsız çalışması lazım. Bazen yargı bağımsız olur ama kendi içinde taraf tutabilir ya da hükümet etki etmez, başkaları etki edebilir yargıya. Onların da olmaması lazım. Yani öncelikle bağımsız ama hemen arkasından da tarafsız bir yargıyla ancak bu ülkenin sorunları çözülür. Bunlar olmadan zaten ilk sorunuza döneyim; enflasyon da düşmez, ülkenin ekonomisi de düzelmez. Çünkü ekonomi demek güven demektir. Güvenin de en önemli bileşeni hukuki güvenliktir, hukuk güvenliğidir. Hukuk güvenliği olmadan güven olmaz, güven olmayınca ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez ve milyonlarca insan bu ağır enflasyon ve hayat pahalılığı şartları altında bu büyük zulümle karşı karşıya kalır. Ama düzelmesi de bir o kadar kolay. Bir o kadar kolay. Yani Türkiye'nin ekonomisi, bakın ben açık söylüyorum, bir ayda bütün kurumlar ayağa kalkar, 6 ayda ülke nefes alır. En geç 1-2 yıla da enflasyon tekrar tek haneye düşer. Bu mümkün. Dürüst ve ehil kadrolarla mümkün, iyi bir ekonomi programıyla mümkün, istişareyle mümkün ama en önemlisi de adaletle mümkün. Independent Türkçe Ali Babacan DEVA PARTİSİ "Mayıs 2028'de de olsa, Ekim 2027'de de olsa, Mayıs 2027'de de olsa artık seçim yakın" Cuma, Eylül 11, 2026 - 17:30 Main image: Fotoğraf: AA Haber jw id: Pt3ra9mc Type: video SEO Title: Babacan: Artık seçim dönemine girmiş bulunmaktayız copyright Independentturkish:
Stories on this topic, gathered from every source.