Şu anda kariyerine Leganes'ta devam eden Galatasaray'ın eski golcüsü Alvaro Morata kariyerinde dibi gördü.
Aydın'ın Efeler Ilçesinde Seyir Halindeyken Bir Anda önüne çıkan Domuza çarpmamak Için Manevra Yapan Ticari Araç Takla Attı, şans Eseri Sürücü Kazadan Yara Almadan Kurtuldu.
Beklenen Sağanak Taksim'de Bir Anda Bastırdı, Zincirlikuyu Alt Geçidini Su Bastı
Aynı anda birkaç festivalin, birbirinden önemli sergilerin ve performansların yer aldığı kaç şehir sayabilirsiniz dünyada? İstanbul, Avrupa’nın önde gelen sanat merkezlerinden biri artık… İBB’nin katkıları unutulmaz.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Erken seçim kararı beklemiyorum. Erken seçim tartışmalarını yeri ve zamanı değildir. Siyasi şartlar olgunlaşırsa erken seçim olur. TBMM şu anda vaktinde bir seçime hazırlanıyor. Seçim erkene alınmak istenirse irade TBMM’dedir. 360 bulunduğu anda TBMM yenileme kararı alır" dedi.
Windows 11 başlangıç programları Görev Yöneticisi veya Ayarlar üzerinden kolayca kapatılabilir. Gereksiz uygulamaların otomatik çalışmasını engelleyerek açılış süresini ve başlangıçtaki kaynak kullanımını azaltabilirsiniz.
Kars’ta Seyir Halindeki Tır Alev Alev Yandı: şoför Son Anda Kurtuldu(turgut Kaya/kars-iha)
Yenidoğanlara aynı anda bir insan yüzü ve hareketli Newton beşiği gösteren araştırmacılar, her iki grubun da yüzlere yöneldiğini belirledi. Kız bebeklerde bu tercihin ortalama olarak daha güçlü çıkması, dikkat farklılıklarının yaşamın ilk günlerinde bile görülebildiğini ortaya koydu.
Bazen hayat, kurduğunuz düzeni bir anda elinizden alır. Ama kaybetmek hayatın sonu değil, yönünün değiştiği yerdir. Asıl hikâye, küllerin arasından nasıl bir hayat kuracağınıza karar vermekle başlar.
Diyarbakır’da alacak verecek anlaşmazlığı nedeniyle başlayan tartışma bir anda silahlı çatışmaya dönüştü. Yenişehir’de yaşanan olayda açılan ateş sonucu 3 kişi yaşamını yitirirken, polis kaçan şüphelilerin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.
Aynı Anda 86 öğrencinin Eğitim Alabileceği Laboratuvar Bugün Hizmete Açıldı.
Bir düşüncenin doğduğu anı bulmak isteseydik, muhtemelen yanlış yere bakardık. Büyük fikirleri çoğu zaman sonuçlarıyla tanıyoruz. Bir teori ortaya çıkıyor, bir keşfin adı tarihe yazılıyor, bir cümle yüzyıllar boyunca aktarılıyor. Geriye dönüp baktığımızda ise bütün o zihinsel sürecin tek bir anda gerçekleştiğini sanıyoruz. Oysa düşüncenin asıl hikâyesi çoğu zaman sonuçta değil, sonuca kadar geçen o görünmez zamanda saklı. Darwin’in çalışmaları bunun iyi bir örneği. 1837’den itibaren türlerin değişebilirliği üzerine yoğunlaşan Darwin , 1838’de Malthus’un nüfus üzerine fikirleriyle doğal seçilimin temel mekanizmasına ulaşır. Fakat düşüncesini bulduğu anda onu tamamlanmış bir hakikat olarak görmez. Gözlemlerini çoğaltır, fikrini sınar, ona karşı çıkabilecek kanıtların peşinden gider. Türlerin Kökeni ancak 1859’da yayımlanır. Burada önemli olan yalnızca ne bulduğu değil, bulduğu düşünceyle yıllarca yaşamayı göze almasıdır… Bir fikre ulaşmakla onun zihinde yerini bulması aynı şey değildir. Bunun arasında bazen yıllar vardır: aynı soruya yeniden dönmek, ilk cevabın bıraktığı boşluğu görmek, kendi düşüncesini başka ihtimallerin karşısında sınamak. Bekleyiş, bu süreçte düşüncenin dışında değil, içindedir. Bugün böyle bir sürecin gerektirdiği zaman giderek kısalıyor. Üstelik yalnızca bilgiye ulaşma süresi değil, bilgiyle karşılaşma biçimimiz de değişti. Geçmişte bir insan bir kitabın peşine düşmek, bir belgeyi bulmak, bir uzmanın fikrine ulaşmak ya da bir olayın farklı anlatılarını karşılaştırmak zorundaydı. Bilgi çoğu zaman bir mesafenin sonunda karşısına çıkıyordu. Şimdi ise dünyanın büyük bir bölümü sürekli açık. Bir sorunun cevabına saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Bir filozofun ne söylediğini, bir sanat eserinin hikâyesini, bir tarihî olayın ayrıntılarını ya da bir bilimsel araştırmanın sonucunu birkaç dakika içinde öğrenmek mümkün. Fakat bilgi yalnızca önümüze gelmiyor; çoğu zaman işlenmiş olarak geliyor. Özetleniyor, açıklanıyor, sınıflandırılıyor, yorumlanıyor. Daha biz bir şey üzerine düşünmeye başlamadan önce, onun hakkında söylenmiş olanlarla karşılaşıyoruz… Bir sanat eserine bakmadan önce ne anlattığını okuyabiliyor, bir tarihsel olay hakkında kendi sorumuzu kurmadan önce hazır açıklamalara ulaşabiliyor, bir düşünürün cümlesini anlamaya çalışmak yerine o cümlenin ne anlama geldiğini öğrenebiliyoruz. Böylece bilgiye ulaşmakla yetinmiyoruz; düşünmenin bazı aşamalarını da bilginin kendisine devrediyoruz. Belki başlıktaki asıl mesele tam burada başlıyor. Bilgi ile düşünce arasındaki farkı giderek daha az gözetiyoruz. Bir şeyi bilmekle, onun üzerinde düşünmüş olmayı birbirine yaklaştırıyoruz. Bir konu hakkında yeterince bilgi sahibi olduğumuzda, o konu üzerine düşünmüş sayılacağımızı varsayıyoruz. Çok sayıda görüşe ulaşmayı, kendi görüşümüzü oluşturmakla karıştırıyoruz. Oysa düşünce, bilginin miktarıyla ölçülen bir şey değil. Bir bilgi eski bir kanaati yerinden oynatabilir. İki ayrı bilgi birbirini tutmayabilir. Bir açıklama, cevap olmaktan çıkıp yeni bir sorunun başlangıcı hâline gelebilir. Düşünce çoğu zaman tam da bu uyuşmazlığın içinde belirir. Fakat bizim çağımızda uyuşmazlıkların uzun süre açık kalmasına pek izin verilmiyor. Bir soru ortaya çıkıyor; karşısına hemen bir cevap geliyor. Bir olay yaşanıyor; ardından açıklaması beliriyor. Bir düşünce söyleniyor; hemen onun ne anlama geldiği, neden doğru ya da yanlış olduğu anlatılıyor. Zihin daha sorusunu kurmadan cevapla karşılaşıyor. Bu yüzden bugün mesele bilgi eksikliği değil. Belki ilk kez bilgi fazlasının da bir tür zihinsel yoksulluğa dönüşebileceği bir yerde duruyoruz: Her şeyi bulabildiğimiz için bazı şeyleri kendimiz bulmaya daha az ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü düşünmek, yalnızca doğru bilgiyi yan yana getirmekten ibaret değil. Bazen bilgilerin arasındaki boşlukta kalmayı, henüz açıklanamayan şeyi aceleyle kapatmamayı gerektiriyor. Darwin’in yıllara yayılan çalışması bu yüzden yalnızca bir bilim insanının sabrını göstermiyor. Bir düşüncenin, kendisini doğrulayacak bilgiler kadar kendisini zorlayacak sorulara da ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bazen yeni bir şey öğrenmeyiz. Sadece yıllardır bildiğimiz şeylerin artık eskisi kadar kolay açıklanamadığını fark ederiz. Asıl kırılma belki burada başlar. Çünkü düşünce her zaman yeni bir cevapla doğmaz. Bazen eski cevabın artık yetmediğini kabul etmekle başlar. Ve bunun için bilgi kadar başka bir şeye de ihtiyaç vardır: Zaman. Belki bugün kaybettiğimiz şey bilgi değil, bilginin içimizde dönüşmesine izin veren o ara zamandır. Bir sorunun hemen kapanmadığı, cevabın hemen verilmediği, zihnin bir düşünceyle bir süre daha baş başa kalabildiği o mesafe. Başta sorduğumuz soruya şimdi yeniden dönebiliriz: Bir düşüncenin doğduğu an hangisidir? Belki cevabın bulunduğu an değil. Belki insanın, önüne konmuş cevabı bir anlığına geri itip kendi sorusunu kurduğu an. Çünkü bilgi bize neyin bilindiğini söyleyebilir. Ama düşünce, bildiğimiz şeylerin arasından henüz söylenmemiş olan soruyu çıkarabildiğimiz yerde başlar… *Bu içerik
Türk F-16 ve İHA'ların Ege'de aynı anda ortaya çıktığını yazan Yunan basını, Türkiye'nin geliştirdiği bu yeni taktiğin Yunan Hava Kuvvetleri aleyhine bir tablo oluşturduğunu kaydetti.
İzmir haberleri... Hesabına bir anda yatırılan 83 bin lirayı görünce gözlerine uyku girmemişti... İzmir'de esnaf Murat Mercan'ın "Vicdanım elvermiyor" diyerek günlerdir aradığı paranın gizemli
Stories on this topic, gathered from every source.