Sedat Bozkurt: En az 4 yeni anayasa metni hazırda bekliyor 30.08.2026 Diken Erdoğan’ın ileriye dönük siyasetine, burada da çok somut bir örnek görüyoruz. 2023 seçimini kazanıp kazanamayacağı bir yanda tartışılırken, o seçimler sonrasında kuracağı ittifakı kolaylaştırıcı adımları atmakla meşgulmüş. The post Sedat Bozkurt: En az 4 yeni anayasa metni hazırda bekliyor appeared first on #site_linkat 30.08.2026 .
Külliye'de tartışmaya açık, muhtelif yaklaşımlara sahip (yeni anayasa konusunda ittifak yapacakları siyasi yapılara göre de değişiklik arz eden) en az 4 yeni anayasa metni hazırda bekliyor. Bu arada İyi Parti’den gelen “parlamentonun daha güçlü hale getirilmesi” önerisi üzerinde de çalışılması talimatı vermiş Erdoğan.
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, komedyen Deniz Göktaş hakkındaki ilk soruşturma ve tutuklama sürecini uluslararası insan hakları hukuku ışığında inceledi. Raporda; soruşturma açılması, ters kelepçe, görüntülerin basına servis edilmesi, gözaltı, tutuklama ve yüksek güvenlikli cezaevindeki koşulların “ilk bakışta hukuka aykırı” olduğu belirtildi.
İktidarın bir yandan yeni anayasa hazırlıklarında son aşamaya geldiği ve Meclis’ten kaç oyla geçerse geçsin metni referanduma götürmeyi planladığı belirtilirken, diğer yandan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ayrı bir revizyon çalışması yürütüldüğü öne sürülüyor. İktidarın yeni anayasa hazırlıklarında sona yaklaştığı, metnin Meclis’te aldığı oy sayısına bakılmaksızın referanduma götürülmesinin planlandığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yetki devri, bakanların milletvekilleri arasından atanması, müsteşarlığın geri getirilmesi ve Meclis denetiminin artırılması seçenekleri tartışılırken, AKP’li Ahmet Büyükgümüş de Erdoğan’ın yeniden adaylığı için seçim tarihinde “teknik düzenleme” yapılabileceğini söyledi.
AK Parti'nin yeni anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik çalışmalarıyla ilgili Ankara kulislerinden dikkat çeken bilgiler geldi. Parti içerisindeki bazı kurmayların hazırladığı raporlarda TBMM'nin güçlendirilmesinden bakanların yeniden milletvekilleri arasından atanmasına kadar önemli öneriler yer aldı. En dikkat çeken başlıklardan biri ise bakan yardımcılıklarının kaldırılarak müsteşarlık sistemine geri dönülmesi oldu. Ancak üzerinde çalışılan öneriler henüz kesinleşmiş bir düzenleme değil.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum yeni anayasa için referandum şartı vurgusu yaptı. Uçum, "Yeni anayasa kanunu 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi bu kanun mutlak surette referanduma sunulmalı ve halk yüzde elliden fazla bir oyla onayladığında yeni anayasa yürürlüğe girmelidir." dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum yeni anayasa için referandum şartı vurgusu yaptı. Uçum, "Yeni anayasa kanunu 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi bu kanun mutlak surette referanduma sunulmalı ve halk yüzde elliden fazla bir oyla onayladığında yeni anayasa yürürlüğe girmelidir." dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, yeni anayasa sürecinin “olmazsa olmaz” şartını açıkladı. Uçum, Mecliste 400’den fazla oyla kabul edilse bile yeni anayasanın referanduma götürülmesi ve halkın onayını alması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, yeni dönemde yapılması öngörülen yeni anayasanın Meclis’te 400 veya daha fazla oyla kabul edilmesi halinde bile “mutlak surette” referanduma sunulması gerektiğini söyledi. Uçum, “Referandumsuz yeni anayasa yapmak yeni anayasada son kararı halkın vermesine ilişkin meşruiyet ilkesinin ihlalidir. Halkın onayı, yeni anayasa yapımında demokratik meşruiyeti sağlamanın biricik yoludur” dedi.
'Çerçeve yasa' sonrası yeni anayasa çalışmalarını hızlandıran AKP, oluşturduğu taslakta bakanların Meclis’ten seçilmesi, müsteşarlıkların geri dönmesi ve cumhurbaşkanlığı seçiminde iki tur arası 10 puan farkı şartına hazırlık yapıyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi’ne götürülme ihtimalini “hemen hemen yok” olarak değerlendirirken yeni anayasa tartışmalarına ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının bağlayıcılığına dayanak oluşturamayacağını ifade etti. Uçum, söz konusu düzenlemenin yargı kararlarına değil, uluslararası sözleşmeler ile kanunlar arasındaki norm uyuşmazlıklarına ilişkin olduğunu belirtti. Uçum sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: Anayasa’nın 90’ıncı maddesi AİHM kararlarının bağlayıcılığına dayanak gösterilemez! Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasının ilk cümlesi şöyledir: 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.' Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son cümlesi uyarınca ise 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' Bazı çevreler AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu bu hükme dayandırıyor. Oysa bu düzenleme yargı kararlarına değil tamamen norm uyuşmazlıklarına ilişkindir. Bu hükmün uygulanabilmesi için ön şart; temel hak veya özgürlük hususundaki bir andlaşma ile kanun hükümleri arasında doğrudan bir uyuşmazlık çıkmasıdır. Uyuşmazlık çıktığında ise andlaşma hükümleri esas alınmalıdır. Bunu esas alacak olanlar da elbette ulusal mercilerdir. Bu uyuşmazlık yürütme pratiklerinde çıkarsa yürütme, yargısal faaliyette çıkarsa yargı bu hükme göre bir değerlendirme yapar. Yani düzenlemenin AİHM kararlarının uygulanmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Birincisi, AİHM kararları her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokollerine göre veriliyorsa da bu durum AİHM kararlarına temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma kimliği kazandırmaz. AİHM kararı bir mahkeme kararıdır, andlaşma hükmü yani norm değildir. Dolayısıyla norm uyuşmazlıkları için düzenlenmiş bir Anayasa hükmünün AİHM kararlarının uygulanmasına dayanak gösterilmesi mümkün değildir. İkincisi AİHM kararıyla herhangi bir kanun hükmü arasında doğrudan bir uyuşmazlık çıkması asla söz konusu olamaz. Çünkü AİHM’in bireysel başvuru sonucu oluşan kararları ancak bir mahkeme kararı üzerine verilir. AİHM bir ülkede yürürlükte olan bir kanunla ilgili doğrudan karar veremez. Ancak incelediği mahkeme kararı üzerinden AİHS ve ek protokollerin hükümleriyle çelişen bir kanun hükmü varsa ona işaret edebilir. Bu da anayasanın düzenlediği anlamda doğrudan bir andlaşma kanun uyuşmazlığı değildir. ANKA mehmet uçum aihm Uçum, söz konusu düzenlemenin yargı kararlarına değil, uluslararası sözleşmeler ile kanunlar arasındaki norm uyuşmazlıklarına ilişkin olduğunu belirtti Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 10:15 Main image: Fotoğraf: ANKA Haber Type: news SEO Title: Mehmet Uçum: Anayasa’nın 90’ıncı maddesi AİHM kararlarının bağlayıcılığına dayanak gösterilemez copyright Independentturkish:
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi’ne götürülme ihtimalini “hemen hemen yok” olarak değerlendirirken yeni anayasa tartışmalarına ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Uçum, yeni anayasanın Meclis’te 400 veya daha fazla oyla kabul edilmesi halinde dahi “mutlak surette” referanduma sunulması gerektiğini belirterek 29. Dönem TBMM’yi işaret etti.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, "Meclis ne zaman yeni anayasayı yaparsa yapsın, yeni anayasa kanunu 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi bu kanun mutlak surette referanduma sunulmalı ve halk yüzde elliden fazla bir oyla onayladığında yeni anayasa yürürlüğe girmelidir" dedi
Atatürkçü Düşünce Derneği’nce (ADD) yayımlanan “Üniter, ulus devlet, laiklik, Cumhuriyet ve tam bağımsızlık” manifestosunda; “Türk milleti emperyal tuzakları yine bozacaktır, 1923 devrimci Cumhuriyetimizin özünü oluşturan ilkeler ile yeniden çağı yakalamaya kararlıdır. 1923 yalnızca bir tarih değildir. 1923 emperyalizme karşı kazanılmış insanlık onurudur. Lozan’dan vazgeçmek; Türkiye Cumhuriyeti’nden vazgeçmektir. Anayasa bir devletin ideolojisini temsil eder yani anayasa ideolojik bir metindir. Bu yeni anayasa talebi ile devletimizin kuruluş felsefesini, liderliğini ve ideolojisini değiştirmek istiyorlar” denildi.
Hukukçular, İHAM'ın Kavala kararını değerlendirdi: AYM yolunun etkililiğini yitirdiği, "umut hakkı"nın ihlal edildiği ve mahkumiyetin hukuken yok hükmünde olduğu belirtilirken, yapısal sorunlara dikkat çekilen karar "utanç vesikası" olarak nitelendi.
Abdullah Öcalan’ın paylaşılan son açıklamaları ve bu açıklamalara ilişkin yapılan değerlendirmeler, önümüzdeki dönemin siyasi mimarisine dair kapsamlı bir tablo çiziyor. Öcalan’ın değerlendirmeleri, sürecin silah bırakmanın ve örgütsel dönüşümün ötesine uzanan daha geniş bir siyasi çerçeveye işaret ettiğini ortaya koyuyor. Yorumlarda asıl tartışmanın; Kürtlerin, solun ve muhalefetin yeni bir anayasal düzen içerisinde nasıl pozisyon alacağı üzerinden yürütüldüğü görülüyor. Muhalefete anayasa çağrısı Öcalan’ın değerlendirmelerinde yeni anayasa başlığı özellikle öne çıkıyor. Seçimlerden önce bir anayasa sürecinin gündeme geleceğini belirten Öcalan, bu sürecin tek bir siyasi sütun üzerinde ilerleyemeyeceğini vurguluyor. Muhalefetin de sürece dahil olmasını istiyor ve "demokratik cumhuriyet" fikrini geniş bir katılım şartına bağlıyor. Öcalan’ın değerlendirmelerinde CHP’ye daha doğrusu şimdiki Yeni Parti’ye yönelik doğrudan mesajlar dikkat çekiyor. Dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e selam gönderen Öcalan, partinin Meclis İzleme Kurulu’na katılması gerektiğini ifade ediyor. CHP’nin süreç konusundaki kuşkularına da değiniyor, devletle demokratik hukuk çözümünün tartışıldığını bildiriyor ve “Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır” uyarısında bulunuyor. Öcalan’ın yaklaşımı, muhalefete süreci yalnızca iktidar ile Kürt hareketi arasındaki bir müzakere olarak okumama çağrısı içeriyor. Ona göre yeni dönemin demokratik zemini, iktidar-muhalefet eksenini aşan, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin dahil olduğu geniş bir katılımla kurulabilir. Anayasada kimlik meselesi ve güvence çerçevesi Öcalan’ın anayasa perspektifinde dikkat çeken bir başka nokta ise kimlik meselesine yaklaşımı. Anayasada doğrudan "Kürt" ya da diğer azınlıkların isimlerinin yer almamasını tek başına bir kriz sebebi olarak görmüyor. Asıl meselenin kimliklerin güvence altına alınması olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede örgütlenme ve ifade özgürlüğünün daha güçlü biçimde teminat altına alınmasını talep ediyor. Tartışmayı yalnızca "Kürtlerin anayasal statüsü" başlığından çıkarıyor, daha genel bir demokratik haklar ve özgürlükler zeminine çekiyor. Bu durum, kimliklerin tek tek anayasa maddelerinde sayılmasından çok, bütün toplumsal kesimlerin kendilerini ifade edebildiği bir siyasal düzene işaret ediyor. "Bağımsızlıkçıydık, artık Cumhuriyetçi olacağız" Değerlendirmelerin en dikkat çekici bölümünü Öcalan’ın kendi siyasi çizgisindeki değişimi tarif ettiği ifadeler oluşturuyor. Geçmişte "bağımsızlıkçı" bir hatta olduklarını, ancak bundan sonra "cumhuriyetçi" bir pozisyonda duracaklarını belirtiyor. Bu sözler, sürecin Öcalan açısından yalnızca örgütsel bir tasfiye meselesi olarak görülmediğini kanıtlıyor. Öcalan, Kürt hareketinin Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkisini yeniden tanımlıyor ve bu durumu “Çünkü Kürtler henüz cumhuriyete katılmadı” tespitiyle açıklıyor. Buradaki katılım, yalnızca hukuki bir vatandaşlık bağı olarak kalmıyor; Kürtlerin kendi kimlikleriyle demokratik cumhuriyetin kurucu unsurlarından biri haline gelmesi anlamına geliyor. Öcalan’ın açıklamalarında tarif ettiği yeni yapının adı, “Demokratik Toplum ve Cumhuriyet hareketi” de bu dönüşümü simgeliyor: Öcalan, yasanın çıkmasının ardından örgütsel yapının ve ideolojik programın baştan sona gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. HDP’nin kuruluşunu 2013’teki diyalog sürecinin bir sonucu olarak görüyor, yeni dönemin de benzer biçimde yeni bir siyasi yapılanmayı zorunlu kıldığını aktararak, “Bu süreç tümüyle örgütsel yapımızı, ideolojik programımızı gözden geçirmeyi gerektirir” diyor. Bu yaklaşım; mevcut yapının yalnızca isim değiştirmesini değil, ideolojik ve siyasi programın yeni baştan kurulacağını gösteriyor. Sol gruplar ve geniş cumhuriyet ittifakı Öcalan’ın hedefinde yalnızca Kürt hareketi yer almıyor, sol grupların da bu sürece dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor. Solun geçmişte cumhuriyetle kurduğu sorunlu ilişkiye değiniyor, yeni dönemde hem solculuğu hem cumhuriyetçiliği kapsayacak bir hatta ihtiyaç duyulduğunu savunuyor ve “Solcular da anlamıyorlar. İlk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz” diyor. Böylece yeni dönem, sadece Kürt hareketinin dönüşümü olarak değil; Kürtlerin, solun ve farklı toplumsal kesimlerin "demokratik cumhuriyet" fikri etrafında buluşması olarak tarif ediliyor. Bölgesel dinamikler açısından bakıldığında da dış müdahalelere ve emperyalist hesaplara fırsat vermeden meselenin iç barışla çözülmesi hedefleniyor. "Bin kilometrelik yolun ilk adımı" Abdullah Öcalan, yasanın ardından demokratik bir anayasanın önünün açılacağını öngörüyor. Demokratik anayasa, ekonomik gelişme ve ülkenin geleceği arasında doğrudan bağ kuruyor ve 86 milyona anlatılması gerektiğini vurguluyor. Süreci tamamlanmış bir nihai durum değil, uzun bir yürüyüşün başlangıcı olarak nitelendiriyor ve “Bin kilometrelik bir yol için ilk adımı atıyoruz. Herkese demokrasi için bir adım atmış oluyoruz” ifadesini kullanıyor. M
Fransa'da Anayasa Konseyinin onayladığı “ölmeye yardım” yasası yürürlüğe girdi. Düzenleme, belirlenen şartları karşılayan 18 yaş üstü hastaların tıbbi yardımla hayatlarını sonlandırmasını öngörüyor
Fransa'da Anayasa Konseyi tarafından onaylanan ve iyileşmesi mümkün olmayan yetişkin hastaları kapsayan "ölmeye yardım" yasası yürürlüğe girdi.
Anayasa Mahkemesi, cezaevinde yaptığı sarı, kırmızı ve yeşil renkli bilekliğin ziyaretçisine verilmesine izin verilmeyen Tufan İlbaş’ın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. AYM, yeniden yargılama yapılmasına ve İlbaş’a 20 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti
Stories on this topic, gathered from every source.