Türkiye, 103 yıllık tarihinde 366'sı resmi, 289'u özel toplam 655 maç oynayıp 1'i hükmen 260 galibiyet, 151 beraberlik, 244 yenilgi yaşadı. A Milli Futbol Takımı, İtalya karşısında ilk galibiyet için sahada Ay-yıldızlılar, 279'u deplasmanda, 282'si Türkiye'de, 94'ü tarafsız sahadaki maçlarda, 3'ü hükmen galibiyet sonucunda 906 gol attı, kalesinde 933 gol gördü. Bugüne kadar 93 ülke takımıyla karşılaşan milliler, 655 müsabakanın 565'ini Avrupa, 34'ünü Asya, 24'ünü Afrika, 28'ini Amerika, 4'ünü de Okyanusya temsilcileriyle yaptı. Hükmen galibiyet ve Kosova maçı Milliler, 655 maçta tek hükmen galibiyeti Yunanistan karşısında aldı. Türkiye ile Yunanistan arasında 17 Kasım 2015'te Başakşehir Fatih Terim Stadı'nda oynanan özel maç, 0-0 sona erdi. Bu müsabakadan 6 ay sonra FIFA, Yunanistan'ın kural dışı futbolcu oynattığı gerekçesiyle karşılaşmayı Türkiye lehine 3-0 tescil etti. Ay-yıldızlı ekibin 21 Mayıs 2014'te deplasmanda Kosova ile yaptığı ve 6-1 kazandığı özel maç ise söz konusu tarihte bu ülkenin UEFA ile FIFA üyesi olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı. Montella, İtalya'ya karşı A Milli Futbol Takımı'nın İtalyan teknik direktörü Vincenzo Montella, ülkesi İtalya'ya karşı saha kenarında olacak. Montella, İtalya maçı hakkında, "Ben bütün enerjimi milli takımımız için vereceğim. Kazanmak için sahada olacağım. İtalya bizden sonra istediği maçı kazanabilir." ifadelerini kullanmıştı. Vincenzo Montella yönetiminde 38'inci mücadele Türkiye, İtalyan teknik adam Vincenzo Montella yönetiminde 38'inci sınavını İtalya karşısında verecek. İtalyan teknik adamla 28'i resmi, 9'u özel 37 maça çıkan milliler, 21 galibiyet, 11 mağlubiyet, 5 beraberlik yaşadı. Bu müsabakalarda rakip fileleri 64 kez havalandıran ay-yıldızlı ekip, kalesinde 47 gole engel olamadı. AA UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki ikinci maçında yarın İtalya ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı, tarihindeki 656'ncı müsabakaya çıkacak Pazar, Eylül 27, 2026 - 18:30 Main image: Fotoğraf: AA Spor Type: news SEO Title: A Milli Futbol Takımı, 656. maçına İtalya karşısında çıkacak copyright Independentturkish:
Volkswagen’in tamamen elektrikli modeli ID. Buzz, 445 gün süren ve 92 ülkeyi kapsayan bir yolculukla Guinness Dünya Rekoru’na imza attı. 1 Temmuz 2025’te Almanya’nın Hannover kentinden başlayan yolculuk, 14 Eylül’de Hannover’de sona eriyor ve bu süreçte hiçbir büyük sorun yaşanmadan 99.767 km mesafe kat ediliyor. Yolculuğun sonunda ID. Buzz’ın bataryası başlangıç kapasitesinin yüzde 95,75’ini korurken, Rainer Zietlow’un kullandığı aracın seyahat boyunca 300’den fazla kez şarj edildiği aktarılıyor. Araç, bu deneme kapsamında Avustralya’da Sidney’den Perth’e kadar kıtanın güney kesimini geçtikten sonra Güney Afrika’ya gönderiliyor; ardından Botsvana, Zimbabve, Zambiya, Tanzanya ve Kenya’dan geçiyor. Yolculuğun Asya ayağında Kazakistan, Kırgızistan, Çin, Tayland, Malezya ve Endonezya ziyaret edilirken, rota Orta ve Batı Avrupa’nın büyük bölümünün yanı sıra Güney Amerika ve Kuzey Amerika’yı da kapsıyor. Rekor yolculukta kullanılan versiyon ID. Buzz Pro, 86 kWh kapasiteli batarya paketiyle ideal koşullarda 497 km’ye kadar menzil sunuyor. Bu elektrikli Volkswagen ID. Buzz ile 445 günde 92 farklı ülke ziyaret edildi yazısı ilk olarak Teknoloji haberleri - LOG üzerinde yayınlandı.
Denizli’de Obezite Ve Metabolik Cerrahi Alanında çalışmalarını Sürdüren Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, Avrupa’da Aldığı Febs Unvanının Ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde De American College Of Surgeons Fellow (facs) Unvanını Aldı.
UEFA Uluslar Ligi’nde yarın İtalya’yı konuk edecek A Milli Futbol Takımı, tarihindeki 656’ncı karşılaşmayı oynayacak. Ay-yıldızlılar, geride kalan 655 maçta 260 galibiyet, 151 beraberlik ve 244 yenilgi yaşadı.
HBO'nun fenomen dizisi The Last of Us 'ın üçüncü sezon kadrosuna John Goodman'la oyunlarda rol alan Laura Bailey ve Ian Alexander katıldı. Aynı adlı PlayStation oyun serisinden uyarlanan, kıyamet sonrası Amerika'da geçen dizide Goodman, kendilerine "Karayolu Kahramanları" adını veren iki kişiden Joey'yi canlandıracak. Joey'nin yol arkadaşı Paco'yu ise Ian Alexander canlandıracak. Alexander, The Last of Us Part II'de Lev'i canlandırmıştı. 25 yaşındaki oyuncu ayrıca bilimkurgu dizisi The OA'de Buck Vu karakteriyle izleyici karşısına çıkmıştı. Bu gönderiyi Instagram'da gör Collider (@collider)'in paylaştığı bir gönderi Laura Bailey ise dini bir tarikatın liderlerinden Elizabeth rolüyle kadroya dahil oluyor. The Last of Us Part II'de Abby'yi canlandıran Bailey, 2023 yapımı video oyunu Marvel's Spider-Man 2'de Mary Jane Watson'ı seslendirmişti. 45 yaşındaki Bailey, The Legend of Vox Machina adlı animasyon dizisinin seslendirme kadrosunda da yer alıyor. Craig Mazin'in dizi sorumluluğunu üstlendiği yapımın üçüncü sezonuyla 2027'de dönmesi bekleniyor. Bu sezonun dizinin finali olabileceği de konuşuluyor. Üçüncü sezon kadrosuna daha önce katıldığı açıklanan isimler arasında Clea DuVall, Patrick Wilson, Jason Ritter, Jorge Lendeborg Jr., Michelle Mao ve Kyriana Kratter yer alıyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Önceki sezonlardan tanıdığımız ve yeni sezonda da izleyeceğimiz isimler arasında ise Kaitlyn Dever, Bella Ramsey , Isabela Merced, Gabriel Luna ve Jeffrey Wright bulunuyor. 74 yaşındaki Goodman, Tom Cruise 'un başrolünde olduğu ve 2 Ekim'de vizyona girecek Digger'da ABD Başkanı Compson'ı da canlandıracak. Popüler oyun serisinden uyarlanan The Last of Us, küresel bir salgının dünyayı yıkıma uğrattığı ve insanların büyük bölümünü zombi benzeri yaratıklara dönüştürdüğü bir gelecekte geçiyor. Diziyi Craig Mazin ve oyunun yaratıcısı Neil Druckmann birlikte geliştirdi. Druckmann'ın üçüncü sezon öncesinde dizinin yapım ekibinden ayrıldığı açıklanmıştı. Mazin de yeni sezonda senarist ve yönetici yapımcı görevlerinin yanı sıra dizi sorumluluğunu tek başına üstlenecek. Independent Türkçe, Variety , Hollywood Reporter Derleyen: Nazlı Erdol çeviri DİZİ the last of us John Goodman Oyunlardan iki isim de kadroda Pazar, Eylül 27, 2026 - 11:00 Main image: The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO) KÜLTÜR related nodes: The Last of Us cephesinden kötü haber: Çekimler durdu The Last of Us dizisinin yaratıcısı, bir klasik oyuna daha el attı The Last of Us'ta önemli rollerden birinin oyuncusu değişti Label: ÇEVİRİ Type: news SEO Title: Emmy ödüllü yıldız The Last of Us'ın üçüncü sezonuna katıldı copyright Independentturkish:
Volodimir Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in görüşmelerden kaçınmak ve savaşı sürdürmek için bahane aradığını söyledi. Ekim boyunca yoğun diplomatik temaslar yürütüleceğini bildiren Zelenski, Rusya üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulundu.
Trump’ın sık sık tehdit ettiği Küba’ya yönelik Amerikan ordusunun olası bir saldırı hazırlıkları içerisinde olduğu ileri sürüldü. Havana, ABD’nin Küba’ya yönelik bir saldırıyı “asla gerekçelendiremeyeceğini” söyledi.
Göreve geldiğinden beri görüntü vermeyen İran dini lideri Mücteba Hamaney'in, babasının öldüğü saldırıda yaralandığı, kaldırıldığı hastanenin bombalanması nedeniyle enkaz altında kaldığı ortaya çıktı.
Prof. Dr. Emine Uçar İlbuğa 27 Eylül 2013 tarihinde kaybettiğimiz Tuncel Kurtiz, yalnızca yarattığı karakterlerle değil, yaşama ve sanata yaklaşımıyla da unutulmaz bir oyuncuydu. Türkiye’de başlayan sanat hayatı İsveç, A...
Fransız edebiyat dünyasında son dönemin en büyük tartışmalarından biri, ilk romanıyla büyük ödüllere aday gösterilen Thélyson Orélien’in etrafında yaşanıyor. Yazarın C’était ça ou mourir (Ya Bunu Yapacaktım ya da Ölecektim) adlı romanı, yapay zekâyla yazıldığı ve eski çalışmalarında intihal yapıldığı yönündeki iddiaların ardından Goncourt Ödülü’nün ilk seçkisinden çıkarıldı. 38 yaşındaki Haiti kökenli Quebecois yazarın ilk […] Bu yazı Edebiyat Dünyasının Yeni Yıldızı Büyük Skandalla Sarsıldı: Ödüllü Roman için Yapay Zekâ İddiası ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım . Yazının kaynağı bu sitedir.
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman Türkiye’nin küresel bir sapkınlığını hedefinde olduğunu belirterek, “Türkiye'de sapkınlığın yayılması için faaliyet gösteren derneklere Hollanda, Amerika Birleşik
Amerika, İsrail ve İran arasındaki savaş, yaklaşık 7 aydır süren bir çatışmanın ardından, ABD'de 3 Kasım 2026 ara seçimine girilmesiyle birlikte tempo kaybetmiş görünüyor. Bu, barış değil; takvim. Trump'ın BM Genel Kurulu kürsüsünden açıkça söylediği gibi Tahran'ın, anlaşmayı seçim sonucunu görene kadar oyaladığı iddiası Washington'un resmî okumasıdır. Karşı taraftan bakıldığında ise aynı pencere, yaraları sarmak, vekil unsurları yeniden konumlandırmak ve ekonomik sıkışmayı yönetmek için kullanılmaktadır. Savaş durmamıştır. Savaş, klasik zafer arayışından çıkıp durum değişikliği evresine geçmiştir. İki çözülmemiş düğüm: Hürmüz ve nükleer madde Masa kurulmuş, memorandum imzalanmış, sonra çökmüştür. Haziran'daki 14 maddelik çerçeve, 60 günlük müzakere penceresini açmış; Hürmüz'ün açılması, ablukanın kalkması, yaptırımların takvime bağlanması ve zenginleştirilmiş uranyum stokunun tasfiyesi gibi başlıkları ertelemiştir. Pencere kapanmış, ablukalar ve sınırlı vuruşlar geri gelmiştir. Bugün masada duran iki mesele hâlâ aynıdır: Hürmüz Boğazı'nın fiilî statüsü ve nükleer malzemenin akıbeti. Trump'ın "anlaşma ya da imha" ikilemi bu iki düğüme bağlıdır. İran ise "güç dilini kabul etmeden müzakere" çizgisini korumaktadır. Kürsüde söylenenler, kulislerdeki dolaylı temasları iptal etmemiştir; Witkoff–Kushner hattı ile Arakçı heyetinin New York'taki görüşmesi bunun kanıtıdır. Temas vardır. Çözüm yoktur. Ekonomik savaş durmuyor; İran ayakta kalmayı zafer diye anlatıyor Amerika'nın ablukası, yaptırımları ve "ekonomik dışlama" kampanyası devam etmektedir. Bunlar yok sayılamaz. İran ekonomisi daralmakta, riyal tarihî dip seviyelerde seyretmekte, enflasyon yüksek kalmakta, yakıt ve döviz sıkışması içeride gerilimi büyütmektedir. IMF projeksiyonları derin bir resesyonu işaret eder. Buna rağmen Tahran'ın dünyaya verdiği mesaj doğaldır: Yıkılmadık, vatanı koruduk, Amerika'yı yendik. Bu söylem, askerî olarak "zafer" iddiası değildir; rejim sürekliliğinin propaganda dilidir. Pezeşkiyan'ın BM'de "diz çökmedik" demesi, (haklı olarak) Minab okul görüntülerini göstermesi ve "terörün mağduru biziz" çizgisi, içerideki sıkışmayı dışarıya direnç olarak anlatma çabasıdır. Stratejik gerçeklik başka yerdedir: İran yıkılmamıştır, fakat ekonomik ve toplumsal maliyet birikmektedir. Birikim, henüz rejim kırılması üretmemiştir. Bu, "hiçbir şey yapılmıyor" anlamına gelmez. Ekonomik harp sürer. Tehdidin kayması: Körfez'den Kızıldeniz'e, Hürmüz'den Husi'ye Asıl yön değişikliği İran anakarasında değil, çevresindedir. Hürmüz'ün kısmen tıkandığı bir ortamda enerji ve ticaret koridoru doğu-batı hattına, yani Kızıldeniz–Babülmendep–Yanbu eksenine kaymıştır. Bu kayma, Suudi Arabistan'ı merkeze almıştır. Husi hareketi, Yemen'in Kızıldeniz kıyısını ve stratejik adaları ele geçirerek hem Körfez hem Kızıldeniz'i aynı tehdit çemberine sokmuştur. Suudi enerji tesislerine, güney şehirlerine, Yanbu'ya ve hatta Mekke hava sahasına yönelik saldırılar, konuyu "İran'a karşı savaş" olmaktan çıkarıp "Körfez güvenlik mimarisi" ne taşımıştır. İsrail ve Amerika seçim takvimine yönelirken İran yaralarını sarıyor; vekil unsur ise Suudi Arabistan'ı hedef alarak savaşı üçüncü bir alana yayıyor. Riyad bu noktada yalnızca kendini savunmuyor; petrol-gaz akışı ve küresel ticaretin sürekliliği bakımından sorumluluk üstlenmek zorunda kalıyor. Bu, tercih değil, coğrafyanın dayattığı yüklemedir. Mekke Anlaşması masada 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan Suudi Arabistan–Türkiye–Pakistan ortak savunma düzenlemesi, "birine saldırı hepsine saldırıdır" hükmüyle kâğıt üzerinde duruyordu. Husi tırmanışı bu hükmü test etmeye başladı. BM Genel Kurulu kulisinde 3 dışişleri bakanının New York'ta bir araya gelmesi ve genelkurmay başkanlarının acil toplantısının kararlaştırılması, anlaşmanın hızlandığını gösterir. Mekke, ABD şemsiyesini de iptal etmez. Fakat Hürmüz tıkandığında ve Kızıldeniz ikinci cephe olduğunda, enerji koridorunu savunan 3 başkentin ortak caydırıcılık arayışı anlamlıdır. Türkiye'nin burada rolü "hamaset ortaklığı" değildir; Boğazlar, Doğu Akdeniz, savunma sanayii ve diplomatik arabuluculuk kapasitesinin aynı masaya oturmasıdır. Anlaşma henüz tam kurumlaşmamış, üzerinde çalışmalar sürmektedir. Testi yeni başlamıştır. BM Genel Kurulu: Kürsü gürültüsü, kulis diplomasisi Dünya gündemi bir anda New York'a kilitlendi. Savaşan taraflar kürsüden konuştu. Trump "anlaşma ya da imha" dedi; İran "diz çökmeyiz, güç dilini kabul etmeyiz" dedi; Netanyahu salonu boşaltan delegasyonlara rağmen kendince İran ve Gazze hattını savundu. Türkiye hem BM reformunu hem Filistin dosyasını hem Hürmüz'ün açılması ihtiyacını dile getirdi. New York'ta Türk Evi yine aktif kullanıldı. Hepsine bakıldığında soralım: BM'de sonuç değişti mi? Hayır. Genel Kurul karar üretmez; meşruiyet ve algı üretir. Asıl iş, ikili ve çok taraflı görüşmelerde yürüdü. Trump'ın ülkeleri bir masa etrafında toplaması, İran ve vekil unsurlar, Suudi durumu, İsrail–Gazze–Filistin başlıklarının aynı haftaya yığılması tesadüf değildir.
George Saunders’ın yeni romanı çıktı. Latin Amerika edebiyatı tutkunlarını mutlu edecek mektuplar yayımlandı. Bir kişisel gelişim kitabı, hiçbir şey yapmak istemeyenlere “Var olmak da yeter” diyor. Altan Öymen tarihin önemli bir dönemecine ışık tutuyor.
Brezilya'da Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, seçim öncesi yayınladığı kararnameyle çevrimiçi bahis faaliyetlerini yasakladı.
Türk Telekom’un grup şirketi Argela, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Silikon Vadisi’nin köklü araştırma kuruluşlarından Stanford Araştırma Enstitüsü (SRI) ile yeni nesil iletişim teknolojileri alanında ortak araştırma ve geliştirme çalışmalarını kapsayan stratejik bir iş birliği anlaşması...
Kosta Rika Dışişleri Bakanı Tovar, Wahington'da düzenlenen Birleşmiş Milletler programında Trump'ın da dahil olduğu bir toplantıya habersiz katıldığı için Devlet Başkanı tarafından görevden alındı.
Washington-Pekin hattında ticaret, yapay zeka ve Tayvan gibi konularda gerilim artarken Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD'ye ziyaretinde bir kez daha "Tukidides Tuzağı” olarak bilinen iki büyük gücün çatışması riskine atıf yapması dikkati çekti.
Nissan Kuzey Amerika’nın operasyonlarından sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Ponz Pandikuthira, The Drive’a verdiği özel röportajda araçlardaki “piano black” kaplamalar ve krom detaylar hakkında konuştu. Pandikuthira, yeni Rogue Hybrid’in iç mekanında “piano black” kaplamaya yer verilmemesinin doğrudan tüketici geri bildirimlerinden kaynaklandığını belirterek, bu yüzeylerin yeni durumdayken oldukça kaliteli göründüğünü ancak gerçek kullanım koşullarında parmak izleri ve diğer izler nedeniyle sürekli temizlik gerektirdiğini söyledi. “Bu kaplamalar başta güzel duruyor ancak kısa sürede çok kötü görünmeye başlıyor.” diyen yönetici, yeni Rogue’un dış tasarımında krom ızgara veya krom süslemelerin bulunmamasına da değindi. Pandikuthira, krom kullanımının zamanla aşırıya kaçtığını ve bu nedenle sofistike görünümün kaybolduğunu ifade etti. Pandikuthira’ya göre Nissan, yeni tasarım anlayışında göze sokulan büyük krom ızgaralar ve jantlardaki krom detaylar yerine daha incelikli ve sade tasarım öğelerine yönelecek. Nissan, yeni araçlarının içinde artık “piano black” kaplamalara yer vermeyebilir yazısı ilk olarak Teknoloji haberleri - LOG üzerinde yayınlandı.
Giresun’un Yağlıdere ilçesinden ABD’ye 1960’lı yıllarda başlayan göç, aradan geçen yıllarda büyük bir topluluğa dönüştü. Yaklaşık 14-15 bin nüfuslu ilçenin ABD’de yaşayan hemşehrilerinin sayısının 30 bini aştığı belirtiliyor.
Stories on this topic, gathered from every source.