Your cookie preferences
We use necessary cookies for your session and preferences. You can optionally allow usage measurement and advertising cookies too. Privacy policy
Özgür Karabat, borsadaki fon krizinin ardından oluşan güven sorunu nedeniyle yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmeyeceğini belirterek, "Türkiye'nin asıl ihtiyacı sıcak para değil, uzun vadeli sermaye. Ama sermayeye önce güven vereceksiniz. Güven yoksa yatırım da yok" dedi.
Read the full story at the source
This story was published by Dokuz8 Haber.
See other sources covering this event →
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon soruşturmasına ilişkin açıklamasında, önceliklerinin Türkiye ekonomisini korumak ve haksız kazanç elde edenlerin adalet önünde hesap vermesini sağlamak olduğunu söyledi. Erdoğan, “İster belediyelerde ister sermaye piyasalarında olsun milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan, önceliklerinin Türkiye ekonomisinin zarar görmemesi ve haksız kazanç elde edenlerin adalet önünde hesap vermesi olduğunu belirterek, sürecin ilgili bakanlıklar ve Fon Koordinasyon Kurulu tarafından yürütüldüğünü söyledi. ŞANLIURFA – BHA Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fon soruşturması... Erdoğan’dan fon soruşturması mesajı: “Haksız kazanç sağlayan hesabını verecek” yazısı ilk önce Bir Gazete - Bir Gazete, Son Dakika üzerinde ortaya çıktı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ekonomisinin son yıllarda terör, savaşlar, depremler, yaptırımlar ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirterek, ekonomik sorunlar ve son dönemdeki yolsuzluk ile fon soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, sermaye piyasalarındaki fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde ise finansal istikrar ve yatırımcı güveninin korunması gerektiğini belirtti. Fon soruşturmasındaki gelişmelerin, “dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle ettiği” yönünde olduğunu savunan Bahçeli, devlet kurumlarının açıklamalarına göre soruşturmanın yürütüldüğünü ve mağduriyetlerin giderilmesi için adımlar atıldığını ifade etti. Finansal piyasalarda yaşanan manipülasyon iddiasının yalnızca para kaybeden yatırımcıları değil, piyasalara ve kurumlara duyulan güveni de etkileyebileceğini belirten Bahçeli, özellikle yüksek enflasyon döneminde yurttaşların tasarruflarını koruma arayışının doğal olduğunu söyledi. Bahçeli, sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklandığını savunarak gözetim ve denetimdeki eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtti. Yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistem için hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınması çağrısında bulundu. Bahçeli'nin açıklamaları şöyle: Türkiye yıllara sari birikmiş sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaşma gayesiyle hareket etmektedir. Yakın tarihimize bakıldığında terör, uygulanan ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz hain kalkışması, asrın felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler, ABD-İsrail İran savaşı, Ukrayna Rusya Savaşı, Suriye de yaşanan iç çatışmalar, diğer jeopolitik riskler ve göç, ayrıca yaşanan demokrasi dışı müdahaleler gibi Türkiye hasımlarıyla yapılan işbirlikleri sonucu ülkemizin sokulmak istendiği cendere nedeniyle ülkemiz; önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalmıştır. 40 yılı aşkın süredir mücadele edilen PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir yaklaşık asgari maliyeti, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 2,3 trilyon dolardır. (TASAV çalışması 1984-2024, 2 trilyon170 milyar dolardır.) Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin asgari maliyeti 110 milyar doları aşmıştır. ABD/İsrail-İran savaşı; Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamalarına göre piyasa müdahaleleri ve rezerv etkisi, enflasyon etkisi, enerji ve akaryakıt maliyetleri, dış ticaret ve turizm riskleri ile finansal piyasalara olan etkileriyle Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklemiştir. Küresel petrol arzında yaşanan kesintiler geçmiş dönemlerdeki benzer şoklardan daha büyük olmuştur. Petrol fiyatlarının piyasalarda yüksek seviyelerde fiyatlanmasının doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle enflasyon hedefleri sapma göstermiştir. Savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiş, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar finansal koşulları sıkılaştırmış, dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir. Kuşkusuz Türkiye jeopolitik açıdan zorlu bir bölgededir ve savaşların yarattığı belirsizlikler önemli bir risk oluşturmuştur. Yukarıda vurguladığım; ülkemizi kalkınması yolunda sekteye uğratan bu gelişmeler aynı zamanda da ekonomik istikrarı engellemiş, sürdürülebilir bir düzen oluşmasına mani olmuştur. Küresel ölçekte yaşanan krizlerin faturası kırılganlığın yüksek olması nedeniyle ülkemiz üzerine daha fazla hissedilmiştir. Türkiye pandemi sürecini Dünyada gıpta edilecek bir düzen içinde hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden yürütmüştür. Uluslararası ekonomik yaptırımlar ticaretimizi, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları olumsuz etkilemiştir. 15 Temmuz’da ülkemiz işgal edilmek istenirken, ekonomimizin de çökeceği umulmuştur. Türkiye tüm bu olumsuz tabloya rağmen bugün milli gelirini 1,7 trilyan dolara, kişi başına düşen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı başaran, güçlü bir ekonomidir. Düşük işsizlik seviyesine, yüksek ihracat kapasitesine, sürdürülebilir cari açığa, borç yönetimi ve bütçe dengesine sahiptir. Bankacılık ve sermaye piyasaları güvenli ve istikrarlıdır. Tabi ki toplum kesimlerinin, emeklimizden çiftçimize, esnafımızdan çalışanımıza sorunlarımız vardır ve bunların süratle giderilmesi gerekmektedir. Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalışırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden de geçmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıştır. Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütülmektedir. Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduğunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır. Esasen belediyeler, siya
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, fon vurgunu hakkında yaptığı yazılı açıklamada yolsuzluğa bulaşanların üzerine gidilmesi gerektiğini belirtirken "Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan maniplasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur" dedi. Devlet Bahçeli, CHP'li belediyelerin yolsuzluğa bulaştığını da iddia etti ve "Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir" değerlendirmesinde bulundu.
MHP lideri Bahçeli, fon soruşturması hakkında açıklamalarda bulundu.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), sermaye piyasalarında yaşanan "fon krizi" ile ilgili yaptığı açıklamada, borsa ve fon vurgununa karışan tüm sorumluların hesap vermesini, haksız kazançlar ile mal varlıklarına derhal el konulmasını talep etti.

Comments