ABD Kara Kuvvetleri, Ekim 2026'da yayımladığı yeni harekât rehberiyle geleceğin savaşını nasıl kazanmayı düşündüğünü açıkladı. 4 temel unsur üzerine kurulan yaklaşım, modern konvansiyonel harbin değişen karakterini ortaya koyuyor. ABD Kara Kuvvetleri, Ekim 2026'da How the Army Fights (Kara Kuvvetleri Nasıl Savaşır?) başlıklı önemli bir belge yayımladı. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Christopher C. LaNeve imzasını taşıyan 46 sayfalık yayın, Amerikan ordusunun gelecekteki büyük ölçekli konvansiyonel savaşları nasıl yürütmeyi düşündüğünü açıklıyor. Bu belgeyi önemli buluyorum. Keşke Askerî Konsept ve Stratejiler kitabımızı yayımlamadan önce elimize ulaşsaydı. Çünkü kitapta ele aldığımız askerî strateji, harekât sanatı ve savaşın değişen karakterine ilişkin tartışmalara güncel ve somut bir örnek oluşturuyor. Belge, 2022'de kabul edilen Çok Alanlı Harekât (Multi Domain Operations) anlayışını esas alıyor. Ancak bu kez ağırlık, farklı alanlardaki kabiliyetlerin nasıl bir araya getirileceğine ve taktik başarıların nasıl stratejik sonuçlara dönüştürüleceğine veriliyor. Bu 4 unsur, yeni konvansiyonel harbin karakterini anlamak bakımından dikkate değer. Birinci unsur: Yakınsama Modern muharebe sahasında kara, hava ve deniz kuvvetlerinin birbirinden bağımsız hareket etmesi giderek güçleşiyor. Uzay, siber uzay ve elektromanyetik spektrum da harekâtın ayrılmaz parçaları hâline geliyor. Yakınsama, bütün bu alanlarda elde edilen kabiliyetlerin belirli bir zaman ve yerde eş güdüm içerisinde kullanılarak düşmana karşı üstünlük yaratılması anlamına geliyor. Yakınsama ile senkronizasyon arasındaki farkı da açıklamak gerekiyor. Senkronizasyon, farklı askerî faaliyetlerin zaman, mekân ve amaç bakımından uyumlu yürütülmesini ifade eder. Yakınsama ise kara, hava, deniz, uzay ve siber alanlardaki kabiliyetlerin bir araya getirilerek düşman üzerinde operasyonel üstünlük yaratılmasını amaçlar. Dolayısıyla senkronizasyon faaliyetler arasındaki uyumu sağlarken yakınsama, farklı alanlardaki etkileri ortak bir harekât sonucuna yönlendirir. ABD Kara Kuvvetleri belgesine göre senkronizasyon bütün komuta kademelerinde uygulanabilirken yakınsama esas olarak kolordu ve harekât alanı ordusu seviyesinde yürütülür. Örneğin düşmanın komuta merkezine füze saldırısı düzenlenirken haberleşme sistemleri elektronik harp vasıtalarıyla karıştırılabilir. Aynı anda siber saldırılarla hava savunma ağı etkisizleştirilebilir. Amaç, düşmanın farklı tehditlere aynı anda cevap vermek zorunda bırakılmasıdır. Burada belirleyici unsur, kuvvetlerin sayısından çok etkilerin zaman ve mekân bakımından birleştirilmesidir. ABD Kara Kuvvetleri bu görevi ağırlıklı olarak kolordu ve harekât alanı ordusu seviyesinde yürütmeyi öngörüyor. İkinci unsur: Derin darbe İkinci unsur, düşmanın muharebe gücünü yakın temasa girmeden önce zayıflatmayı hedefliyor. Uzun menzilli füzeler, hassas güdümlü mühimmat, insansız hava araçları ve elektronik harp sistemleri bu yaklaşımın temel araçları. Hedefler arasında düşmanın komuta merkezleri, hava savunma sistemleri, füze rampaları, lojistik tesisleri ve ihtiyat kuvvetleri bulunuyor. Bu yaklaşımın tarihsel kökleri 1980'lerin Hava Kara Muharebesi (AirLand Battle) doktrinine kadar uzanıyor. Ancak günümüzde sensörlerin yaygınlaşması, yapay zekâ destekli hedef tespiti ve düşük maliyetli insansız sistemler derin darbenin kapsamını genişletiyor. Belgede Ukrayna'nın Haziran 2025'te Rus stratejik bombardıman uçaklarına yönelik gerçekleştirdiği Örümcek Ağı Harekâtı örnek gösteriliyor. Buradaki önemli değişim, çok pahalı silah sistemlerine dayanan ateş gücünün daha ucuz ve kitlesel olarak kullanılabilen sistemlerle desteklenmesidir. Modern savaşta isabet kadar mühimmat miktarı ve saldırıların sürekliliği de önem kazanıyor. Üçüncü unsur: Yakın muharebe Belgenin belki de en dikkat çekici bölümü yakın muharebeye ayrılmış. ABD Kara Kuvvetleri, Ukrayna savaşından hareketle önemli bir sonuca ulaşıyor: Uzun menzilli ateşler düşmanı yıpratabilir, ancak araziyi ele geçirip elde tutamaz. Bu görev hâlâ kara kuvvetlerine ait. Ukrayna'da insansız hava araçlarının yaygınlaşması ve muharebe sahasının sürekli gözetlenmesi, büyük birliklerin manevrasını güçleştirdi. Bazı değerlendirmelerde bu gelişme, kara manevrasının önemini kaybettiği şeklinde yorumlandı. Amerikan ordusu bu görüşe katılmıyor. Belgeye göre sorun manevranın geçerliliğini kaybetmesi değil, manevra için gerekli koşulların oluşturulmasının zorlaşmasıdır. Bunun için birliklerin dağınık tertiplenmesi, gizlenmesi, aldatma uygulaması ve düşmanın keşif sistemlerinin etkisizleştirilmesi gerekiyor. Yakın muharebe, birleşik silah harekâtıyla düşmanın yenilmesini, arazinin ele geçirilmesini ve kontrolün sürdürülmesini sağlayacak. Dolayısıyla teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, savaşın sonucunu belirleyen temel unsurlardan biri insan ve kara kuvvetlerinin fiziksel varlığı olmaya devam ediyor. Dördüncü unsur: Sürdürülebilirlik Dördüncü unsur, belgenin stratejik bakımdan en önemli yönlerinden
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments