Odunpazarı Modern Müze, Eskişehir’in tarihî Odunpazarı evlerinin arasında yer alıyor. Odunpazarı Modern Müze, Türkiye’den ve dünyadan modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği bir müze. Müzenin yapısı, dünyaca ünlü mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates (KKAA) tarafından tasarlanıp Eskişehirli mimar ve koleksiyoner Erol Tabanca tarafından yaşama geçirildi. Değerli okuyucular, bu yazımda Eskişehir Odunpazarı seyahatim sırasında gezdiğim, bende iz bırakan Odunpazarı Modern Müze’den bahsedeceğim. Odunpazarı evleri arasında yer alan müzenin mimarisi ve müzede bulunan, kültürel mirasımızı yansıtan eserler beni oldukça etkiledi. Müzenin beni etkileyen unsurlarından biri de müzenin benimsediği sürdürülebilirlik uygulamaları. Aynı sürdürülebilirlik uygulamaları OMM INN otelinde de bulunuyor. İz bırakan eserler Odunpazarı Modern Müze’de birbirinden değerli sanatçıların eserleri sergileniyor. Ben bu yazımda bende iz bırakan bazı eserlerden bahsedeceğim. Sanat eserleri, farklı kişilerde farklı izlenimlere neden olabilir. Müzede bende iz bırakan eserler, Japon sanatçı Tanabe Chikuunsai IV’ün “İsimsiz” eseri, Alican Leblebici’nin “Anne Beni Kucağında Sakla” eseri ve Hüseyin Aksoy’un “Bir Uygarlık İnşası Üzerine” eseri. Japon sanatçı Tanabe’nin İsimsiz adlı eseri İsimsiz (Tanabe Chikuunsai IV) Müzenin en dikkat çekici eserlerinden biri, Japonya’nın en tanınmış bambu sanatçısı ailelerinden birinin 4. kuşağından olan Tanabe’nin üç boyutlu eseri. Japon sanatçı, üç boyutlu ve mekâna özgü olan çalışmalarıyla tanınıyor. Sanatçıya aileden gelen zanaatkârlık mirası, akademik heykel eğitimi ile zenginleşmiş. Sanatçı, geleneksel bambuları çağdaş bir anlayış ile yorumluyor. İnsanların doğa ile ilişkisini sorgulayan sanatçı, Odunpazarı Modern Müze için tasarladığı eserinde doğada bulunan 5 ana unsuru tema olarak kullanmış: insan, su, ateş, hava ve toprak. Üç boyutlu olan eser, farklı açılardan da çok etkileyici gözüküyor. Sanatçının heykelleri, yüzlerce yıllık Japon kültürünün inceliklerini yansıtır. Alican Leblebici’nin Anne Beni Kucağında Sakla eseri Anne Beni Kucağında Sakla (Alican Leblebici) Eserin adı da görüntüsü de oldukça etkileyici. Alican Leblebici, kimlik, güç, beden kavramları üzerine yoğunlaşan bir sanatçı. Sanatçı eserlerinde kırılganlık ile güç, güzellik ile rahatsızlık, savunma ile tehdit, görünürlük ile gizlenmişlik arasındaki sınırları ele alıyor. “Anne Beni Kucağında Sakla” eseri ile sanatçı, geniş bir deniz manzarası karşısında yer alan bir aile ile aidiyet, korunma ve göç kavramlarını yansıtıyor. Günümüzde çok çeşitli nedenlerle göç eden ve ailelerini zorlu şartlarda koruyabilmek için mücadele eden aileler ve ailelerin yaşadığı acılar adeta bu eser ile hayat bulmuş. Kayalıkların sert görüntüsü ve denizin dalgaları, sığınma arayışı ve zor şartların oluşturduğu gerilimi yansıtıyor. Ufka uzanan manzara ise umudu, yeni başlangıçları ve geride kalan aidiyet duygusunu simgeliyor. Eser, ailenin kutsallığı ve koruyucu gücünü yer değiştirmenin getirdiği zorluklarla birleştiriyor. Hüseyin Aksoy’un Bir Uygarlık İnşası Üzerine eseri Bir Uygarlık İnşası Üzerine (Hüseyin Aksoy) Mardin doğumlu olan sanatçı, arkeoloji, şiir ve mitolojiden beslenen çok katmanlı pratiğini resim, video ve enstalasyon gibi farklı mecralar ile buluşturuyor. Eserleri, yerlerin ve mekânların taşıdığı belleği görünür kılıyor. Sanatçının bu eserinde basamaklı yapılar ve üst üste yerleşen mimari formlar bulunuyor. Eser, bir uygarlığın zaman içinde birikerek oluşan kimliğini yansıtıyor. Sanatçının oluşturduğu basamaklı düzen, Mezopotamya’da bulunan ziggurat yapılarının anıtsal kurgusuna da referans veriyor. Ayrıca eser, uygarlık fikrinin kırılganlığını, zenginliğini ve geçiciliğini de vurguluyor. Hüseyin Aksoy’un Kök ve Kabuk eserleri Kök, 2024 ve Kabuk XVI, 2025 (Hüseyin Aksoy) Mardin doğumlu Hüseyin Aksoy’un çalışmaları, yerlerin ve mekânların taşıdığı belleği görünür kılıyor. Sanatçının “Kabuk” eserinde bitkiler, taşlar, kemikler, geçmişin günümüze kadar ulaşan parçaları olarak bir araya geliyor. Bu kalıntıları sanatçı sadece arkeolojik nesneler olarak değil, belleği taşıyan kabuklar olarak ele alıyor. Yüzyıllarca yaşayan bazı bitkiler, tarihe tanıklık ediyor. Harabeler ve mezarlıklarda yetişen üzerlik otu, yaşamın izlerini geçmişten günümüze kadar taşıyan doğal bir tanık niteliğinde. Sürdürülebilirlik yaklaşımı Yaşanan iklim krizi ve çevre sorunları ile mücadele edebilmek için Odunpazarı Modern Müze de sürdürülebilirlik yaklaşımını temel alan uygulamaları benimsiyor. Gezegene karşı sorumluluğu olduğunu düşünen Odunpazarı Modern Müze, sürdürülebilirlik anlayışını temel alarak bu kapsamda eğitim programları geliştirdi. Eğitim programları, kaynakları etkin kullanma, atık yönetimi, sorumlu tüketim (bilinçli satın alma) ve beslenme alışkanlıkları gibi konuları içeriyor. Müzede çocuklar ve gençlere yönelik çevrimiçi atölyeler de düzenleniyor. Bu atölyeler kapsamında iklim krizi ve insana düşen sorumluluklar ele alınıyor. Ayrıca müzenin eğitim depar
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments