Sudan'ın başkenti Hartum'da, kentin insanlar ve kent dokusunda derin izler bırakan çatışmaların ardından yeniden eski ritmine kavuşmaya çalıştığı bir dönemde, kilise liderleri ile temsilcileri, geçtiğimiz cumartesi günü Sudan için dua etmek üzere bir araya geldi. Kayıp duygusunun daha güvenli ve istikrarlı bir yaşama dönüş umuduyla iç içe geçtiği buluşmada, Sudan'daki kiliselerin barış ve kriz dönemlerinde toplumla yakın dini ve sosyal bağlarını sürdürdüğü vurgulandı. Sudan Kiliseler Konseyi tarafından Hartum Uluslararası Fuarı'nda ‘Tek yürek olalım, Sudan için birlikte dua edelim' sloganıyla düzenlenen etkinliğe, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve yardımcısı Malik Agar'ın yanı sıra farklı kiliselerden din adamları, liderler ve temsilciler katıldı. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Barış çağrısı yapan dini girişimler başkentle sınırlı kalmadı. Nuba Dağları bölgesinden Hristiyan ve Müslüman din adamları da geçtiğimiz salı günü Sudan'ın güneyindeki Yida bölgesinde yayımladıkları ortak bildiride çatışmaların sona erdirilmesi ve sorunun çözümü için diyaloğa girilmesi çağrısında bulundu. "Tek toplum, tek halk: Barış ve uzlaşı için birleşiyoruz" sloganıyla yapılan açıklamada, savaşın siviller üzerindeki doğrudan etkilerine dikkat çekildi. Çatışmaların siviller açısından can kayıpları, mülklerin tahrip edilmesi, yerinden edilme, yağma ve psikolojik travmalar gibi sonuçlar doğurduğu belirtilirken, toplumsal bölünmelerin derinleşmesi ve yerel topluluklar arasındaki ilişkilerin zarar görmesine ilişkin endişeler de dile getirildi. Din adamları, çatışmanın taraflarına saldırıları ve nefret söylemlerini durdurma, itidal gösterme ve diyaloğa gerçek bir fırsat verme çağrısında bulundu. Ayrıca geleneksel otoriteler, kadınlar, gençler, sivil toplum ile siyasi ve dini liderlerden uzlaşı sürecine katkı sunmaları istendi. Açıklamada, barış ve bir arada yaşamanın mümkün olduğu belirtilerek, Hristiyan ve Müslüman toplulukların daha güvenli ve daha bütünleşmiş bir gelecek için çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi. Kilise liderleri ve temsilcileri Sudan için dua etmek üzere bir araya geldi / Fotoğraf: Independent Arabia-Hasan Hamid Köklü bir varlık Sudan'da Hristiyanlığın kökleri, Mısır ve Nil Vadisi üzerinden Nübye krallıklarına ulaştığı milattan sonraki ilk yüzyıllara kadar uzanıyor. Hristiyanlık, MS 6. yüzyılda Nobatya, Makurra ve Aloa'da kurumsal bir yapı kazanarak daha da kökleşti. Bu krallıklar, kendilerine özgü kilise, sanat ve mimari gelenekleriyle Hristiyanlığın önemli merkezleri haline geldi ve kilise teşkilatı bakımından İskenderiye'ye bağlandı. Hristiyanlık, siyasi dönüşümler ve İslam'ın yayılmasıyla etkisinin giderek azalmasından önce, yüzyıllar boyunca Nübye'de varlığını sürdürdü. Kıptilerin Sudan'daki varlığı ise erken dönemlerden itibaren rahipler ve tüccarlar ile Mısır ve Avrupa'daki kiliselerle kurulan ilişkiler üzerinden gelişti. Bu varlık, 19'uncu yüzyılda Türk-Mısır yönetimi döneminde, Mısırlı memur, tüccar ve zanaatkarların Sudan'a göç etmesiyle belirgin şekilde arttı. Bunların önemli bir bölümü Hartum, Vad Medeni, el-Ubeyd ve Port Sudan gibi kentlere yerleşerek dini, eğitim ve sosyal kurumlar kurdu. Nesiller boyunca Sudan'da doğup büyüyen Kıptiler, ülkenin ekonomik ve sivil hayatına da dahil oldu. Böylece Kıpti varlığı zamanla dışarıdan gelen bir topluluktan, kendi kurumları ve sosyal ağları bulunan yerleşik bir Sudan unsuruna dönüştü. 19. yüzyılın sonları ile 20'nci yüzyılın başlarında Katolik, Anglikan ve Protestan misyonerler de Sudan'ın güney bölgelerine girerek okullar, hastaneler ve misyonerlik merkezleri kurdu. Bu faaliyetler, yerel kiliselerin ve dini liderlerin ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Kilise yapısı içerisinde Katolikler, Anglikanlar ve Presbiteryenlerin yanı sıra çeşitli Afrika kiliseleri ve diğer Evanjelik topluluklar da yer aldı. Kiliseye bağlı kurumlar Nuba Dağları ve diğer bölgelerde de faaliyetlerini sürdürdü. 2011'de Güney Sudan'ın bağımsızlığını ilan etmesinden önce siyasi sınırlar, daha sonraki dönemde olduğu gibi kilise topluluklarını birbirinden ayırmıyordu. Hartum ve kuzeydeki kentlerin kiliseleri, çok sayıda Güney Sudanlı yerleşimci ve yerinden edilmiş kişiyi kabul ediyordu. Bu kurumlar dini işlevlerinin yanı sıra eğitim, dayanışma ve toplumsal bağların korunması açısından da önemli birer alan oluşturuyordu. Bağımsızlığın ardından kiliseler, kurumlarını sınırın her iki tarafında yeniden yapılandırdı. Sudan'daki Hristiyanlık tarihi ise din, göç, ticaret ile siyasi ve toplumsal dönüşümler arasındaki yüzyıllara yayılan etkileşimin yanı sıra, dini toplulukların büyük değişimler karşısında kendi varlıklarını yeniden şekillendirme kapasitesine de tanıklık etti. Kiliseler eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler alanlarında iz bıraktı. Kiliselere bağlı okullar ve tesisler de modern Sudan kentlerinin tarihinin ve sivil toplum yapısının oluşumunun bir parçası haline geldi. Durumdaki değişiklikler İnsan hakları avu
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments