Şerbil Berakat , uluslararası ilişkiler, küresel siyaset ve Ortadoğu jeopolitiği üzerine analizler kaleme alan bir yazar ve analisttir. Özellikle Çin 'in dış politikası, Ortadoğu'daki güç dengeleri, Körfez ülkelerinin stratejileri ve bölgesel çatışmaların küresel ekonomiye etkileri üzerine odaklanmaktadır. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Makaleleri ve analizleri Independent Türkçe ve Arap coğrafyasının prestijli yayın organlarından Şarku'l Avsat gibi platformlarda düzenli olarak yayımlanan yazar, son olarak Çin Devlet Başkanı Şi Cinping 'in Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile 2 Eylül 2026 tarihli görüşmesine ilişkin değerlendirmesini Londra merkezli Al Majalla dergisinin 7 Eylül 2026 tarihli nüshasında paylaşmıştır. Özetleyerek aktaracağız. Ortadoğu, Körfez ve Afrika ülkelerini etkileyen Kahire buluşması "Şi'nin Kahire ziyareti, Mısır-Çin ilişkilerinin çok ötesinde geçen gelişmelere işaret etmektedir. Nitekim Mısır Başkanı A. Sisi, Çinli misafirini havaalanından uğurladıktan hemen sonra Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı aradı. Sisi ile M. Bin Selman'ın teması zamanlama ve muhteva bakımından özel bir önem arz etmektedir. Her iki lider, bölgenin güvenliği ve Suudi-Mısır arasındaki koordinasyon üzerinde durdular. Başkent Kahire'de ziyaret sırasında bölgesel güvenliğe dair görüşler 'Ortadoğu'da yeni bir ortak ve daimi güvenlik inşasının dört öneri temelinde' formüle edilmesini öngörmektedir. Bu dört temel öneri, Çin Devlet Başkanı tarafından şöyle dile getiriliyordu: 1- Dışarıdan hiçbir müdahale olmadan bölge devletlerinin sorumluluğunda bir güvenlik inşası olmalı. 2- Merkezinde Filistin Meselesi olması kaydıyla bölgesel krizler kapsamlı şekilde çözülebilmeli. 3- Güvenliğin kalkınma faaliyetiyle irtibatlandırılıp müşterek ekonomik çıkarlar çerçevesinde inşası sağlanmalı. Güvenlik meselesi deniz yolları ve boğazların himayesiyle birlikte ele alınmalı. 4- İlgili uluslararası yasaların belirlediği şekilde ve Birleşmiş Milletler teşkilatını güçlendirecek biçimde seyrüseferler güvenceye alınmalı. Şi Cinping'in Kahire'den ayrılmasının ardından Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ülkesinin Körfez bölgesinin güvenliği hususunda oynadığı role değinerek şöyle dedi: 'Bölgenin güvenliği hakkında Çin, uzun erimli bir barış ve istikrarı temin edecek çözüm önerisinin sahibidir!' Çin Devlet Başkanı Şi, görkemli bir törenle karşılandı, Kahire / Fotoğraf: AFP 4 yeni gelişme göstergesi Çin'in bölgedeki güvenlik ve siyaset alanındaki düzenlemelere etkisi giderek daha fazla belirgin hale gelmekte ve bu da bölgesel ölçekte harekete geçmek için uygun bir ortam-iklim yaratmaktadır. Yeni değişim ve dönüşümün dört önemli göstergesi bulunmaktadır: 1- Çin, gelişmiş J-16 ağır savaş uçaklarını ilk kez Mısır'a konuşlandırdı. Mısır ordusunun elindeki Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarıyla birlikte ağustos ortası ile eylül başı arasında Akdeniz'de gerçekleşen "Medeniyet Kartalları 2026" ortak tatbikatı icra edildi. Ortak tatbikatın birincisi Nisan-Mayıs 2025'te düzenlenmişti. Bu ikincisinde ise işbirliği ve tatbikat ölçeği daha da genişledi. İlaveten Huawei şirketinin yapay zekâ merkezlerinden birinin Mısır'da kurulması kararlaştırıldı. Teorik açıdan olsa bile Çin, Amerikan etkisinin Ortadoğu bölgesindeki en büyük kozu sayılan gelişmiş teknolojik ve silahlara alternatif şeyler üretmektedir. Çin, bilhassa yapay zekâ ve Entegre Devre (diğer adıyla tümdevre) konusunda çok ileri adımlar atmaktadır. Başka deyişle "Tümleşik Devre" şu demektir: Elektronik devre elemanlarının genellikle silisyum gibi yarı iletken maddeler üzerine tasarlanarak tek bir çip üzerinde birleştirildiği elektronik bir yapı birimi. 2- Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) Kırgızistan'daki son toplantısında Çin lideri Şi ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasındaki geçici ve biraz da soğuk temas gözden kaçmadı. Çünkü Çin, gerek Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımının engellenmesi hem de Suudi Arabistan ile İran arasındaki ihtilaf nedeniyle İran'a daha mesafeli durmaktadır. Bu da Çin'in sadece İran'ın maslahatını değil, bölgedeki bütün ülkelerin menfaatini gözeterek Tahran yönetiminin Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına karşı çıkması demektir. Bu durum Çin'in çatışan taraflardan birinin yanında yer aldığı anlamına gelmiyor; tersine, hakkı ve hakikati savunma adına ABD'nin İran'a yönelik ambargosuna ve yaptırımlarına da karşı çıkabiliyor. Özetle, Tahran yönetiminin yapıp ettiklerinin Pekin'in çıkarlarına zarar vermesini önlemek için İran ile ilişkilerini disiplin altına alıyor. 3- Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, Çin'in başını çektiği ŞİÖ'ye tam üye olacağını açıkladı. Bu da ŞİÖ'nün Ortadoğu bölgesinde daha fazla genişlemesiyle birlikte Çin'in nüfuzunun daha etkili olması anlamına geliyor. 4- Şi'nin Kahire ziyaretinin ardından Katar Dışişleri Bakanı'nın Pekin'i ziyaret etmesinden sonra bu ülke de Çin'e doğru bir adım ileri atmaya başladı. Körfez ülkeleri de ABD ile ittifaklarının önemini kavramakla birlikte bu
Şerbil Berakat , uluslararası ilişkiler, küresel siyaset ve Ortadoğu jeopolitiği üzerine analizler kaleme alan bir yazar ve analisttir. Özellikle Çin 'in dış politikası, Ortadoğu'daki güç dengeleri, Körfez ülkelerinin stratejileri ve bölgesel çatışmaların küresel ekonomiye etkileri üzerine odaklanmaktadır.
This is an excerpt. Copyright belongs to the source; the full story is published on their site.
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments