Hepimiz yürüyoruz. Sabah evden çıkıp okula ya da işe, işten markete, marketten eve. Çoğu zaman yürüdüğümüzü fark etmeden, adımlarımızı saymadan, nereye bastığımıza bakmadan. Yürümek, hayatımızın en sıradan eylemi. Belki de bu yüzden üzerine pek düşünmüyoruz. Sinan Özdemir’in 160. Kilometre’den çıkan Köpek Şapkalı Adam’ını okurken ben de kendi yürüyüşlerimi düşündüm. Kaç kez bir sokağın sonuna vardığımda […]
Read the full story at the source
This story was published by Edebiyat Burada.
Comments