Your cookie preferences
We use necessary cookies for your session and preferences. You can optionally allow usage measurement and advertising cookies too. Privacy policy
Şişli'de bir ev ile 2 araca düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 51 kilogram kriztalize şekilde, 162 kilogram sıvı şekilde toplam 213 kilogram metamfetamin ele geçirildi. Operasyonda İran ve Irak uyruklu
Read the full story at the source
This story was published by Sabah Yaşam.
See other sources covering this event →
Yüksek petrol fiyatları, toparlanan ihracat ve finansal tamponlar, savaşa rağmen Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin kredi notlarını destekliyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Sabah yazarı Yavuz Donat’a yaptığı açıklamada, çözüm sürecine ve Meclis’te kabul edilen çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin kasım ayı sonuna kadar sonuçlanmasını beklediklerini belirten Yıldız, yasal düzenlemenin ardından cezaevlerinde bulunan ve kapsam dahilinde olan kişiler için işlemlerin başlayacağını ifade etti. Meclis’te süreçle ilgili çerçeve yasaya verilen 467 kabul oyunu önemli bir gelişme olarak değerlendiren Yıldız, bu sonucun çözüm iradesini ve milli iradeyi yansıttığını savundu. Yıldız, düzenlemeden yaklaşık 2 bin 800 kişinin yararlanabileceğini öne sürerken, 1984’ten bu yana örgütün kurucu kadrosunda yer alanlar ile yaklaşık 230 üst düzey yöneticinin kapsam dışında tutulacağını söyledi. “Kürtler bizim öz akrabalarımız” Türkiye’deki çatışmalı süreci “emperyalizmin senaryosu” olarak nitelendiren Yıldız, Kürtlerle Türkler arasındaki tarihsel ve toplumsal bağlara dikkat çekti. Suriye, İran, Irak ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kürtlerin Türkiye açısından akraba olduğunu belirten Yıldız, bin yıllık kardeşlik ilişkisine vurgu yaptı. Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda birlikte mücadele edildiğini, toplumlar arasında uzun yıllara dayanan komşuluk ve akrabalık ilişkileri bulunduğunu ifade etti. Yıldız, Türkiye’yi yıllardır etkileyen çatışmalı sürecin toplumları birbirine düşürmeyi amaçlayan bir senaryonun parçası olduğunu savunarak, sürecin sonunda çatışmaların sona ermesini beklediklerini söyledi. “Anayasa’nın ilk dört maddesi değiştirilemez” Meclis’te 21 toplantı yapıldığını ve her toplantının yaklaşık sekiz saat sürdüğünü aktaran Yıldız, farklı kesimlerden temsilcilerin dinlendiğini belirtti. Şehit aileleri, gaziler, sivil toplum örgütleri, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, akademisyenler, iş insanları ve dernek temsilcilerinin toplantılara davet edildiğini kaydetti. Yıldız, Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini vurguladı. Meclis’teki görüşmelerde bu konunun defalarca gündeme geldiğini belirten Yıldız, 467 oyla kabul edilen çerçeve yasayı geniş bir siyasi mutabakatın göstergesi olarak değerlendirdi. Yayman: “Bu bir devlet ve millet politikası” AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman da Yavuz Donat’a yaptığı açıklamada, sürece yönelik kamuoyu desteğine dikkat çekti. Yayman, eylül ayında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında desteğin yüzde 73,4 olarak ölçüldüğünü belirterek, Meclis’teki 467 kabul oyunun sürecin güvencesi olduğunu savundu. Silahların bırakılması ve mağaraların boşaltılması çağrısını yineleyen Yayman, sürecin ayrıntılarının kamuoyu önünde tartışılmasını doğru bulmadıklarını söyledi. “Bu işler konuşarak yapılan işler değil, susarak yapılan işler” diyen Yayman, sürecin bir devlet ve millet politikası olduğunu ifade etti. Meclis’teki geniş kabulün siyasi aktörlere sorumluluk yüklediğini belirten Yayman, “Hepimize düşen görev bu sorunu çözmek ve önümüze bakmaktır” sözleriyle sürecin ortak siyasi iradeyle yürütülmesi gerektiğini savundu. Sabah Feti Yıldız TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çözüm sürecinde kasım ayı sonuna kadar sonuç alınmasını beklediklerini belirterek, ardından yasal düzenleme kapsamına giren cezaevlerindeki kişiler için işlemlerin başlayacağını söyledi Pazartesi, Ekim 12, 2026 - 09:45 Main image: Fotoğraf: AA Siyaset Type: news SEO Title: MHP'li Feti Yıldız: Süreçte kasım sonuna kadar sonuç alınır copyright Independentturkish:
Su akıp yolunu buluyor. Ortak alfabe yolunda gelişmeler devam ediyor. Özbekistan'da Meclis tarafından kabul edilen ‘Latin yazısına dayalı Özbek alfabesinin düzenlenmesi hakkında' kanun, 10 Eylül 2026 tarihinde senato tarafından da onaylanmıştır. 1993 yılından bu yana Özbekistan'ın kullandığı Latin alfabesindeki apostroflu simgeler (o', g') ve çift harfler (sh, ch), hem Türkçe hem de diğer Latin alfabesi kullanan Türk lehçeleriyle (Azerbaycan, Türkmenistan vb.) uyumsuzluk yaratıyor, metinler arası geçişi zorlaştırıyordu. Türkiye'deki bir okuyucu veya dil bilimci için ö, ğ, ş, ç harflerinin benimsenmesi, Türk lehçeleri arasındaki grafik (yazı) duvarını büyük ölçüde ortadan kaldıran en kritik eşiktir. Giriş: Konunun önemi ve okuma yöntemi Türk dilleri ailesi, coğrafi yayılımı, tarih derinliği ve barındırdığı milyonlarca konuşuruyla dünyanın en kadim ve köklü dil ailelerinden biridir. Oğuz, Kıpçak, Karluk (Güneydoğu), Sibirya ve Ogur olmak üzere başlıca kollara ayrılan bu devasa aile; Balkanlardan Anadolu'ya, İdil-Ural bölgesinden Kafkasya'ya, Orta Asya steplerinden Sibirya'nın içlerine, Doğu Türkistan'dan İran, Irak ve Suriye coğrafyalarına kadar uzanan muazzam bir coğrafi ekosisteme yayılmıştır. Asırlar boyunca bu coğrafyalarda yaşayan Türk toplulukları, siyasi olarak ayrı hanedanlıklar, beylikler veya devletler kurmuş olsalar bile, üst düzeyde ortak ya da bölgesel yazı dilleri (prestij normları) sayesinde birbirleriyle yazılı iletişim kurabilmiş, ortak bir medeniyet hafızasını ve entelektüel akıl havuzunu korumayı başarmışlardır. Karahanlı dönemindeki Hakaniye Türkçesi, Çağatay hanlıkları dönemindeki Çağatay Türkçesi ve Batı'da Osmanlı Türkçesi bu entegre ekosistemin en somut tarihî kanıtlarıdır. Ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazanan ve XX. yüzyıl boyunca derinleşerek kronikleşen jeopolitik süreçler, bu yazılı ortaklığı ve fonetik bütünlüğü ciddi biçimde zedelemiştir. Çarlık Rusyası'nın misyonerlik ve asimilasyon temelli idari müdahaleleri, Sovyetler Birliği'nin coğrafi sınırlandırma ve alfabe manipülasyonları, Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönemlerinde hayata geçirilen radikal alfabe ve dil reformları ile modern ulus-devlet inşasının zorunlulukları bir araya gelerek hem alfabe hem de kelime hazinesi düzeyinde derin kopuşlar yaratmıştır. Bugün bir Türkiye Türk'ü ile bir Kazak, Özbek, Kırgız veya İran'daki bir Azerbaycan Türk'ü günlük hayatta temel kelimelerle anlaşabilse de resmî yazışmalarda, bilimsel araştırmalarda, hukuk metinlerinde, felsefi tartışmalarda ve edebî üretimde ciddi anlamsal ve yapısal engellerle karşılaşmaktadır. Bu engellerin bir kısmı dillerin kendi tabii evrim süreçlerinden ve coğrafi mesafelerden kaynaklanırken çok büyük bir kısmı XX. yüzyılda devreye sokulan bilinçli kültürel mühendislik projelerinin sonucudur. Bu metin, konuyu ilk defa ele alan bir okuyucunun dahi başından sonuna kadar hiçbir tarihsel ve dilbilimsel boşluğa düşmeden takip edebilmesi amacıyla en ince ayrıntısına kadar yapılandırılmıştır. Her kavram teorik arka planıyla açıklanmış, her tarihsel olay kendi jeopolitik bağlamına oturtulmuş ve her stratejik öneri pratik uygulama sonuçlarıyla birlikte masaya yatırılmıştır. Amaç, kısır bir "kim haklı, kim haksız" tartışması yürütmek değil; tarihsel kırılmaları nesnel bir dille okumak, dilbilimsel gerçeklikleri teslim etmek, dijital çağın sunduğu teknik imkânları analiz etmek ve Türk dünyasının gelecekteki bütünleşme yollarını akılcı, gönüllü ve sürdürülebilir bir vizyonla çizmektir. Bölüm I: Tarihsel kökler, medeniyet havzası ve ortak yazı dili gelenekleri Modern dönemdeki bütünleşme çabaları sıfırdan üretilmiş suni projeler değil; Türk milletinin tarih boyunca tecrübe ettiği köklü bir yazı ve kültür dili geleneğinin doğal bir devamıdır. Tarih bize, farklı coğrafyalardaki Türk boylarının siyasi olarak ayrıldıklarında dahi üst düzey bir "üst edebî dil" etrafında nasıl buluştuğunu şu örneklerle göstermektedir: 1. Karahanlı dönemi ve "Hakaniye Türkçesi" (ilk ortak edebî dil) • Kuşatıcı dil anlayışı: İslamiyet'in kabulünden sonra Türkistan coğrafyasında (Kaşgar, Balasagun, Buhara ekseninde) gelişen Karahanlı Türkçesi (Hakaniye Türkçesi), Doğu ve Batı Türk ellerinin ortak edebî ve ilmî dili olma vasfı taşımıştır. • Medeniyet, tasavvufi müktesebat ve ortak kronikler: Karahanlı ve Çağatay dönemlerindeki ortak yazı dilinin arkasındaki en kudretli çimento, sadece dilsel kurallar değil; aynı zamanda İslam medeniyeti havzasının, Hoca Ahmed Yesevi ekolünün tasavvufi nefesinin ve yüzyıllar boyunca paylaşılan ortak hukuki/idari geleneklerin yarattığı medeniyet bilincidir. Kaşgarlı Mahmud'dan Raşidüddin'e, İbn Fadlan'dan Cüveyni'ye uzanan ortak tarih kaynaklarının ve kroniklerin ruhu, Türk milletinin ortak hafızasını besleyen en temel dayanaklardır. Osmanlı coğrafyası ile Türkistan coğrafyası, aslında aynı kökten beslenen ama farklı kollara ayrılan büyük bir nehir yatağıdır. • Tarihî eserler: Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig 'i, Kaşgarlı Mahmud'un Divânü Lügati't-Türk
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'a karşı başlatılan savaşla ilişkili olarak hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısını 21'e yükseltti.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'a karşı başlatılan savaşla ilişkili olarak hayatını kaybeden ABD askerlerinin sayısını 21'e yükseltti.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'a karşı saldırılarda hayatını kaybeden Amerikan askeri sayısının bildirilenden daha yüksek olduğunu kabul etti ve resmi sayıyı 21'e yükseltti.

Comments