Devletler arasındaki rekabetin maliyeti çoğu zaman savunma bütçeleri, silah sistemleri ve askeri operasyonlar üzerinden hesaplanıyor. Oysa günümüz güvenlik ortamında tehdidin ekonomik faturası çok daha geniş bir alana yayılıyor. Bir siber saldırının durdurulması için harcanan para, bir şirketin üretiminin kesintiye uğraması, kritik altyapının korunması için yapılan yatırımlar veya bir sabotajın ardından yürütülen polis operasyonları da güvenliğin maliyet hanesine yazılıyor. İngiltere'de yayımlanan yeni bir çalışma bu maliyeti “Putin vergisi” olarak adlandırıyor. Royal United Services Institute'un (RUSI) 7 Ekim tarihli analizinde, Rusya'nın İngiltere'ye yönelik düşmanca faaliyetlerinin ülkeye yıllık yaklaşık 2 ile 2,5 milyar sterlin arasında bir yük getirebileceği hesaplanıyor. Rakam kesin bir ekonomik bilanço olarak sunulmuyor. Araştırmacılar bunun başlangıç niteliğinde bir tahmin olduğunu özellikle vurguluyor. Peki bu hesaplama neden önemli? İngiltere Rusya'ya uyguladığı yaptırımların maliyetini hesaplıyorsa, Rusya'nın İngiltere'ye çıkardığı faturayı neden aynı sistematikle hesaplamıyor? Savaşın görünmeyen faturası Rusya'nın İngiltere üzerindeki etkisi Ukrayna'daki savaşla sınırlı değil. Siber saldırılar, sabotajlar, kritik altyapıya yönelik tehditler ve insansız hava araçlarıyla bağlantılı olaylar İngiliz ekonomisi ve kamu kaynakları üzerinde doğrudan sonuçlar yaratıyor. Örneğin 2024'te Londra'nın Leyton bölgesinde gerçekleştirilen ve Rusya tarafından yönlendirildiği belirtilen kundaklama eyleminin fiziksel zararı yaklaşık 1 milyon sterlin olarak hesaplandı. RAF Lakenheath çevresindeki 2024 tarihli insansız hava aracı faaliyetleri sonrasında yürütülen polis soruşturmasının maliyeti ise 600 bin sterlini aştı. Bu rakamlar tek başına büyük görünmeyebilir. Asıl mesele, doğrudan zararın çevresinde oluşan ikinci ve üçüncü halkalardır. Bir şirketin bilgisayar sistemine yönelik saldırı üretimi durdurabilir. Tedarikçiler bundan etkilenebilir. Müşteriler ürün alamayabilir. Sigorta maliyetleri yükselebilir. Devlet soruşturma yürütmek ve güvenlik tedbirlerini artırmak zorunda kalabilir. Jaguar Land Rover'a yönelik siber saldırı bunun çarpıcı örneklerinden biri. Cyber Monitoring Centre, saldırının İngiltere ekonomisine maliyetini yaklaşık 1,9 milyar sterlin olarak hesapladı. Buradaki önemli nokta, saldırının faturasının doğrudan hedef alınan şirketin bilançosunda kalmamasıdır. Ekonomik sistem birbirine bağlı olduğu için zarar tedarikçilere, çalışanlara ve müşterilere doğru yayılıyor. “Alt eşik” savaşın faturası Burada daha önemli bir sorun ortaya çıkıyor. Batılı ülkeler Rusya'nın siber saldırılarını ve sabotaj faaliyetlerini çoğu zaman “hibrit tehdit”, “gri bölge” veya “eşik altı faaliyet” gibi kavramlarla tanımlıyor. Bu kavramlar tehdidin niteliğini açıklamak açısından yararlı olabilir. Fakat ekonomik faturanın hesaplanmasını zorlaştırıyor. Üstelik Rusya kaynaklı her siber saldırının doğrudan Kremlin tarafından gerçekleştirildiğini söylemek de mümkün değil. Rusya'da faaliyet gösteren suç grupları ile devlet tarafından yönlendirilen operasyonları birbirinden ayırmak gerekiyor. Sorun burada başlıyor. Mevcut veriler Rusya kaynaklı saldırılar ile diğer devletlerin faaliyetlerini her zaman birbirinden ayırmıyor. Böylece tehdit ölçülebiliyor. Ekonomik sonuç ise tam olarak ortaya konulamıyor. Bu durum modern savaşın temel özelliklerinden birini gösteriyor. Savaş ilan edilmeden de bir ülkenin ekonomisine maliyet yüklenebiliyor. Putin vergisi neyi değiştirir? “Putin vergisi” kavramının asıl önemi, Rusya'nın İngiltere'ye verdiği zararı yeni bir güvenlik göstergesine dönüştürme potansiyelinde yatıyor. Londra bugüne kadar Rusya'ya yönelik yaptırımların etkisini, Rus ekonomisine ve savaş kapasitesine verdiği zarar üzerinden tartıştı. Peki tersinden bakıldığında ne görülüyor? İngiltere'nin Rusya ile rekabetinin kendi ekonomisine yüklediği maliyet de hesaplanmalı. Bu yaklaşım savunma harcamalarının gerekçelendirilmesini de değiştirebilir. Bir güvenlik yatırımının değeri sadece satın alınan füze, radar veya siber güvenlik sisteminin fiyatıyla ölçülemez. O yatırım yapılmadığında ortaya çıkabilecek ekonomik kaybın da hesaba katılması gerekir. Başka bir ifadeyle, güvenliğe harcanan para bir maliyet olduğu kadar önlenmiş bir zararın karşılığıdır. İngiliz hükümeti açısından bundan sonra yapılması gereken, Rusya kaynaklı ekonomik kayıpları düzenli biçimde ölçmek olacaktır. RUSI bunun için hükümet içinde sorumlu bir birim oluşturulmasını, Hazine'nin yöntemin geliştirilmesine katılmasını ve her yıl kamuoyuna açık bir değerlendirme yayımlanmasını öneriyor. Güvenlik artık ekonominin içinde “Ekonomik güvenlik ulusal güvenliktir” ifadesi son yıllarda Batı'nın güvenlik söyleminin önemli kavramlarından biri haline geldi. Fakat bu kavramın gerçek anlamı, ekonominin güvenlikten ayrı düşünülemeyeceğinin kabul edilmesiyle ortaya çıkıyor. İngiltere'nin yaşadığı deneyim bunu açık biçimde gösteriyor. Bir siber saldırı, savunma bakanlığının problemi olar
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments