Değerli Independent Türkçe okuyucuları, Geçen günlerde Ankara'da Malezya Millî Günü vesilesiyle düzenlenen resepsiyona katıldım. Millî Savunma Bakanı seviyesinde katılım olan "Malezya Günü" bizlere Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkilerin ulaştığı seviyeyi bir kez daha hatırlattı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in resepsiyona katılması, iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinin giderek daha görünür hale geldiğinin önemli bir göstergesiydi. Ancak Türkiye-Malezya ilişkilerini yalnızca savunma işbirliği üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Bugün iki ülkenin birbirine sunduğu fırsatlar; ticaretten teknolojiye, elektronik sanayisinden lojistiğe, savunma teknolojilerinden ASEAN üzerinden geliştirilebilecek çok taraflı ilişkilere kadar geniş bir alana yayılmaktadır. Daha önce bu köşede Malezya'nın Asya'nın önemli teknoloji ve finans merkezlerinden biri olduğuna ve Türkiye açısından taşıdığı ekonomik potansiyele değinmiştim. Bugün ise hızla değişen uluslararası ortam, bu ilişkiye jeopolitik bağlantısallık ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından da bakmayı gerekli kılıyor. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara'da düzenlenen Malezya Millî Günü resepsiyonunda / Fotoğraf: MSB ASEAN ile ilişkilerde yeni dönem Bu noktada 2026 yılında yaşanan önemli gelişmenin altını çizmek gerekiyor. Türkiye, 21 Temmuz 2026 tarihinde Manila'da gerçekleştirilen 59. ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı sırasında alınan kararla ASEAN'ın 12'nci Diyalog Ortağı oldu. Türkiye daha önce Sektörel Diyalog Ortağı statüsünde işbirliği yürütmekteydi. Yeni statü, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile kurumsal ilişkilerinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. ( Ministry of Foreign Affairs ) Bu gelişme aynı zamanda Türkiye'nin 2019 yılında ilan ettiği Yeniden Asya Girişimi ile de uyumludur. Girişim kapsamında ticaret, yatırım, ileri teknoloji, finans, savunma sanayii, ulaştırma, lojistik ve altyapı gibi alanlar öncelikli işbirliği başlıkları arasında sayılmaktadır. ( Ministry of Foreign Affairs ) Malezya ise Türkiye açısından bu yaklaşımın somutlaştırılabileceği ülkelerin başında geliyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Malezya'nın ASEAN içerisindeki ağırlığının yanı sıra küresel üretim ve teknoloji zincirleriyle güçlü biçimde bütünleşmiş olmasıdır. Elektronikte Malezya, savunma teknolojilerinde Türkiye Özellikle elektronik ve yarı iletken teknolojileri, iki ülke arasındaki işbirliğinin geleceği açısından özel önem taşıyor. Malezya Dış Ticaret Geliştirme Kurumu MATRADE verilerine göre elektrik ve elektronik ürünleri 2025 yılında ülkenin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 44 'ünü oluşturdu. Yarı iletken cihazları ve entegre devreler bu yapının merkezinde yer alıyor. ( MATRADE ) Türkiye ise savunma elektroniği, insansız sistemler, haberleşme teknolojileri, radar sistemleri, havacılık ve mühendislik alanlarında giderek daha güçlü bir üretim kapasitesi oluşturuyor. Bu iki kapasite birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Malezya'nın elektronik üretim ekosistemi ile Türkiye'nin savunma ve havacılık kapasitesi arasında kurulabilecek ortaklıkların yalnızca nihai ürün ticaretine değil; ortak üretim, komponent tedariki, teknoloji geliştirme, AR-GE ve üçüncü ülke pazarlarına erişim gibi alanlara yönelmesi önemlidir. Malezya Millî Günü resepsiyonuna Millî Savunma Bakanı seviyesinde gösterilen katılım da savunma ilişkilerinin daha geniş bir stratejik çerçevede ele alınabileceğine işaret ediyor. Elbette diplomatik bir resepsiyondan belirli bir savunma anlaşması sonucu çıkarmak doğru değildir; ancak mevcut siyasi ve kurumsal temaslar işbirliğinin gelişmesi açısından dikkat çekici bir zemin oluşturmaktadır. ( Treasury and Finance Turkey ) Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz, Ankara'daki Malezya Millî Günü resepsiyonunda / Fotoğraf: Independent Türkçe Ticaretin ötesinde ortak üretim Türkiye ile Malezya arasındaki ekonomik ilişkiler de önemli bir potansiyele sahip. İki ülke arasında 2015 yılından bu yana yürürlükte bulunan Serbest Ticaret Anlaşması ticari ilişkiler için önemli bir altyapı oluşturuyor. Mesele artık ticaret hacminden öte, ilişkinin yatırım, üretim ve teknoloji ortaklığına dönüştürülmesidir. Dolayısıyla daha fazla Türk ürününün Malezya pazarına ulaşmasının yanında karşılıklı yatırımların ve ortak üretim projelerinin artırılması da öncelikli olmalıdır. Hürmüz, Babülmendep ve bağlantısallığın önemi Son dönemde Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler ekonomik ilişkilerin arkasındaki jeopolitik gerçeği de yeniden hatırlatıyor: küresel ticaret yollarının kırılganlığı. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep yalnızca Orta Doğu'nun güvenlik meseleleri değildir. Bunlar Asya ile Avrupa arasındaki enerji ve ticaret akışlarının kritik düğüm noktalarıdır. Eylül 2026'daki gerilimler sırasında Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi geçişlerinde önemli düşüş yaşandı; aynı dönemde Babülmendep ve Kızıldeniz güzergâhındaki güvenlik sorunları da deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı artırdı. Reuters verilerine göre Hürmüz'den geçen ticari gemilerin sayısı savaş öncesindeki günlük seviyeleri
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments