Özet Türkiye’nin 2019’dan itibaren Libya’da yürüttüğü süreç, modern dönemin hibrit strateji uygulamalarına örnek teşkil etmektedir. Askerî ve istihbarat kapasitesinin politika desteği, işlemsel diplomasi, enerji politikası ve hukuki formlarla senkronize kullanımı; dengeli hareket, fırsat yaratma ve “durum değişikliği” odaklı bir yaklaşım üretmiştir. Bu makale, Libya’yı merkeze alarak Türkiye’nin hibrit başarısını detaylandırır; Suriye, Azerbaycan ve Somali uygulamalarıyla karşılaştırarak farklılıkları ve çıkarılan dersleri analiz eder. Enerji-hukuk bağı, 2019 deniz yetki mutabakatı ve 2026 Temsilciler Meclisi onayı üzerinden incelenir. Sonuç olarak Libya modeli, çok alanlı güç projeksiyonunun klasik zafer yerine stratejik konumlandırma üzerinden kurulabileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hibrit strateji, Libya, Türkiye, Doğu Akdeniz, Mavi Vatan, işlemsel diplomasi, durum değişikliği, enerji-hukuk bağı 1. Giriş 21. yüzyılın hibrit ve çok alanlı çatışma ortamında devletler, klasik askerî zafer kavramının ötesinde stratejik durum değişikliği, uzun vadeli konumlandırma ve çok araçlı güç projeksiyonu arayışına girmiştir. Türkiye’nin Libya süreci (özellikle 2019 sonrası), bu dönüşümün en belirgin örneklerinden birini oluşturur. Asker ve istihbarat kullanımı, savunma ve politika desteği, dengeli hareket, fırsat kovalama ve yaratma, işlemsel diplomasi, enerji politikası, Avrupa ülkeleriyle (İtalya başta) diyalog, doktriner-stratejik çalışma ve hukuki formda dikkatli davranış; birlikte hibrit, kararlı ve güven veren adımlar üretmiştir. Bu makalenin amacı, Libya’yı merkeze koyarak Türkiye’nin modern hibrit uygulamadaki başarısını bilimsel-akademik çerçevede genişletmek; Suriye, Azerbaycan ve Somali gibi diğer bölgesel uygulamaları farklılıkları işaret etmek ve ders çıkarmak için analiz etmektir. Çalışma, kronolojik katmanlama (hukuki temeller, askerî-hibrit müdahale, enerji entegrasyonu, dengeli diplomasi, doktriner sonuçlar) ve karşılaştırmalı tablolar üzerine kuruludur. ## 2. Libya sürecinin hibrit karakteri 2.1. Hukuki ve stratejik temeller 27 Kasım 2019’da Türkiye ile Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması ve Güvenlik ve Askerî İşbirliği Mutabakatları, sürecin hukuki omurgasını oluşturmuştur. Deniz yetki mutabakatı, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarını belirleyerek Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine şekillenen dengeyi değiştirmiş; Mavi Vatan doktrinine uluslararası antlaşma zemini kazandırmıştır. Anlaşma BM’ye tescil edilmiş, TBMM onayıyla iç hukuka girmiştir. 20 Ekim 2026’da Bingazi merkezli Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı oy birliğiyle onaylaması ve 2020 ret kararını iptal etmesi, hukuki bağın hem Batı hem Doğu Libya tarafından sahiplenildiğini göstermiştir. Bu, “Tek Libya” hedefinin hukuki ölçek değişimini temsil eder. 2.2. Askerî-istihbarat ve politika desteği 2020’de Hafter güçlerinin Trablus’a yönelik saldırısı karşısında Türkiye, İHA/SİHA (Bayraktar TB2 başta), danışmanlık, eğitim ve sınırlı askerî varlıkla denge kurmuştur. Misrata ve Vatiyye üsleri üzerinden yürütülen faaliyetler, meşru hükümetin çöküşünü önlemiş ve çatışmanın seyrini değiştirmiştir. MİT’in istihbarat diplomasisi ve MSB’nin askerî diplomasisi, askerî dengeyi siyasi sürece tahvil etmiştir. Bu senkronizasyon, “Askerî denge olmadan diplomasi kırılgan, diplomasi olmadan askerî denge sürdürülemez” ilkesinin pratik ifadesidir. 2.3. İşlemsel diplomasi ve denge Türkiye başlangıçta Trablus merkezli hareket etmiş, ancak 2023 sonrası Bingazi ile ilişkileri yeniden kurmuş, konsolosluk açmış, gemi ziyaretleri ve üst düzey temaslar (MİT Başkanı Kalın, Dışişleri Bakanı Fidan, Saddam Hafter ziyaretleri) gerçekleştirmiştir. Bu işlemsel diplomasi, parçalı güvenlik yapılarını “Tek Libya, Tek Ordu” hedefi altında buluşturmayı amaçlamıştır. İtalya gibi Avrupa ülkeleriyle diyalog, enerji ve istikrar bağlamında sürdürülmüştür. 3. Enerji ve hukuk bağının işleyişi 2019 deniz yetki mutabakatı, enerji faaliyetlerinin hukuki zeminini oluşturur. MEB kapsamında deniz tabanı ve altındaki hidrokarbon kaynakları üzerinde egemenlik hakları tanır. Anlaşma tek başına ruhsat vermez; ancak arama, işletme ve ortak kullanım için kapı açar. 2022 hidrokarbon işbirliği zemini ve Haziran 2025 TPAO-NOC mutabakatı (4 açık deniz alanında jeolojik-jeofizik çalışmalar ve yaklaşık 10.000 km 2D sismik) bu bağın pratikleşmesidir. TPAO’nun Libya’nın 17 yıl aradan sonraki ihalelerinde kara ve deniz bloklarında %40 payla yer alması, hukuki kazanımın ticari çıktıya dönüştüğünü gösterir. Hukuki sınırlandırma, Yunanistan’ın ada temelli maksimalist iddialarına karşı ana kara ve hakkaniyet ilkesini güçlendirir; çakışan alanlarda iş birliği imkânı öngörür. Askerî denge anlaşmayı korumuş, dengeli diplomasi (özellikle 2026 HoR onayı) onu konsolide etmiştir. Böylece enerji, siyasi ve güvenlik bağlarını derinleştiren çarpan etkisi yaratır. 4. Diğer bölgesel uygulamalarla karşılaştırma Libya modeli, Suriye, Azerbaycan ve Som
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments