Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne yaklaşırken küresel hükümetler ve uluslararası aktörler; “yeşil finansman”, “emisyon pazarlıkları” ve “teknolojik uyum” başlıklarında resmi diplomatik hazırlıklarını sürdürüyor. Ancak resmi programın hemen yanı başında, sivil toplumun ve halkların sesini yükselteceği “Halkların İklim Zirvesi”nde çok temel bir gerçeğin altı çiziliyor: İklim krizi esasen bir su krizidir ve su yönetimi yalnızca teknokratik masa başı kararlarıyla yürütülemez.
Read the full story at the source
This story was published by Cumhuriyet.
See other sources covering this event →
Türkiye, 920 Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi ile dünyaya ev sahipliği yapacak. Sıfır Atık vizyonu ve liderlerin katılımıyla küresel yol haritasının çizileceği dev buluşma için 26 bin kişilik güvenlik kalkanı, kapsamlı sağlık filosu ve özel geliştirilen 'COP31 Super APP' ile tüm hazırlıklar tamamlandı.
Avrupa genelinde hayat pahalılığı, eğitim bütçelerindeki kesintiler ve hükümet politikalarına karşı başlayan gösteriler birçok ülkeye yayıldı. Fransa'da öğrenciler yeniden sokaklara dönerken Almanya'da protestolar şiddet olaylarına sahne oldu. İtalya'da genel grev düzenlenirken Polonya'da yargı krizi protestoları beraberinde getirdi. Avrupa'da büyüyen toplumsal hareketlilik, hükümetler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Comments