Your cookie preferences
We use necessary cookies for your session and preferences. You can optionally allow usage measurement and advertising cookies too. Privacy policy
Rusya'nın devlet nükleer enerji şirketi Rosatom, İran'daki Buşehr Nükleer Santrali'nde inşaat çalışmalarını hızlandırmaya hazırlanıyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından yüzlerce çalışanını tahliye eden şirket, kasım ayında sahadaki personel sayısını 200'e çıkaracağını açıkladı.
Read the full story at the source
This story was published by Cumhuriyet.
See other sources covering this event →
Fransa Dışişleri Bakanı JeanNoel Barrot, İsrail, ABD, İran ve Rusya kaynaklı yabancı hareketlerin ülkesindeki eylemlerle ilgili görüntüleri ve yaşananları çarpıttığını söyledi.
1998 yılında, Taliban'ın kuzeydeki Mezar-ı Şerif şehrinde 10 İranlı diplomatı ve bir gazeteciyi öldürmesinin ardından İran güçleri Afganistan'ı işgal etmenin eşiğine gelmişti. Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, 11 Eylül 2001 saldırılarına kadar 1990'ların büyük bir bölümünde Pakistan destekli Taliban'a karşı bir vekalet savaşı yürüttü. Amerikalı diplomatlar, Süleymani'nin bizzat ABD'ye sahada kritik istihbarat ve operasyonel destek sağlayarak Taliban'ı devirmesine yardım ettiğini doğruladı. İran ve Taliban arasındaki düşmanlık, Washington ve İran Devrim Muhafızları'nın ortak bir düşmana karşı iş birliği yaptığı bir noktaya ulaşmıştı. Bugün, neredeyse otuz yıl sonra ise, denklem tersine döndü. İran, Taliban'ın en önde gelen askeri ve bölgesel müttefiki haline gelerek Pakistan'ı uzun süredir sahip olduğu etki konumundan uzaklaştırdı. Rusya ve Çin ise, Orta ve Güney Asya'daki Amerikan etkisine karşı koymak için Tahran-Kabil eksenine güveniyor. Amerika Birleşik Devletleri, ara dönem kongre seçimlerinin ardından İran'a karşı savaşını yeniden başlatmaya hazırlanırken, Tahran ve Taliban arasında gelişen ilişki, İran rejimine yeni bir stratejik derinlik sağlıyor. Taliban gibi Şii karşıtı bir İslamcı hareket, İran ile bu kadar yakın bir ittifaka nasıl girdi? Cevap, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık ve aynı zamanda Tahran ile el-Kaide arasındaki uzun süreli bağları da ortaya koyuyor. İran, Taliban'ın birincil müttefiki konumunu Pakistan'dan nasıl aldı? Yaklaşık olarak 2010 yılında, üst düzey Amerikalı komutanlar, İran'ı Afganistan'daki NATO güçlerine karşı Taliban isyanını desteklemekle suçlamaya başladılar. Pakistan hareketi kucaklamış, ona güvenli bir sığınak sağlamış ve koalisyon güçlerine karşı zaferine katkıda bulunmuş olsa da, hareket üzerindeki kontrolü giderek azalırken, İran hem Pakistan hem de Amerikan istihbaratına karşı manevralarda üstünlük kazandı. Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın onları en azından Afganistan arenasında kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı Süleymani ve Devrim Muhafızları tarafından desteklenen ve Taliban rejiminin devrilmesine neden olan ABD liderliğindeki işgalden kısa bir süre sonra, Tahran ve Washington arasında Afganistan'ın gelecekteki yönetimi konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı ve Süleymani ile ABD ordusu arasındaki iş birliğini baltaladı. Ancak, bu ortaklığın çöküşünde en önemli faktör Irak oldu. Orada da Süleymani, Amerikalıların Saddam Hüseyin'i devirmesine yardım etmişti; ancak birkaç yıl sonra iki taraf, ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda farklı görüşlere sahipti. Irak'taki çatışmanın doğasını büyük ölçüde Sünni-Şii ayrımı açıklarken, Afganistan'daki durum çok daha karmaşıktı. 11 Eylül saldırılarından sonra iktidara gelen ve Farsça konuşan Tacikler, Sünni Müslümanlardır ve İranlılarla yakın kültürel bağlarına rağmen, dini olarak aynı mezhebi paylaşmıyorlar. Buna karşılık, Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın, en azından Afganistan arenasında, onları kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'da Afganistan konusunda istişareler için düzenlenen “Moskova Formatı” toplantısında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki'yi kabul ediyor, 5 Ekim 2026 / Fotoğraf: Reuters Bu arada, Molla Abdusselam Zaif'in “Taliban'la Hayatım” adlı kitabında anlattığı gibi, Taliban'ın Pakistan'a olan güveni azalıyordu. Zira Pakistan ordusu, Zaif de dahil olmak üzere birçok Taliban liderini tutuklamış ve onları Guantanamo’ya gönderen Amerikalılara teslim etmişti. Taliban liderliği, kendisine yönelik baskı arttığında Pakistan'ın liderlerini Amerika Birleşik Devletleri'ne teslim etmekten çekinmeyeceğini anladı. Böylece hareket, yeni müttefikler ve hamiler aramaya başladı ve en şiddetli düşmanlarından ikisi olan İran ve Rusya'da potansiyel ortaklar buldu. Buna paralel olarak, Taliban Şii karşıtı ideolojik duruşunu gözden geçirmeye ve Afganistan içindeki Şii Müslümanlara karşı daha fazla hoşgörü göstermeye başladı. Afganistan'daki artan Rus ve Çin yatırımlarıyla birlikte, özellikle Pekin, Pakistan'ın şahit olduğu karışıklıkların aksine, bu ülkenin istikrar kazanması için gayret etmeye yöneldi; zira Pakistan'daki karışıklık, Pekin'in Belucistan'daki yatırımlarını sekteye uğratmıştı Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Taliban'ın bakış açısına göre, Pakistan nihayetinde Batı destekli bir ordu tarafından yönetilen ve her zaman Amerikan politikalarıyla uyumlu hareket etmeye hazır bir ülkeydi. Tahran da burada bir fırsat yattığını gördü. Doksanlı yıllarda Pakistan'ın Afganistan’da baskın hale gelmesi ve İran'ın Afganistan arenasından dışlanmasının ardından, İran ve Süleymani bu yenilginin intikamını almak istediler. Bu durum, Afganistan-Pakistan sınırını aşan dağlarda
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ve İsrail'in ülkesine yönelik saldırılarının küresel enerji güvenliğini ve dünya ekonomisini tehdit ettiğini belirterek, bu saldırıların enerji piyasalarında istikrarsızlığa ve fiyat şoklarına yol açtığını söyledi.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve İran arasında Tahran'da gerçekleştirilen dörtlü güvenlik toplantısı, uluslararası basında geniş yer buldu. Reuters görüşmeleri Orta Doğu'da yeni bir askeri tırmanışı önlemeye yönelik diplomatik girişim olarak değerlendirdi. Associated Press (AP) ise görüşmelerin süreceğini kaydetti.
Bu makale, ABD’nin klasik tek taraflı güç projeksiyonu ve İsrail’in sertlik yanlısı politikaları üzerine kurulan faraziyeleri, Türkiye’nin politik güç ile hibrit gücü birleştiren modeli çerçevesinde inceler. Politik güç (güvenilirlik, liderlik, geçerli önerilerin sunulması ve ikna kapasitesi) ile hibrit güç (caydırıcı kapasite, istihbarat, askerî varlık, enerji-hukuk araçları ve işlemsel diplomasi) birleşimi, Türkiye’nin 2016 sonrası hazır bulunuşluluğunu tanımlar. Libya, Afrika, Orta Doğu, Körfez ve Kafkasya’daki aktif bölgesel politikalar bu birleşimi somutlaştırmış; 2026 Libya birleştirme süreci, Mekke Anlaşması, R4 mekanizması ve İran Savaşı bağlamındaki girişimler stratejik durum değişikliğinin güncel örnekleri olarak ele alınmıştır. Bütün bunlardan yola çıkarak amaç şudur: Acaba Türkiye modeli başka anlaşmazlık bölgelerinde de benzer biçimlerde uygulanabilir mi? Anahtar kelimeler: Politik güç, hibrit güç, ikna gücü, caydırıcılık-diplomasi senkronizasyonu, hazır bulunuşluluk, bölgesel inisiyatif, durum değişikliği Giriş Uluslararası sistemde büyük güçlerin bölgesel müdahale kalıpları ile orta büyüklükteki aktörlerin stratejik otonomi arayışları arasındaki fark, hibrit çatışma ortamında daha da belirginleşmiştir. ABD’nin askerî faaliyet veya ekonomik yaptırım öncesinde “önceden rıza arayıp aramadığı” sorusu, güç asimetrisine dayalı klasik davranış kalıbını yansıtırken; İsrail’in sertlik yanlısı politikalarının diyalogla ılımlılaştırılması yapısal kısıtlarla sınırlı kalır. Bu makale, söz konusu faraziyeleri analitik zemin olarak ele aldıktan sonra, Türkiye’nin politik güç ile hibrit gücü birleştirerek nasıl bölgesel inisiyatif geliştirdiğini, ikna gücünü nasıl inşa ettiğini ve bu birleşimi stratejik durum değişikliğine nasıl dönüştürdüğünü inceler. Kuramsal çerçeve: Politik güç, hibrit güç ve ikna kapasitesi Politik güç; zaman içinde kazanılan güvenilirlik, liderlik, geçerli ve uygulanabilir önerilerin sunulması ile sözü dinlenir kılma kapasitesini ifade eder. Hibrit güç ise kinetik (askerî caydırıcılık, İHA/SİHA, denizaşırı varlık, operasyonel derinlik) ve kinetik olmayan (istihbarat, enerji, hukuk, işlemsel diplomasi) araçların senkronize kullanımıdır. Bu ikisinin birleşimi, “askerî denge olmadan diplomasi kırılgan, diplomasi olmadan askerî denge sürdürülemez” ilkesini hayata geçirir ve klasik zafer yerine stratejik durum değişikliğini mümkün kılar ki öteden beri gündeme getirdiğim temel tezim budur. İkna gücü, politik gücün görünür yüzüdür; ancak arka plandaki hibrit güç parametreleri olmadan sürdürülebilir değildir. ABD ve İsrail faraziyeleri üzerine analitik not ABD’nin bölgesel hareket tarzı, tarihsel güç avantajını kendi lehine çevirme üzerine formüle edilir ve önceden üçüncü ülke rızasına tabi değildir. İsrail’in sertlik yanlısı çizgisi ise diyalog mekanizmalarını sınırlı biçimde kabul eder. Her iki durumda da bölgesel aktörlerin politik güç (ikna ve güvenilirlik) ile hibrit güç (caydırıcılık ve çok araçlı kapasite) birleşimi zayıf kaldığında vekil güçler ile yan etkiler çatışmayı genişletir. Türkiye’nin modeli, bu iki gücü sistematik biçimde birleştirerek boşluğu doldurmayı hedefler ve gerçekçi bir çözüm üretir. Politik güç ile hibrit gücün birleşimi: Hazır bulunuşluluk ve aktif bölgesel politikalar Türkiye’nin bütün bu süreçlere hazır olduğu, 2016 sonrası hibrit güç kapasitesinin inşası ile politik gücün (güvenilirlik ve ikna) eşzamanlı geliştirilmesiyle görünür biçimde ortadadır. Hibrit güç unsurları şunlardır: Savunma sanayiinde yerlilik ve ihracat atılımı (2025-2026’da 10-11 milyar dolar eşiğinin aşılması), denizaşırı varlık (Katar, Somali TURKSOM, Libya), sınır ötesi operasyonel derinlik ve istihbarat-diplomasi senkronizasyonu. Politik güç ile hibrit gücün birleşimi, şu coğrafyalardaki aktif politikalarla somutlaşmıştır: • Libya: Askerî denge (hibrit) sonrası her 2 tarafla ilişkilerin geliştirilmesi ve birleştirme önerilerinin sunulması (politik). • Afrika: Somali’de kapasite inşası ve güvenilir ortaklık itibarı. • Ortadoğu: Suriye ve Irak’ta operasyonel derinlik ile bölgesel sahiplenme önerileri. • Körfez: Katar’daki varlık, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Bedir Mutabakat Zaptı; kolektif caydırıcılık çerçevesi içinde ikna kapasitesi. • Kafkasya: Azerbaycan ile Şuşa Beyannamesi, eğitim ve İHA/SİHA desteği; “tek millet, tek ordu” yaklaşımının stratejik dayanışmaya dönüşmesi. Bu birleşim, zaman içinde güvenilirliği pekiştirmiş ve geçerli önerilerin ikna edici olmasını sağlamıştır. Ampirik örnekler: Birleşimin fiilî çevirisi Libya hibrit süreci Askerî denge sonrası işlemsel diplomasi ve 20 Ekim 2026 Temsilciler Meclisi onayı, hibrit güç ile politik gücün hukuki ve siyasi çıktıya dönüştüğünü gösterir. Ankara’daki “Tek Libya” görüşmeleri (Sirte ortak merkez, ordu birleştirme), geçerli önerilerin arka plan kapasitesiyle desteklendiği liderlik örneğidir. Mekke Anlaşması, R4 ve Körfez-Ortadoğu bağlamı Ağustos 2026 Mekke Anlaşması ve 23 Ekim 2026 İstanbul R4+E3 toplantısı (İtalya da katıldı), hibri
İsrail'de genel seçimler için oy kullanma işlemi başladı. Seçimlerin mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot arasında başa baş bir yarışa sahne olması bekleniyor.

Comments