DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, TBMM'nin 28'inci dönem 5'inci yasama yılı gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yasama yılının hareketli geçeceğini ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşmelerinin yanı sıra "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu'nun işleyişine tanıklık edileceğini belirten Aksakal, parlamentodaki partilerin katılımıyla "İzleme Komisyonu" oluşturulacağını hatırlattı. Önder Aksakal, Ağustos 2025'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun, "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" mottosuyla hazırladığı rapor ve 1'inci madde doğrultusunda yasaya kabul oyu verdiklerini hatırlattı. Aksakal, şöyle konuştu: "Aradan iki ay geçmiş olmasında rağmen hala PKK terör örgütünün yöneticisi konumundakiler herhangi bir faaliyette bulunmamışlar, dahası bulunmadıkları gibi üstelik yasanın amir hükümleri aksine beyanlar vermeye devam etmektedirler. İmralı’da cezasını çekmekte olan bebek katiline ve terör örgütü mensuplarına bir genel af beklentisi içinde olduklarını, Öcalan’ın serbest bırakılması ve tüm militanlarının siyaset yapmalarına olanak sağlayacak yasal düzenlemeler Meclis'ten geçirilmediği müddetçe silah bırakmayacaklarını açıkça deklare etmeleri, 'Çerçeve Yasanın' bir işlerlik kazanamayacağını ortaya koymaktadır. Biz bunu öteden beri de söylüyoruz." fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Aksakal'dan "fon krizi" değerlendirmesi Sermaye piyasalarında yaşanan "fon krizine" ilişkin de konuşan Önder Aksakal, denetim yetersizliklerine ve finansal risklere dikkati çekti. Aksakal, 2024-2026 yılları arasında halka arz olan şirket hisselerinde spekülatif hareketler yapıldığını ve küçük yatırımcıların tuzağa düşürüldüğünü belirterek, TERA ve PUSULA şirketleri örneğini vererek SPK'nın zamanında uyarıda bulunmadığını söyledi. Geçmişteki banker krizlerini hatırlatan Önder Aksakal, şu ifadeleri kullandı: Ancak bugün yaşanan 'fon krizi' bir genel ekonomik kriz değildir, bir sermaye krizidir. Ama tehlikeli noktası, fonlardaki oluşan tahmini 22 - 25 milyar dolar civarı zararın haricinde, fonlarla hiç ilgilenmeyen, devletin SPK üzerinden yaptığı denetimlere güvenerek borsamıza yatırım yapan, ağırlıklı olarak küçük yatırımcıların ve hatta devlet garantili Bireysel Emeklilik Sistemine katılıp hisse senedi fonlarını seçen yüzbinlerin uğradığı zarar ile oluşan yıkım çok daha büyüktür. Ülkemizde Sermaye piyasalarına olan güveni sarsmıştır. "Organize dolandırıcılığa zemin hazırlayan SPK yetkililerinin sorgulanması" gerektiğini kaydeden Aksakal, Hazine ve Maliye Bakanı'nın 1 yıl önceden uyarmasına rağmen tedbir alınmadığını, BDDK tarafında ise bir problem görülmediğini söyledi. Özerk kurumların siyasi müdahalelerle kağıt üstünde kaldığını belirten Aksakal, DSP olarak 3 yıl önce Carry Trade ve korsan fon uyarılarını yaptıklarını hatırlattı. Devletin 1 milyon liraya kadar yatırım yapanları korumaya almasının yerinde bir adım olduğunu belirten Aksakal, haksız kazanç elde edenlerin ceza alması için konunun takipçisi olacaklarını ifade etti. "TBMM kanun dışılıkların şemsiyesi olmamalıdır" Dokunulmazlık zırhına güvenilerek işlenen suçların üzerine gidilmesi gerektiğini dile getiren Aksakal, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a çağrıda bulunarak, şöyle devam etti: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş da bu konuda ilk adımı atmalıdır. Savcılıklarda ve mahkemelerde yargılamaları devam eden yolsuzluk dosyalarıyla ilintili olan Milletvekilleri hakkında yüce Mecliste gönderilmiş ve hâlâ bekleyen fezlekeleri, hangi partiye mensup olduklarına bakılmaksızın derhal genel kurul gündemine getirmelidir. Bu şekilde en azından, oluşan toplumsal tepkinin yatışması, yurttaşların devlete olan güven duygularındaki erozyonun durdurulmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun dışılıkların şemsiyesi olmamalıdır. "2027 bütçesi üretimi artırmaya yönelik olmalıdır" 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşmelerine ilişkin de konuşan Aksakal, 31 Ağustos 2026 itibarıyla toplam bütçe açığının 1 trilyon 308 milyar lira olduğunu ve bunun öngörülen açığın yüzde 50'sinden fazlasına denk geldiğini belirtti. Faiz giderlerinin kontrol altına alınması durumunda, bütçe açığı oranının düşürülebileceğini söyleyen Aksakal, şunları söyledi: Buradaki büyüme çok gerçekçi değil, daha önce de söylediğimiz gibi hormonlu, enflasyon kaynaklı büyüme. İşsizlik yüzde 8.1 ama bütçe açığı (Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası) yüzde 3.5. Bu rakamlar faiz yükü baskısının yine devam edeceğini bize gösteriyor. 2025 yılından kalan faiz yükü 2026 yılını nasıl olumsuz etkiliyorsa, 2026 yılının faiz yükü de 2027 yılını etkileyecektir. Faiz yükünde yüzde 4 ya da yüzde 5 oranında bir indirim sağlayabilirsek 2027 yılının 2028 yılına olacak baskısını azaltmış oluruz. Böylece GSYH’yı yüzde 3 ün altına düşürebilirsek de Avrupa standartlarına da yaklaşabiliriz. Bu söylediklerimin hepsi
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments