Tarih boyunca bitkiler, insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası oldu. Farklı kültürlerde farklı anlamlara sahip olan bitkilere insanoğlu farklı anlamlar yükledi. Farklı medeniyetler bitkileri resim sanatında, edebiyatta ve mitolojik hikâyelerde sıklıkla kullandı. Bitkiler, yalnızca doğada değil, mimaride, sanatta, edebiyatta, insanların gündelik yaşamında, farklı medeniyetlerin ritüellerinde yeniden hayat buldu. Bitkiler, farklı toplumlarda yeni anlamlar kazanır ve başka anlatılarla birleşir. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Tarih boyunca bitkiler, insan yaşamının önemli bir unsuru olup sanata, edebiyata ve mitolojik hikâyelere konu oldu. İnsanoğlu, mağara döneminden itibaren mağara duvarlarına hayvan ve bitki resimleri yaptı. Bitkilerin bilimsel olarak incelenmesi, Antik Mısır ve Antik Yunan dönemlerine dayanır. Çin ve Hint metinlerinde de şifalı bitkilerle ilgili resimler bulunmaktadır. 14 ve 15'inci yüzyıllardan itibaren Avrupa’da botanik çalışmaları hız kazandı. Botanik bilimi ilk olarak Kuzey Avrupa ve İtalya’da gelişti. Botaniğe olan merakın arttığı dönemlerde gezginler ve doğa bilimciler, farklı coğrafyalara ait hayvan ve bitkileri gözlemleyebilmek amacıyla farklı yerlere seyahat ettiler. Seyahatleri sırasında gözlemledikleri bitki ve hayvanların resimlerini çizdiler. Ayrıca seyahatleri sırasında topladıkları tohumlar ve bitki örnekleriyle kendi ülkelerinde botanik bahçeleri kurdular. 16'ncı yüzyılda Avrupa’da çiçek yetiştirme kültürünün önem kazanmasıyla çiçekler, resim sanatının vazgeçilmez konularından biri oldu. Çiçekler, özellikle Kuzey Rönesans resimlerinin önemli bir parçasıydı. 17'nci yüzyılın başlarında uzak ülkelere yapılan seyahatler sayesinde çeşitli bitki türleri ve baharatlar Avrupa’ya kadar ulaştı. Yeni bitki türlerinin tanınmasıyla sanata konu olan bitki çeşitliliği de arttı. Bitki ressamlığı Orta Çağ’da manastır ve saray bahçelerinde bitkiler yetiştirilip bitkilerin şifalı özelliklerinden faydalanılıyordu. O dönemde bitkiler kayıt altına alınıp ayrıntılı şekilde resmediliyordu. Rönesans’la birlikte bilimsel araştırmaların ve botanik çeşitliliğin artmasıyla bitki çizimleri de daha gerçekçi bir görünüm kazandı. Bu dönemde bitkilerin tohumlarından iç yapılarına kadar detaylı çizimlere rastlarız. Özellikle Leonhart Fuchs’un De Historia Stirpium Commentarii Insignes (Bitkilerin Tarihi Üzerine Önemli Yorumlar, 1452) eserinden sonra botanikçiler ve sanatçılar bitkileri doğrudan inceleyip çizimlerini yapmaya başladılar. Bitki ressamlığının altın çağı 17 ve 18'inci yüzyıllar, bitki ressamlığının altın çağı olarak bilinir. O dönemde uzak ülkelere yapılan seferler, çeşitli bitkilerin ve baharatların Avrupa’ya gelmesini sağladı. O dönemde botanikçi ve bitki koleksiyonu yapan insanların çoğu, Balkan Yarımadası, Yakın ve Uzak Doğu’dan ithal edilen farklı bitkileri ve egzotik çiçekleri alabilmek için yoğun çaba içindeydi. Yeni bitki türlerinin ortaya çıkması, sanatta kullanılan bitki çeşitliliğinin artmasına neden oldu. Özellikle lale gibi soğanlı bitkiler, bu dönem resim sanatında ön plana çıkmıştır. Ancak bu çiçeklerin son derece pahalı olması ve nadir bulunması, onlara erişimi zorlaştırıyordu. Bu dönemde çiçekler, resim sanatının merkezine yerleşti. Hollandalı sanatçılar, gül, lale, şakayık ve zambak gibi çiçek türlerini eserlerinde kullandılar. O dönemde baskı tekniklerinin gelişmesi, bitkilerin daha önce olmadığı kadar detaylı biçimde kaydedilmesine olanak sağladı. Türkiye’de bitki ressamlığı Türkiye’de bilimsel bitki ressamlığının öncüleri arasında yıllarca İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Nebahat Yakar yer alır. Nebahat Yakar, bitki ressamlığı dışında akademik çalışmalar da yapmıştır. Yakar, 1964-1966 yıllarında yayımlanan *Renkli Türkiye Bitkileri* adlı kitabında tanımlama kadar çizimin de önemli olduğunu vurgular. 2000’li yıllardan itibaren ülkemizde bilimsel bitki ressamlığının gelişmesi ve yeni ressamların yetişmesi için Ali Nihat Gökyiğit, Adil Güner ve Christabel Frances King’in öncülüğünde çeşitli çalışmalar yürütüldü. Bu çalışmalar sayesinde yetişen Gülnur Ekşi Bona, Işık Güner ve Hülya Korkmaz, uluslararası alanda tanınan çalışmalar yapmıştır. Ayrıca bu değerli isimler, bitki ressamlarının yetişmesine de katkı sağlamıştır. Bu kapsamda 2012 yılında Resimli Türkiye Florası Projesi başlatıldı. Proje, bitki ressamları, araştırmacılar ve akademisyenleri bir araya getirerek Türkiye florasını ayrıntılı çizimler ve bilimsel bilgiler aracılığıyla belgelemeyi hedefledi. Botanica Anadolu’nun bitkileri sergisinden eserler Botanica Anadolu’nun bitkileri sergisi Ankara’daki Erimtan Müzesi, Botanica Anadolu’nun Bitkileri isimli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, Türkiye’den 40 bitki ressamının 71 çalışmasını bir araya getirerek Anadolu’nun bitki çeşitliliğini sergiliyor. Botanica Anadolu’nun Bitkileri sergisi, Erimtan Müzesi ve Flora Araştırmaları Derneği’nin Bitki Ressamları Komitesi (BİRET)
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments