Hubble Network, düşük enerjili Bluetooth cihazlarının verisini uydular üzerinden iletmeyi hedefleyen ağını genel kullanıma açtığını duyurdu. Şirket aynı açıklamada 200 milyon dolarlık C serisi yatırım aldığını ve değerlemesinin 1,6 milyar dolara ulaştığını belirtiyor. Amaç, kargo, ekipman ve sensör gibi nesnelerin konum veya durum bilgisini hücresel kapsamanın bulunmadığı yerlerden de alabilmek. Bunun için mevcut Bluetooth LE donanımını kullanan ürünlerin yazılımına şirketin araçlarını eklemek gerekiyor; sıradan her Bluetooth cihazı kendiliğinden uyduya bağlanmıyor. Hubble’ın yaklaşımı, izlenecek her nesneye ayrı bir hücresel ya da klasik uydu modeminin takılmasını gerektirmemeye dayanıyor. Şirket, uyumlu Bluetooth LE radyo için SDK ve aygıt yazılımı güncellemesiyle ağa erişim sağlanabileceğini söylüyor. Bu açıklama teknik bir olasılığı ve şirketin sunduğu hizmeti tarif ediyor; her eski ürünün güncellemeyi alacağı veya bütün ortamlarda aynı bağlantı başarısını göstereceği anlamına gelmiyor. Cihaz üreticisinin yazılım desteği ve anten tasarımı gerçek uygulamada belirleyici olacak. Şirketin verdiği bilgiye göre alçak Dünya yörüngesinde şu anda altı uydu çalışıyor. Hedef, sayıyı 2030’a kadar 60’a çıkarmak. Bugünkü uydu sayısıyla gelecekteki kapsama hedefini birbirinden ayırmak gerekiyor. Ayrıca Hubble, yeryüzündeki ağında 170 ülkede 100 milyondan fazla ağ geçidi bulunduğunu ve 500 binden fazla cihazın etkin olduğunu bildiriyor. Bu rakamlar şirketin kendi beyanına dayanıyor; bağımsız bir kapsama veya kesintisiz bağlantı ölçümü olarak okunmamalı. Yatırım … Hubble Network, Bluetooth cihazlarını uydulara bağlamak için 200 milyon dolar aldı haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Read the full story at the source
This story was published by Teknoblog.
See other sources covering this event →
12. nesil iPad Apple Intelligence desteği ve A19 çip ile geliyor. Yeni giriş seviyesi iPad özellikleri ve çıkış tarihi hakkında detaylar.
Türkiye’de üretken yapay zeka ürünlerini kullananların payı, Microsoft’un son ülke verisinde yüzde 18,9 olarak görünüyor. Şirketin yayımladığı veri tablosu, 2026’nın ilk çeyreğinde aynı oranı yüzde 17,4 olarak veriyor. Artış bir çeyrekte 1,5 yüzde puanına ulaşıyor ve ikinci çeyrekteki yüzde 18,8’lik dünya ortalamasının hemen üzerine çıkıyor. Aradaki fark yalnızca 0,1 puan; dolayısıyla Türkiye’nin dünyadan çok ileride olduğu gibi bir sonuç çıkarmak doğru olmaz. Küresel ölçümde artış yüzde 17,8’den yüzde 18,8’e, yani bir puan düzeyinde gerçekleşti. Türkiye’nin çeyreklik artışı bu değerden yarım puan daha yüksek. İlk çeyrekte dünya ortalamasının 0,4 puan altında bulunan ülke, son veride 0,1 puan üzerine geçmiş oluyor. Bu karşılaştırma kullanımın yayılma hızını gösteriyor; kullanılan araçların verimini veya ortaya çıkan iş kalitesini ölçmüyor. Microsoft, rapor özetinde ölçümün 15 ile 64 yaş arasındaki nüfusa odaklandığını belirtiyor. Hesaplamaya, rapor döneminde en az bir üretken yapay zeka ürünü kullanmış kişiler dahil ediliyor. Şirket anonimleştirilmiş ve toplulaştırılmış kullanım verilerini işletim sistemi, cihaz pazar payı, internet erişimi ve nüfus farklarına göre düzeltiyor. Bu yöntem ülke karşılaştırmasını kolaylaştırsa da bütün yapay zeka hizmetlerinin kullanıcılarını tek tek sayan bağımsız bir nüfus araştırması değil. Tablodaki yüzde 18,9 değerini “Türkiye’de her beş kişiden biri düzenli kullanıyor” biçiminde okumak da isabetli olmaz. Oran bütün nüfusu değil, çalışma çağındaki grubu … Türkiye’de üretken yapay zeka kullanımı yüzde 18,9’a çıktı haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
İtalya'nın dev bankası Fideuram, yapay zeka destekli ses klonlama ve sahte WhatsApp mesajları kullanılarak gerçekleştirilen sofistike bir siber saldırıyla 95 milyon euro dolandırıldı.
Avrupa’da elektrikli kamyonların yaygınlaşması, şarj noktası sayısından çok daha geniş bir altyapı planlaması gerektirebilir. Yeni bir araştırma, orta düzey elektrikliye geçiş senaryosunda yıllık şarj enerjisi talebinin 2035’te yaklaşık 100 TWh’ye ulaşacağını hesaplıyor. Model aynı değerin 2045’te yaklaşık 200 TWh’ye çıkabileceğini öngörüyor. Bunlar gerçekleşmiş tüketim verileri değil; kamyon filolarının dönüşüm hızına ve seçilen senaryoya bağlı tahminler. Çalışma, Avrupa Birliği’nin 27 üyesine ek olarak Birleşik Krallık, Norveç ve İsviçre’yi kapsıyor. Araştırmacılar bölgesel taşımacılığı, uzun yol seferlerini, kamyonların şarj davranışını ve farklı elektrikliye geçiş hızlarını VESUVIO adlı modelde birleştirmiş. Böylece ihtiyaç duyulan toplam elektriğin yanı sıra talebin hangi bölgelerde ve günün hangi saatlerinde yoğunlaşabileceğini de hesaplamışlar. Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya ve İtalya, toplam tüketimde öne çıkması beklenen büyük pazarlar arasında yer alıyor. Öne çıkan bulgu, enerjinin büyük kısmının yol üzerindeki halka açık istasyonlardan gelmeyecek olması. Rapora göre depolardaki şarj, ülkelerin çoğunda toplam ihtiyacın yüzde 70 ile 80’inden fazlasını karşılayabilir. Kamyonların sefer sonrasında aynı tesise dönmesi, gece boyunca daha planlı şarja olanak veriyor. Bununla birlikte transit taşımacılığın yoğun olduğu küçük ülkelerde yol üstü şarjın payı yüzde 30 ile 50’yi aşabiliyor; dolayısıyla yalnızca depo yatırımı bütün güzergâhları karşılamıyor. Talep haritası da eşit bir dağılım göstermiyor. Model, yaklaşık 250 kilometrekarelik altıgen alanlar kullanıyor ve en … Avrupa’da elektrikli kamyonların şarj talebi 2035’te 100 TWh’ye ulaşabilir haberi ilk önce Teknoblog üzerinde yayımlandı.
Comments