Anıların ve duyguların insan yaşamı üzerindeki etkisini en derinden hisseden şairlerden biriydi; kuşatma altındaki Filistin topraklarında, Akka yakınlarındaki El-Birve köyünde, Arap bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı Mahmud Derviş (1941-2008). Çok erken yaşlarda, henüz 5 yaşındayken ilkokula başladı. Dedem, bu kadar erken yaşlarda okuyabiliyor olmamla övünürdü. Sakin ve başarılı bir öğrenciydi. 1948'de patlak veren çatışmalar nedeniyle gece gizlice Lübnan'a kaçmak zorunda kaldı ailesiyle birlikte. Mülteci olarak Lübnan'daki kamplarda dünyayı anlamlandırmaya başladı gerçek anlamda. Mültecilik dramını iliklerine kadar yaşadı. "Mültecilik", "çatışma", "sürgün", "göç" kelimelerinin sözlük anlamını bilmiyordu ama yaşıyordu. Hangi çocuk bu ağır kelimelere ihtiyaç duyar, sözlük anlamını bilir? O, temiz çocuk dünyasına bu kelimeleri almak zorunda kaldı. Unuttum kalbimin görevini. Çocukluğunu doyasıya yaşamadan kendisini aniden savaş isteyen insanların yaratmış olduğu bir kaos ortamında buldu. Kamplarda kalırken Arapların İsrail'e galip geldiğinin haberini bekler, geceleri kamp ateşinin başında bununla ilgili hikâyeler dinler ve anlatırdı. Sürgüne dair herhangi bir şikâyetimi dile getiremem; sürgün bana son derece cömert davrandı, insanlığımı ve dilimin alanını genişletti… Sürgünden vazgeçemem çünkü o, temel bileşenlerimden biridir. Mahmud Derviş’in 1941’de dünyaya geldiği El-Birve köyünden bir görünüm / Fotoğraf: Wikimedia Commons Yaklaşık 3 yıl kaldıktan sonra bir gece gittikleri gibi yine kendi topraklarına döndüler. Geldiklerinde karşılarında yakılıp yıkılan bir köyün enkazı vardı, son çare olarak yüksek bir dağın yamacına kurulan Deir El Esed köyüne yerleştiler. Bu köy yerel sanatıyla meşhurdu. "Şarkıcı" lakaplı, İsrail tarafından aranan ve bu köyde gizlice yaşayan anonim birisi, Derviş'in şiir bilincinin oluşmasını sağladı. Bu şarkıcı, şiirsel bilincimdeki ilk şarkıcıdır. Burada eğitimine kaldığı yerden devam etti. Onlu yaşlarında edebiyata, şiire yönelimini fark etti. Kendisinin, ailesinin başına gelenleri, kampta şahit olduklarını yazıyordu ufak ufak kâğıtlara. Yollarda geçen olayları, insan kesitlerini anlatmak, ayrıntılarına ağırlık vermek zor iş. Oktay Akbal'ın Yiğit Elden hikâyesinde dediği gibi; herkesin bir sığınağı, yaşayacağı bir yeri olduğunu yazar. Derviş de şiire sığınmıştı, teselliyi orada bulmuştu. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Kompozisyon yazmadaki yeteneğini bilen öğretmeni, ondan İsrail devletinin kuruluşu kutlamasında okuyabileceği bir şiir yazmasını ister. Politik akıl ve öngörüden uzak olan Derviş, yaşadıklarını, halkının yaşadığı dramı, topraklarının ele geçirilmesini, askerî valilerin insanlara yaptığı zulmü yazdı çocuk masumiyetiyle. Tüm devlet erkânının ve halkın huzurunda, büyük ve görkemli etkinlikte 14 yaşındaki Mahmud Derviş, her kelimesi siyasi mesajlar içeren şiirini okudu. Şiiri önceden dinlemediği için içeriğini bilmeyen öğretmeni, olacakları önceden tahmin etmiş olmalı, yerinde donup kaldı. Şiir, büyük bir yankı uyandırdı. Askerî vali törenden sonra onu makamına çağırdı; dövdü ve bir daha şiir yazması hâlinde hapishaneye gireceği tehdidinde bulundu. Valinin kötü muamelesine kadar şiiri; duygu patlaması ve eğlenceden ibaret zannediyordu; pek ciddiye almıyordu. Bedenine inen darbeler, ona şiirin ciddiyetini kavrattı ve şair olarak izleyeceği istikametini belirledi. Şiirin bir silah olduğunu o an anladım. Lise yıllarında yaşadığı sarsıcı o an; şiire, edebiyata bakışını değiştirdi. Önceliğini Arap millî edebiyatına verdi. Evrensel şiir, evrenselden başlamaz. Şair ne kadar evrensel ya da zamansız olursa olsun; sonuçta yerel bir çevrenin ürünüdür. Bedeni buradandır ne olursa olsun. Arap şairlerini araştırdı, onların şiirini okudu. Okuduğu ilk şiirler; Arap dilinin en büyük şairlerinden El-Mütenebbi'nin şiirleridir. Mütenebbi'nin siyasetçilere mesafeli oluşu, onların gölgesine sığınmaması onu etkiler, onun kişiliğine hayran kalır. Ünlü şairin şiirlerini okurken karşısına çıkan "Altımda rüzgâr varmış gibi huzursuzum" cümlesi Derviş'i derinden sarsar ve "Bu sözler için benim söylemek istediğim her şeyi o tek bir satırda söyledi" der. Genç Mahmud Derviş, şiir ve edebiyatla birlikte siyasi ve kültürel hayatının da şekillendiği yıllarda / Kolaj: Independent Türkçe Liseyi bitirir bitirmez İsrail Komünist Partisi'ne (İKP) üye olur. Partinin Hayfa'daki gazetesi El-Cedid 'in editörü ve dergilerinin genel yayın yönetmeni olur. Komünizmle tanışan Derviş; Al-İttihad gazetesini, Maksim Gorki'yi, Lenin'i okuyarak devrimci ve komünist edebiyatı daha yakından tanır. Sanatsal çizgisini sol görüş üzerine inşa eder. İsrail devletinin okullarındaki eğitimiyle İbraniceyi iyi derecede öğrenir. Dünya edebiyatını İbranice çevirilerinden okur. Yabancı edebiyatla tanışmamda İbraniceye olan borcumu inkâr edemem. Okuduğu, çağdaş kitaplar diyebileceğimiz eserler İngiliz manda döneminde kalanlardı. Derviş ve kuşağına Adonis'in şiirleri ulaşmadı
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments