Hürmüz Boğazı’ndan Babu’l Mendeb’e uzanan ve çok katmanlı bir baskı oluşturan bu hat, küresel enerji ihtiyaçlarının yanı sıra Suudi Arabistan’ın stratejik alternatiflerini de hedef alıyor. Bu baskı, Riyad’ın çok katmanlı baskıları göğüslemesini sağlayan boğazlar, boru hatları, müttefikler, havalimanları, enerji tesisleri ve güvenlik ortaklıklarını kapsıyor. Temmuz ayından bu yana güneyde Yemen’deki Husilerin öncülük ettiği, kuzeyde ise başta Ketaib Hizbullah olmak üzere Iraklı milislere dayanan bu kampanya, Riyad’ın sahip olduğu her yedek seçeneği daraltmayı amaçlıyor. Ancak bu ölçekte bir zorlama, karşı bir güç oluşmasına da yol açabilir. İran, Husiler ve İran destekli Iraklı milisler Hürmüz ve Babu’l Mendeb’i, Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını, boğazları aşmaya yönelik alternatifleri ve deniz ulaşım özgürlüğünü tek bir savaş alanında birleştirdikçe, küresel güçlerin her krizi ayrı ayrı değerlendirmesi veya bunun kendilerini etkilemediğini ileri sürmesi daha da zorlaşıyor. Tam da bu nedenle, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) desteğiyle Husilerin Kızıldeniz kıyısı ile Babu’l Mendeb Boğazı üzerindeki son hakimiyet hamlesi, iki boğaz ve aşılması uluslararası müdahaleyi gerektirecek eşikler üzerinden bir zorlama tuzağı oluşturuyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Suudi Arabistan ve küresel enerji piyasaları üzerinde çok katmanlı maliyetler oluşturan, DMO’nun yönlendirdiği ve öncelikle Riyad’a, ardından da stratejik seçeneklerine baskı kurmak üzere tasarlanan yatay tırmanma stratejisi, önemli bir risk de barındırıyor. Bu risk, bölgedeki güvenliğin uluslararasılaştırılması yoluyla Suudi Arabistan’ın askeri hazırlıklarını ve güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirmesini hızlandırmak ve İran ekseninin etkisizleştirmeyi umduğu dış desteği özellikle yeniden bölgeye çekmekten oluşuyor. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yaptığı ‘sıfır saati’ konuşmasının da gösterdiği üzere, bu gelişmeler Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine verdiği desteği de artırıyor. Husiler ön saflarda yer alıyor İran tarafından desteklenen Husiler, hem denizde hem de havada bu tırmanma yapısının merkezinde yer alıyor. Temmuz ayında Abha ve Cizan çevresinde Suudi Arabistan-Husi cephesinin yeniden açılmasıyla birlikte, eylül ayında da 19 Eylül itibarıyla Taif, Mekke’ye giriş noktaları ve başkent Riyad’a yönelik saldırılar düzenlendi. Denizde ise Husiler, temmuz ortasından bu yana Suudi Arabistan’a karşı ‘deniz ablukası’ uygulamaya çalışırken 10 gemiyi hedef aldı, birini batırdı ve toplam 16 denizci ile kurtarma görevlisinin ölümüne veya yaralanmasına yol açtı. 9 Eylül’de Irak’tan düzenlenen ve Husi milislerinin Kızıldeniz’in güney kıyılarına ve Babu’l Mendeb Boğazı’na doğru ilerleyişiyle aynı zamana denk gelen saldırı, DMO’nun hedeflerine ilişkin iyi bir örnek. Yenilenen saldırıların Kızıldeniz boyunca tehdit seviyesini yükseltmesi, sigorta ve navlun maliyetleri ile taşıma sürelerini artırması ve Babu’l Mendeb’e kıyasla Süveyş Kanalı’na daha fazla bağımlılık yaratması doğal bir sonuç oldu. Babu’l Mendeb’teki deniz trafiği, kriz öncesi seviyelere kıyasla yaklaşık yüzde 69 azalmış durumda. Horizon Brief’e göre, 3 Temmuz ile 26 Eylül arasında Suudi Arabistan topraklarında meydana gelen saldırıların incelenmesi, en az 37 hedef bulunduğunu ortaya koyuyor. Bunların 33’ü açık şekilde Husilerle, dördü ise Irak merkezli unsurlarla bağlantılı. Özellikle Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının toplam sayısı, temmuzdaki 6 ve ağustostaki 8 saldırıdan 26 Eylül itibarıyla hedef alınan bölgelere göre kaydedilen 26 saldırıya çıkarak yüzde 333 arttı. Toplam sayıları sınırlı olsa da 9 Eylül’de Irak'tan fırlatılan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen ve üç pompalama istasyonunda hasara yol açarak Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nı geçici olarak devre dışı bırakan saldırılar, tehdit ekseninin coğrafi kapsamını genişletti ve kesintinin etkisini artırdı. Suudi Arabistan’ın doğusundaki sahalardan Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya bin 200 kilometre boyunca uzanan bu hat, günde yaklaşık 4 ila 5 milyon varil petrol taşıyor. Bu miktar, küresel ham petrol arzının yüzde 4 ila 5’ine denk geliyor ve ihracatın Hürmüz Boğazı’nı bypass ederek gerçekleştirilmesine imkân sağlıyor. Hedefler açıktı: Suudi Arabistan’ın stratejik derinliğine baskı uygulamak, hava savunma sistemlerini yormaya çalışmak ve Riyad’ın Yemen hükümetine verdiği desteğe ilişkin seçeneklerini daraltmak. El-Alimi’nin kapsamlı bir askeri operasyonun başlatılması için yaptığı ‘sıfır saati’ konuşması dikkate alındığında, Husi milisleri şu ana kadar Riyad’ın stratejik yönelimini değiştirmeyi başaramadı. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, 4 Ekim 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan halka seslendiği bir televizyon konuşması yaptı / Fotoğraf: Reuters İki boğaz üzerinden enerji alanında kurulan zorlama tuzağı 9 Eylül’de Irak’tan düzenlenen ve Husi milislerinin Kızıldeniz’in güney kıyılarına ve Babu’l Mendeb
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments